Sade Bir Bahçede Mutluluk: Epikuros
"Epikürcü" sözcüğü bugün çoğu zaman yemeğe, içkiye ve lükse düşkün, hayattan alabildiği her zevki almaya çalışan biri için kullanılır. Bu kullanım, adını aldığı filozofun düşüncelerini neredeyse tersine çevirir. MÖ dördüncü yüzyılın sonlarında Atina'da bir bahçe satın alarak orada öğrencileriyle birlikte yaşayan Epikuros, mutluluğun gösterişte değil, sadelikte bulunduğunu savunuyordu.
Epikuros'a göre insan yaşamının amacı hazdır. Ancak onun haz kavramı, duyusal zevklerin sınırsızca peşinden koşmak anlamına gelmez. Epikuros'un aradığı haz, bedende acının, ruhta ise kaygının yokluğudur. Huzurlu bir zihin ve ağrısız bir beden, ona göre insanın ulaşabileceği en yüksek mutluluktur.
Bu amaca ulaşmak için Epikuros, arzuları dikkatle sınıflandırmayı önerir. Bazı arzular hem doğal hem de gereklidir: Açken yemek yemek, susadığımızda su içmek gibi. Bazıları doğaldır ama gerekli değildir: Sıradan bir yemek yerine özenle hazırlanmış bir ziyafet istemek gibi. Bazıları ise ne doğal ne de gereklidir: Ün, servet ve güç tutkusu bu türdendir. Epikuros'a göre mutluluk, ilk türden arzuları karşılamak ve son türden arzulardan uzak durmakla mümkündür.
Sınırsız arzuların sorunu, asla doyurulamamalarıdır. Daha fazla para kazanan biri, çoğu zaman daha da fazlasını ister. Ünlü olan biri, ününü kaybetme kaygısıyla yaşar. Bu nedenle Epikuros, az şeyle yetinmeyi öğrenmenin özgürleştirici olduğunu düşünür. Bir mektubunda, bir parça peynirin bile kendisi için bir şölen olabileceğini yazar.
Epikuros, insanları kaygılandıran iki büyük korkuyu da ele almıştır: tanrıların cezası ve ölüm. Ona göre evren, atomların hareketiyle açıklanabilir ve tanrılar, insanların işlerine karışmaz. Ölüm konusunda ise ünlü bir akıl yürütme önerir: Biz varken ölüm yoktur, ölüm geldiğinde ise biz yokuz. Ölüm hissedilebilecek bir şey olmadığına göre, ondan korkmak da anlamsızdır.
Dostluk, Epikuros'un mutluluk anlayışında merkezi bir yere sahiptir. Ona göre bilgeliğin insana kazandırdığı şeyler arasında en değerlisi dostluktur. Bahçe'deki topluluk, dostların birlikte yaşadığı, sade yemekler yediği ve felsefe konuştuğu bir yaşam alanıydı. Bu topluluğa kadınların ve kölelerin de katılabilmesi, dönemi için dikkat çekici bir durumdu.
Epikuros'un düşünceleri, kendi döneminde ve sonrasında pek çok eleştiriye uğradı. Hazzı yaşamın amacı olarak görmesi, ahlaki açıdan tehlikeli bulundu. Tanrıların insanlarla ilgilenmediği yönündeki görüşü ise inanç sahipleri tarafından tepkiyle karşılandı. Zamanla Epikuros'un adı, savunduğu sadeliğin tam tersini çağrıştıran bir anlama büründü.
Bugün tüketim kültürünün yarattığı sürekli bir şeyler isteme hâli düşünüldüğünde, Epikuros'un öğretileri yeniden anlam kazanır. Mutluluğun daha fazlasına sahip olmakta değil, ihtiyaçlarımızı tanımakta ve gereksiz arzulardan kurtulmakta yattığı düşüncesi, iki bin üç yüz yıl sonra da güncelliğini korumaktadır.