← Felsefe

Boş Bir Levha mı? John Locke ve Deneyimin Gücü

Bir bebeğin zihni dünyaya geldiğinde neler içerir? Bazı düşünürler insanın bazı fikirlerle, örneğin Tanrı, sonsuzluk ya da matematiksel ilkeler hakkında doğuştan gelen bilgilerle doğduğunu savunmuştur. On yedinci yüzyılda İngiliz filozof John Locke, bu görüşe güçlü bir itiraz yöneltti. Ona göre insan zihni doğduğunda üzerine henüz hiçbir şey yazılmamış boş bir levha gibidir.

Locke'un bu benzetmesi, Latince "tabula rasa" ifadesiyle anılır. Ona göre zihnimizdeki bütün fikirler deneyimden gelir. Deneyim iki kaynaktan beslenir: Dış dünyayı algılamamızı sağlayan duyular ve zihnimizin kendi işleyişini gözlemlemesini sağlayan iç düşünme. Renkler, sesler, sıcaklık ve soğukluk duyulardan; düşünme, şüphe etme ve isteme gibi fikirler ise iç düşünmeden gelir.

Locke, doğuştan fikirler olduğunu savunanlara basit ama etkili bir soru yöneltir: Eğer bazı fikirler gerçekten doğuştan geliyorsa, neden çocuklar ve hiç eğitim almamış insanlar bunları bilmez? Herkesin üzerinde uzlaştığı evrensel ilkeler olduğu iddiası da Locke'a göre gerçekle örtüşmez; farklı toplumların ahlaki ve dinî inançları birbirinden büyük ölçüde ayrılır.

Locke'a göre karmaşık fikirler, basit fikirlerin birleştirilmesiyle oluşur. Hiç görmediğimiz bir şeyi, örneğin altın bir dağı hayal edebiliriz; ama bunu daha önce deneyimlediğimiz "altın" ve "dağ" fikirlerini birleştirerek yaparız. Hayal gücümüz ne kadar zengin olursa olsun, malzemesini her zaman deneyimden alır.

Bu görüş, deneycilik adı verilen felsefi akımın temel taşlarından biri oldu. Deneycilik, bilginin kaynağını aklın kendi içinde değil, deneyimde arar. Bu yaklaşım, gözlem ve deneye dayanan modern bilimin felsefi zeminini güçlendirdi. Bilgi edinmek istiyorsak, dünyaya bakmalı, onu ölçmeli ve gözlemlemeliyiz.

Locke'un görüşleri eğitim anlayışını da derinden etkiledi. Eğer zihin doğuştan boşsa, bir insanın kim olacağını büyük ölçüde edindiği deneyimler belirler. Bu düşünce, eğitimin, çevrenin ve yetiştirilme biçiminin önemini öne çıkardı. Locke, çocukların eğitimi üzerine yazdığı eserinde, katı ezber yerine merakı besleyen ve oyunla öğrenmeyi önemseyen bir yaklaşım önerdi.

Ne var ki Locke'un boş levha benzetmesi, sonraki yüzyıllarda önemli eleştirilerle karşılaştı. Alman filozof Leibniz, zihnin tamamen boş olmadığını, belirli eğilimler ve yatkınlıklarla doğduğunu savundu. Günümüzde gelişim psikolojisi ve bilişsel bilim alanındaki çalışmalar da bebeklerin dünyaya bazı temel yeteneklerle geldiğini göstermektedir. Örneğin çok küçük bebekler bile yüzlere özel bir ilgi gösterir ve nesnelerin sayısındaki değişiklikleri fark edebilir.

Bugün çoğu araştırmacı, insan zihninin ne tamamen boş bir levha ne de hazır bilgilerle dolu bir kitap olduğunu düşünür. Doğuştan gelen yatkınlıklar ile deneyim arasındaki etkileşim, zihnin nasıl geliştiğini anlamanın anahtarı olarak görülür. Locke'un sorusu ise canlılığını korumaktadır: Bildiklerimizin ne kadarı bize dünyadan, ne kadarı kendi doğamızdan gelir?

Okuduğunu sına

ÖSYM tarzı
Soru 1Bu metne göre Locke'un doğuştan fikirler görüşüne itirazının dayanaklarından biri aşağıdakilerden hangisidir?
Soru 2Metnin son paragrafında vurgulanan görüş aşağıdakilerden hangisidir?