← Sanat ve Mimari

Notaların Ötesinde Bir Yolculuk: Türk Müziğinde Makam

Batı müziğinde bir eser genellikle "majör" ya da "minör" gibi bir tonaliteye göre bestelenir. Bu tonaliteler, belirli notaların oluşturduğu dizilerdir. Klasik Türk müziğinde ise benzer bir işlevi "makam" kavramı üstlenir. Ancak makam, yalnızca bir nota dizisinden ibaret değildir. Makamı anlamak, Türk müziğinin kendine özgü dünyasını anlamanın anahtarıdır.

Bir makamın ilk unsuru, onu oluşturan seslerin dizisidir. Ancak Türk müziğinde kullanılan sesler, Batı müziğindeki on iki eşit aralıklı sesten farklıdır. Türk müziğinde bir tam ses aralığı, daha küçük parçalara bölünür. Bu küçük aralıklara "koma" adı verilir. Kullanılan yaygın kuramsal sisteme göre bir tam ses dokuz komaya bölünür. Bu sayede Türk müziği, Batı müziğinde bulunmayan ara sesleri kullanabilir. Batı kulağına "yanlış" ya da "kaymış" gibi gelebilecek bu sesler, Türk müziğine kendine özgü rengini ve duygusunu kazandırır.

Makamın ikinci ve belki de en önemli unsuru, "seyir"dir. Seyir, bir makamda ezginin nasıl ilerleyeceğini, hangi seslerden başlayıp hangi seslerde duracağını ve nasıl sonuçlanacağını belirleyen yoldur. Bazı makamlarda ezgi pes seslerden başlayıp tize doğru yükselir; bazılarında ise tiz seslerden başlayıp pese doğru iner. Ayrıca her makamın, ezginin üzerinde durduğu "güçlü" adı verilen önemli bir sesi ve eserin bittiği "durak" adı verilen bir bitiş sesi vardır. Aynı sesleri kullanan iki farklı makam, seyirleri farklı olduğu için tamamen farklı bir duygu uyandırabilir.

Bu nedenle makam, bir dizi kuraldan çok, bir müzikal yolculuğun haritası gibidir. Bir besteci ya da icracı, makamın seyrine uygun olarak hareket ettiğinde, dinleyiciler o makamın kendine özgü havasını hisseder. Bazı makamların hüzünlü, bazılarının neşeli, bazılarının ise coşkulu bir duygu uyandırdığı düşünülür. Tarih boyunca bazı makamların insan ruhu üzerinde iyileştirici etkileri olduğuna da inanılmıştır.

Türk müziğinin bir başka önemli unsuru, ritim kalıplarını belirleyen "usul"dür. Usuller, vuruşların belirli bir düzen içinde tekrarlanmasıyla oluşur. Türk müziğinde Batı müziğinde pek sık rastlanmayan, düzensiz görünen ritim kalıpları da yaygındır. Örneğin dokuz vuruşun iki, iki, iki ve üç biçiminde gruplandığı "aksak" ritimler, Türk halk müziğinde ve sanat müziğinde sıkça kullanılır.

Türk müziği uzun süre büyük ölçüde sözlü olarak aktarıldı. Eserler, "meşk" adı verilen usta-öğrenci ilişkisi içinde, kulaktan kulağa öğretilir ve ezberlenirdi. Bu yöntem, eserlerin zaman içinde küçük değişikliklere uğramasına yol açabiliyordu. On sekizinci ve on dokuzuncu yüzyıllarda bazı müzisyenler, Türk müziği için özel nota yazıları geliştirdi. Bu nota yazıları sayesinde pek çok eser yazıya geçirilerek günümüze ulaşabildi.

Türk müziğinde neyden tanbura, kanundan uda kadar pek çok çalgı kullanılır. Bu çalgıların önemli bir kısmı, koma aralıklarını çalabilecek biçimde yapılmıştır. Örneğin perdesiz çalgılarda icracı, ses aralıklarını parmaklarıyla hassas biçimde ayarlayabilir.

Makam kavramı, yalnızca Türk müziğine özgü değildir. Arap, Fars ve Orta Asya müziklerinde de benzer sistemler bulunur. Bu ortaklık, bu kültürlerin yüzyıllar boyunca birbirini etkilediğini gösterir. Makam müziği, belirli kurallar içinde özgür bir yaratıcılığa izin veren zengin bir müzikal gelenektir.

Okuduğunu sına

ÖSYM tarzı
Soru 1Bu metne göre Türk müziğindeki "koma" kavramı aşağıdakilerden hangisini ifade eder?
Soru 2Metne göre aynı sesleri kullanan iki farklı makamın farklı duygular uyandırmasının nedeni aşağıdakilerden hangisidir?