Çeviride Kaybolan ve Kazanılanlar
İtalyanca'da sıkça anılan bir söz vardır: "Traduttore, traditore", yani "Çevirmen, hain". Bu söz, çevirinin kaçınılmaz olarak özgün metne bir ölçüde ihanet ettiği düşüncesini dile getirir. Gerçekten de iki dil arasında birebir eşdeğerlik bulmak çoğu zaman mümkün değildir. Her dil, dünyayı kendine özgü biçimde düzenler ve bir dilden diğerine geçerken bazı anlamlar kaybolur.
Çevirinin zorluklarının belki de en bilinen örneği, başka dillerde tam karşılığı olmayan sözcüklerdir. Türkçedeki "gurbet" sözcüğü, yalnızca yabancı bir ülkede bulunmayı değil, sılaya duyulan özlemi ve yalnızlık duygusunu da çağrıştırır. "Hüzün" sözcüğü, basit bir üzüntüden farklı, derin ve biraz da şiirsel bir duygu durumunu anlatır. "Kolay gelsin" gibi bir dilek ise pek çok dilde doğrudan bir karşılığa sahip değildir. Bu tür sözcükleri çevirirken çevirmen, uzun bir açıklama yapmak, yakın bir karşılık seçmek ya da sözcüğü olduğu gibi bırakmak arasında bir seçim yapmak zorundadır.
Ancak "çevrilemez sözcükler" konusunda dikkatli olmak gerekir. İnternette sıkça paylaşılan "başka dillerde karşılığı olmayan sözcükler" listeleri, bazen bu sözcüklerin anlamlarını abartır ya da yanlış aktarır. Ayrıca bir sözcüğün tek sözcükle çevrilememesi, o kavramın başka bir dilde ifade edilemeyeceği anlamına gelmez. Bir dilde tek sözcükle anlatılan bir şey, başka bir dilde birkaç sözcükle anlatılabilir.
Çevirinin asıl zorluğu, çoğu zaman tek tek sözcüklerde değil, metnin bütününde ortaya çıkar. Şiir çevirisi bunun en iyi örneğidir. Bir şiirde anlam, yalnızca sözcüklerden değil, onların sesinden, ritminden, uyağından ve çağrışımlarından oluşur. Bir şiirin anlamını korumaya çalışan çevirmen, ritmini ve uyağını kaybedebilir; ritmini ve uyağını korumaya çalışan ise anlamından uzaklaşabilir. Bu nedenle bazı kişiler şiirin gerçek anlamda çevrilemeyeceğini, ancak başka bir dilde yeniden yaratılabileceğini savunur.
Kelime oyunları, deyimler ve kültürel göndermeler de çevirmenler için büyük zorluklar yaratır. Bir dildeki ses benzerliğine dayanan bir şaka, başka bir dilde tamamen anlamsız hâle gelebilir. Bir kültürde herkesin bildiği bir göndermeyi, başka bir kültürden okurlar hiç anlamayabilir.
Çeviri kuramcıları, bu zorluklar karşısında farklı yaklaşımlar geliştirmiştir. Bazıları, çevirinin özgün metne olabildiğince sadık kalması ve okura yabancı bir metin okuduğunu hissettirmesi gerektiğini savunur. Diğerleri ise çevirinin, hedef dilde doğal ve akıcı bir metin olarak okunması gerektiğini düşünür.
Tüm bu zorluklara rağmen çeviri, insanlık kültürünün en değerli etkinliklerinden biridir. Çeviri sayesinde farklı dillerde yazılmış eserler, dünyanın dört bir yanındaki okurlara ulaşır. Belki de çeviride her zaman bir şeyler kaybolur; ama çeviri olmasaydı, kaybedeceklerimiz çok daha fazla olurdu.