Söylenenin Ardındaki Varsayımlar
"Ahmet sigarayı bıraktı." Bu basit cümleyi duyan biri, büyük olasılıkla Ahmet'in daha önce sigara içtiğini de anlar. Cümle bunu açıkça söylemez; ama bunu varsayar. Benzer biçimde "Kardeşin de mi geldi?" sorusu, başka birinin de geldiğini varsayar. Dil bilimde bu tür örtük varsayımlara "önvarsayım" adı verilir.
Önvarsayımların ilginç bir özelliği, cümle olumsuz yapıldığında bile korunmalarıdır. "Ahmet sigarayı bırakmadı." cümlesi de Ahmet'in sigara içtiğini varsayar. "Kardeşin de mi gelmedi?" sorusu da başka birinin gelmediği varsayımını taşır. Bu özellik, önvarsayımları cümlenin doğrudan söylediklerinden ayırır. Bir cümleyi olumsuz yaptığımızda onun doğrudan iddiasını reddederiz; ama önvarsayımları genellikle yerinde kalır.
Önvarsayımlar, belirli sözcükler ve yapılar aracılığıyla ortaya çıkar. "Bırakmak", "yeniden başlamak", "artık" gibi sözcükler, daha önceki bir durumu varsayar. "Bile", "de", "dahi" gibi sözcükler, başka bir durumla karşılaştırma yapıldığını gösterir. "Pişman olmak", "fark etmek" ya da "bilmek" gibi fiiller ise ardından gelen bilginin doğru olduğunu varsayar. "Ayşe, sınavı kaybettiğini fark etti." cümlesi, Ayşe'nin gerçekten sınavı kaybettiğini varsayar.
Önvarsayımlar, iletişimde son derece işlevseldir. Her şeyi açıkça söylemek zorunda kalmadan, ortak bilgilere dayanarak hızlı ve etkili biçimde iletişim kurmamızı sağlar. Ancak önvarsayımlar, kötü niyetli biçimde de kullanılabilir. Önvarsayım taşıyan sorular, dinleyiciyi istemediği bir varsayımı kabul etmeye zorlayabilir. "Ödevlerini kopya çekmeyi ne zaman bıraktın?" gibi bir soru, yanıt ne olursa olsun, kişinin bir zamanlar kopya çektiğini kabul etmesine yol açar. Bu tür sorular, mantıkta "yüklü soru" olarak bilinir ve bir safsata türü olarak kabul edilir.
Reklamlarda ve siyasi söylemlerde de önvarsayımlar sıkça kullanılır. "Neden hâlâ eski telefonunuzu kullanıyorsunuz?" diye soran bir reklam, eski telefon kullanmanın bir sorun olduğunu varsayar. Açıkça dile getirilmeyen bu varsayımlar, doğrudan bir iddiaya göre daha az sorgulanır ve bu nedenle daha etkili olabilir. Okur ya da dinleyici, dikkatini sorunun kendisine verirken, sorunun içine yerleştirilmiş varsayımı fark etmeden kabul edebilir.
Önvarsayımları fark etmek, eleştirel okuma ve düşünmenin önemli bir parçasıdır. Paragraf sorularında "Bu parçadan aşağıdakilerden hangisi çıkarılabilir?" türündeki sorular, çoğu zaman tam da bu beceriyi ölçer. Metinde açıkça söylenmeyen, ama söylenenlerin zorunlu olarak varsaydığı bilgileri bulmak, dikkatli bir okumayı gerektirir. Ancak bu süreçte metnin varsaydığı bilgiler ile okurun kendi tahminleri arasındaki sınırı korumak da önemlidir. Doğru çıkarım, metnin desteklediği, ama okurun kendi önyargılarını katmadığı çıkarımdır.