← Felsefe

Güneşimi Kapatma: Sinoplu Diogenes

MÖ dördüncü yüzyılda Atina sokaklarında, güpegündüz elinde yanan bir kandille dolaşan bir adam vardı. Ona ne aradığı sorulduğunda, "İnsan arıyorum" diye yanıt veriyordu. Bu adam, bugünkü Sinop'ta doğmuş olan ve Batı dillerinde "Diogenes of Sinope" diye anılan filozof Diogenes'ti. Onun tuhaf davranışları ve keskin dili, antik çağın en çok anlatılan hikâyelerinin konusu oldu.

Diogenes, Kinik okulun en ünlü temsilcisidir. "Kinik" adının, Yunanca köpek anlamına gelen sözcükten türediği düşünülür. Diogenes bu benzetmeyi bir hakaret olarak değil, bir onur olarak kabul ediyordu. Köpekler gibi yaşamak, toplumun yapay kurallarından ve gösterişinden uzak, doğaya uygun bir hayat sürmek anlamına geliyordu.

Kiniklere göre mutluluk, insanın ihtiyaçlarını en aza indirmesiyle elde edilir. Servet, ün, güç ve toplumsal statü, insanı özgürleştirmek yerine ona yük olur. Diogenes bu ilkeyi aşırı bir biçimde yaşadı. Rivayete göre büyük bir toprak küpün içinde uyuyor, yalnızca bir pelerin, bir heybe ve bir sopayla dolaşıyordu. Bir gün bir çocuğun avuçlarıyla su içtiğini görünce, elindeki tahta kâseyi de gereksiz bularak atmıştı.

Diogenes'in en ünlü hikâyesi, Büyük İskender ile karşılaşmasıdır. Anlatıya göre İskender, ünlü filozofu görmeye gelir ve onu güneşlenirken bulur. Kendisinden ne istediğini sorar; dünyanın en güçlü hükümdarı olarak ona her şeyi verebilecektir. Diogenes'in yanıtı kısadır: "Güneşimi kapatma." Hikâyenin devamında İskender'in, "İskender olmasaydım Diogenes olmak isterdim" dediği anlatılır. Bu hikâyenin tarihsel olarak doğru olup olmadığı bilinmez; ancak Kinik felsefenin özünü çarpıcı biçimde yansıtır: Hiçbir şeye ihtiyaç duymayan insan, en güçlü hükümdarın bile önünde özgürdür.

Diogenes'in davranışları yalnızca kişisel bir yaşam tercihi değildi; aynı zamanda toplumun değerlerine yönelik bir eleştiriydi. Halk önünde yapılması utanç verici sayılan şeyleri bilerek yaparak, toplumun kurallarının ne kadarının doğal, ne kadarının keyfî olduğunu sorgulatıyordu. Bu yönüyle Diogenes, felsefeyi yalnızca konuşarak değil, yaşayarak ve gösteri yaparak icra eden bir düşünürdü.

Diogenes'e atfedilen bir başka söz de dikkat çekicidir. Kendisine nereli olduğu sorulduğunda "Dünya yurttaşıyım" yanıtını verdiği anlatılır. Bu ifade, insanın kimliğinin doğduğu kentle sınırlı olmadığı, bütün insanlığın bir parçası olduğu düşüncesinin bilinen en eski dile getirilişlerinden biridir. Daha sonra Stoacılar bu düşünceyi geliştirerek evrensel bir insanlık topluluğu fikrini savundu.

Bugün "kinik" sözcüğü, her şeye şüpheyle yaklaşan, insanların iyi niyetine inanmayan biri için kullanılır. Bu anlam, Diogenes'in toplumsal değerlere yönelttiği sert eleştirinin zamanla dönüşmüş bir yansımasıdır. Ancak antik Kinikler için asıl amaç alaycılık değil, sade ve özgür bir yaşamdı.

Diogenes'in hikâyeleri, tüketimin ve gösterişin yoğun olduğu bir dünyada bize rahatsız edici ama önemli bir soru sorar: Gerçekten neye ihtiyacımız var?

Okuduğunu sına

ÖSYM tarzı
Soru 1Bu metne göre Kiniklerin mutluluk anlayışı aşağıdakilerden hangisine dayanır?
Soru 2Metinde İskender ile Diogenes'in karşılaşmasının anlatılmasının amacı aşağıdakilerden hangisidir?