← Tarih

Zamanı Düzenleme Sanatı: Takvimlerin Tarihi

İnsanlar zamanı ölçmeye, gökyüzünü izleyerek başladı. Güneşin doğup batması günü, Ay'ın evreleri ayı, mevsimlerin dönüşü ise yılı belirliyordu. Ancak bu üç doğal döngü birbirine tam olarak uymaz. Bir yılda tam sayıda ay ya da gün yoktur. Takvimlerin tarihi, büyük ölçüde bu uyumsuzluğu çözme çabalarının tarihidir.

Ay'ın evrelerine dayanan takvimler, gözlemi kolay olduğu için pek çok toplumun ilk tercihi oldu. Ancak on iki ay, yaklaşık üç yüz elli dört gün eder; bu da güneş yılından on bir gün kadar kısadır. Hicri takvim gibi tamamen Ay'a dayanan takvimlerde aylar her yıl mevsimler içinde kayar. Bu nedenle Ramazan ayı bazen yaza, bazen kışa denk gelir. Tarımın mevsimlere bağlı olduğu toplumlar ise ay takvimlerine zaman zaman ek bir ay ekleyerek mevsimlerle uyumu korumaya çalıştı.

Güneş yılına dayanan takvimlerin en etkililerinden biri, MÖ 46'da Jül Sezar tarafından Roma'da yürürlüğe konan Jülyen takvimiydi. Bu takvim yılı üç yüz altmış beş gün olarak kabul ediyor ve her dört yılda bir şubat ayına bir gün ekliyordu. Böylece ortalama yıl üç yüz altmış beş gün altı saat oluyordu. Ancak gerçek güneş yılı bundan yaklaşık on bir dakika daha kısaydı.

On bir dakika önemsiz görünebilir; fakat yüzyıllar içinde bu küçük fark birikti. On altıncı yüzyıla gelindiğinde takvim, mevsimlerin gerçek başlangıcından on gün kadar sapmıştı. Bu durum özellikle dinî bayramların tarihini belirlemede sorun yaratıyordu. 1582'de Papa XIII. Gregorius'un yaptırdığı düzenlemeyle takvimden on gün çıkarıldı: 4 Ekim'i izleyen gün 15 Ekim oldu. Bundan sonra yüzyılların son yıllarından yalnızca dört yüze tam bölünebilenler artık yıl sayılacaktı; böylece 1900 artık yıl olmadı, 2000 ise oldu.

Bu düzenleme her yerde aynı anda kabul görmedi. Katolik ülkeler yeni takvime hızla geçerken Protestan ve Ortodoks ülkeler uzun süre direndi. İngiltere 1752'de, Rusya ise ancak 1918'de Gregoryen takvime geçti. Bu nedenle Rusya'da "Ekim Devrimi" olarak bilinen olay, bugünkü takvime göre kasım ayında gerçekleşmiştir.

Osmanlı Devleti'nde dinî işler için Hicri takvim kullanılıyordu. Ancak vergilerin hasat dönemine göre toplanması gerektiğinden, ay takviminin kayması mali işlerde sorunlara yol açıyordu. Bu nedenle on dokuzuncu yüzyılda, ayları Jülyen takvimine göre düzenlenen ancak yılları Hicret'ten itibaren sayan Rumi takvim kullanılmaya başlandı. Türkiye Cumhuriyeti ise 1926 yılının başından itibaren uluslararası takvime geçti.

Takvimler yalnızca bir zaman ölçüsü değil, aynı zamanda kültürel kimliğin de bir parçasıdır. Eski Türklerin kullandığı On İki Hayvanlı Türk Takvimi, yılları farklı hayvanların adlarıyla anıyordu. Mayalar ise birbirine geçen birden fazla döngüden oluşan son derece karmaşık bir takvim sistemi geliştirmişti. Her takvim, onu kullanan toplumun gökyüzüne, dine ve gündelik hayata bakışını yansıtır.

Bugün çoğumuz takvimi, telefon ekranında beliren tarafsız bir çizelge olarak görürüz. Oysa her tarihin arkasında, gökyüzünü sabırla izleyen gözlemcilerin, hesap yapan matematikçilerin ve zor kararlar veren yöneticilerin yüzyıllara yayılan emeği vardır.

Okuduğunu sına

ÖSYM tarzı
Soru 1Bu metne göre Gregoryen takvim düzenlemesinin yapılmasının nedeni aşağıdakilerden hangisidir?
Soru 2Metinde "Ekim Devrimi"nden söz edilmesinin amacı aşağıdakilerden hangisidir?