← Felsefe

Bildiğini Sanmanın Tehlikesi: Sokrates'in Sorgulama Yöntemi

MÖ beşinci yüzyılda Atina sokaklarında dolaşan, çıplak ayaklı ve gösterişsiz giyimli bir adam, karşılaştığı insanlara basit görünen sorular soruyordu: Cesaret nedir? Adalet nedir? Erdem öğretilebilir mi? Bu adam Sokrates'ti ve hiçbir kitap yazmamış olmasına rağmen Batı felsefesinin en etkili figürlerinden biri hâline geldi. Onun hakkında bildiklerimizin büyük kısmı, öğrencisi Platon'un yazdığı diyaloglardan gelir.

Sokrates'in yöntemi, kendi görüşlerini anlatmak yerine karşısındakine sorular sormaya dayanıyordu. Örneğin bir generale cesaretin ne olduğunu sorar, aldığı yanıtı dikkatle dinler, ardından bu yanıtın bazı durumlara uymadığını gösteren yeni sorular yöneltirdi. Muhatabı, ilk tanımının yetersiz olduğunu fark eder ve yeni bir tanım önerirdi. Bu süreç birkaç kez tekrarlandıktan sonra konuşma çoğu zaman kesin bir sonuca ulaşmadan sona ererdi.

Bu sonuçsuzluk ilk bakışta bir başarısızlık gibi görünebilir. Ancak Sokrates için asıl amaç, kesin bir tanıma ulaşmaktan çok, insanların bildiklerini sandıkları şeyleri aslında bilmediklerini fark etmelerini sağlamaktı. Ona göre gerçek bilgiye giden yol, kendi cehaletimizin farkına varmaktan geçiyordu. Bilmediğini bilen kişi, öğrenmeye açık hâle gelirdi.

Rivayete göre Delfi'deki kâhin, Atina'da Sokrates'ten daha bilge bir kimse olmadığını söylemişti. Kendini bilge saymayan Sokrates bu sözü anlamak için kentin önde gelen siyasetçileriyle, şairleriyle ve zanaatkârlarıyla konuştu. Vardığı sonuç ilginçti: Bu insanların hepsi bilmedikleri konularda da bilgili olduklarını sanıyordu. Sokrates'in tek üstünlüğü, bilmediğini bildiğini kabul etmesiydi.

Sokrates kendi yöntemini annesinin mesleği olan ebelikle karşılaştırırdı. Bir ebe çocuğu kendisi doğurmaz, doğumun gerçekleşmesine yardım eder. Sokrates de bilgiyi karşısındakine aktarmadığını, onun zihninde zaten var olan düşüncelerin doğmasına yardımcı olduğunu söylerdi. Bu nedenle yöntemi "doğurtma yöntemi" olarak da anılır.

Ne var ki bu yöntem herkesin hoşuna gitmiyordu. Saygın kişilerin halk önünde çelişkiye düşürülmesi, Sokrates'e pek çok düşman kazandırdı. MÖ 399'da gençleri yoldan çıkarmak ve kentin tanrılarına saygısızlık etmekle suçlanarak yargılandı. Savunmasında suçlamaları kabul etmedi, sorgulamaktan vazgeçmeyeceğini açıkça söyledi ve ölüme mahkûm edildi. Kaçma fırsatı olmasına rağmen yasalara bağlı kalarak baldıran zehrini içti.

Sokrates'in savunmasında söylediği bir söz, felsefe tarihinin en çok alıntılanan cümleleri arasında yer alır: Sorgulanmamış bir hayat yaşanmaya değmez. Bu söz, insanın kendi inançlarını, değerlerini ve alışkanlıklarını eleştirel bir gözle incelemesinin, iyi bir yaşamın vazgeçilmez parçası olduğunu ifade eder.

Bugün Sokratik yöntem, hukuk fakültelerinden öğretmen yetiştiren kurumlara kadar pek çok alanda kullanılmaktadır. Öğrenciye hazır bilgi vermek yerine onu sorularla düşünmeye yönlendirmek, bilginin ezberlenmesinden çok kavranmasını sağlar. Sokrates'in mirası, doğru yanıtları bilmekten çok, doğru soruları sormanın önemini hatırlatır.

Okuduğunu sına

ÖSYM tarzı
Soru 1Bu metne göre Sokrates'in sorgulama yönteminin asıl amacı aşağıdakilerden hangisidir?
Soru 2Metinde Sokrates'in yöntemini ebelikle karşılaştırmasının nedeni aşağıdakilerden hangisidir?