Birden Fazla Melodinin Uyumu: Bach ve Polifoni
Bir koroda aynı anda farklı melodiler söyleyen sesleri düşünün. Soprano bir melodiyi söylerken, alto farklı bir melodiyle ona eşlik eder; tenor ve bas ise kendi bağımsız melodilerini sürdürür. Her bir melodi, tek başına dinlendiğinde anlamlı ve güzeldir. Ancak hepsi bir araya geldiğinde, birbirini tamamlayan ve zenginleştiren bir bütün oluşturur. Bu müzik anlayışına "polifoni", yani çok seslilik denir. Polifoninin en büyük ustalarından biri, on sekizinci yüzyılda yaşamış Alman besteci Johann Sebastian Bach'tır.
Polifoni, müzikte iki farklı yaklaşımdan biridir. Bir yaklaşımda tek bir ana melodi bulunur ve diğer sesler bu melodiye eşlik eden akorlar oluşturur. Bugün dinlediğimiz popüler müziğin büyük kısmı bu yaklaşıma dayanır. Polifonik müzikte ise birden fazla bağımsız melodi, eşit önemde ve aynı anda ilerler. Bu melodiler birbirine karşılık verir, birbirini taklit eder ve birbiriyle örülür. Bu iç içe geçmiş melodileri belirli kurallara göre bir araya getirme sanatına "kontrpuan" adı verilir.
Bach, kontrpuan sanatının en karmaşık biçimlerinden biri olan "füg"ün ustasıydı. Bir fügde önce tek bir ses, kısa ve belirgin bir melodi, yani "tema" çalar. Ardından ikinci bir ses, aynı temayı farklı bir perdeden tekrarlar. Bu sırada ilk ses, temaya uyumlu yeni bir melodiyle devam eder. Üçüncü ve dördüncü sesler de aynı temayla sırayla girer. Sonuçta, aynı temanın farklı seslerde, farklı perdelerde ve bazen ters çevrilmiş ya da genişletilmiş biçimlerde birbirini kovaladığı, karmaşık ama son derece düzenli bir yapı ortaya çıkar.
Bach'ın en önemli eserlerinden biri, klavyeli çalgılar için yazdığı ve iki cilt hâlinde hazırladığı prelüd ve füg koleksiyonudur. Bu eserde Bach, Batı müziğindeki yirmi dört majör ve minör tonun her biri için birer prelüd ve füg yazdı. Bu çalışmanın arkasında önemli bir müzikal sorun yatıyordu. O dönemde çalgıların akort edilme biçimi, bazı tonlarda güzel, bazılarında ise kulağa rahatsız edici gelen sesler üretiyordu. Yeni geliştirilen akort sistemleri, çalgının bütün tonlarda kabul edilebilir biçimde çalınmasını mümkün kılıyordu. Bach'ın eseri, bu yeni sistemlerin olanaklarını gösteren müzikal bir kanıt niteliğindeydi.
Bach'ın müziği, matematiksel bir kesinlik ile derin bir duygusallığı bir araya getirir. Eserlerinin yapısı, neredeyse mimari bir düzene sahiptir. Pek çok matematikçi ve bilim insanı, Bach'ın müziğindeki simetrilere, oranlara ve düzenli örüntülere hayranlık duymuştur. Ancak bu düzen, soğuk ve mekanik değildir. Bach'ın eserleri, dinleyicilerine derin bir huzur, coşku ya da hüzün yaşatabilir.
İlginç bir şekilde Bach, yaşadığı dönemde bugünkü kadar ünlü değildi. Daha çok usta bir org çalıcısı olarak tanınıyordu. Ölümünden sonra müziği, eski moda bulunarak uzun süre büyük ölçüde unutuldu. Yaklaşık bir yüzyıl sonra genç bir Alman besteci, Bach'ın büyük bir koro eserini yeniden seslendirdi. Bu konser, Bach'ın müziğinin yeniden keşfedilmesine yol açtı. O günden bu yana Bach, müzik tarihinin en büyük bestecilerinden biri olarak kabul edilmektedir.
Bach'ın müziği, insanlığın en değerli ürünleri arasında görülür. 1977'de uzaya gönderilen ve insanlığı başka uygarlıklara tanıtmak amacıyla hazırlanan bir plakta, Bach'ın eserleri de yer aldı. Bir besteci, Bach'ın müziğinin "evrenin düzeninin sesi" olduğunu söylemişti.