← Dil ve İletişim

Söz ile Eylem: Konuşarak Bir Şey Yapmak

"Söz veriyorum", "Özür dilerim", "Toplantıyı açıyorum", "Sizi karı koca ilan ediyorum"... Bu cümleler, ilk bakışta sıradan cümleler gibi görünür. Ancak bunlar, dünyayı betimlemekten çok, bir şey yapar. "Söz veriyorum" dediğimizde, söz vermeyi anlatmayız; söz vermiş oluruz. Bu basit gözlem, yirminci yüzyılın ortasında İngiliz felsefeci John Langshaw Austin'in dil felsefesine yaptığı önemli katkının çıkış noktası oldu.

Austin'den önce pek çok felsefeci, dilin temel işlevinin dünyayla ilgili doğru ya da yanlış önermeler ifade etmek olduğunu düşünüyordu. "Kar beyazdır" cümlesi doğrudur; "Ay peynirden yapılmıştır" cümlesi ise yanlıştır. Ancak Austin, pek çok cümlenin doğru ya da yanlış olarak değerlendirilemeyeceğine dikkat çekti. "Bu gemiye Özgürlük adını veriyorum" diyen bir kişinin cümlesi doğru ya da yanlış değildir. Bu cümle, uygun koşullarda söylendiğinde, gemiye bir ad verme eylemini gerçekleştirir.

Austin, bu tür cümlelere "edimsel" sözceler adını verdi. Bir edimsel sözcenin başarılı olabilmesi için bazı koşulların sağlanması gerekir. Örneğin bir nikâh töreninde "Sizi karı koca ilan ediyorum" cümlesi, ancak bu yetkiye sahip bir kişi tarafından ve uygun bir törenle söylendiğinde geçerli olur. Aynı cümleyi rastgele bir kişi sokakta söylerse, hiçbir hukuki sonuç doğmaz. Austin, bu tür başarısız eylemleri "yanlış" değil, "mutsuz" ya da "boşa çıkmış" olarak niteledi.

Austin, zamanla bu ayrımı daha da geliştirdi ve aslında bütün sözcelerin bir tür eylem olduğunu ileri sürdü. Bir cümle söylediğimizde, yalnızca belirli bir anlam taşıyan sözcükler üretmekle kalmaz, aynı zamanda bir şey yaparız: Bilgi verir, uyarır, soru sorar, rica eder, emir verir ya da tehdit ederiz. Örneğin "Köpek ısırır" cümlesi, bağlama göre basit bir bilgi, bir uyarı ya da bir tehdit olabilir. Ayrıca söylediklerimiz, dinleyici üzerinde belirli etkiler de doğurur: Onu ikna edebilir, korkutabilir ya da rahatlatabiliriz.

Austin'in çalışmaları, öğrencisi John Searle tarafından geliştirildi ve "söz edimleri kuramı" olarak bilinen yaklaşım, dil biliminin "edim bilim" adı verilen alanının temel taşlarından biri hâline geldi. Edim bilim, dilin bağlam içinde nasıl kullanıldığını ve insanların söylediklerinden nasıl anlam çıkardığını inceler.

Bu kuramın gündelik hayatta da önemli sonuçları vardır. Örneğin "Burası biraz soğuk." diyen biri, yalnızca odanın sıcaklığı hakkında bilgi vermiyor, pencereyi kapatmamızı rica ediyor olabilir. İnsanlar çoğu zaman isteklerini doğrudan değil, dolaylı biçimde ifade eder. Bir dili iyi bilmek, yalnızca sözcüklerin anlamını değil, bu dolaylı eylemleri de anlamayı gerektirir.

Okuduğunu sına

ÖSYM tarzı
Soru 1Bu metne göre Austin'in "edimsel" sözcelerle ilgili temel gözlemi aşağıdakilerden hangisidir?
Soru 2Metinde "Burası biraz soğuk." örneğine yer verilmesinin amacı aşağıdakilerden hangisidir?