Barışın Kilden Belgesi: Kadeş Antlaşması
Tarih kitapları çoğu zaman savaşları ayrıntılı biçimde anlatır, barışları ise birkaç cümleyle geçiştirir. Oysa bir savaşı bitirmek, onu başlatmaktan çok daha fazla ustalık gerektirebilir. Yaklaşık üç bin iki yüz yıl önce Hititler ile Mısırlılar arasında imzalanan Kadeş Antlaşması, bu ustalığın günümüze ulaşan en eski ve en ünlü örneklerinden biridir.
Antlaşmanın arka planında, Doğu Akdeniz'deki zengin kıyı kentleri ve ticaret yolları üzerinde hâkimiyet kurma mücadelesi yatıyordu. Anadolu merkezli Hitit Devleti ile Nil kıyısındaki Mısır, Suriye topraklarında karşı karşıya geldi. Bu rekabet, bugünkü Suriye'de yer alan Kadeş kenti yakınlarında, Hitit kralı Muvatalli ile Mısır firavunu II. Ramses'in orduları arasında büyük bir savaşa dönüştü.
Kadeş Savaşı, savaş arabalarının kitlesel olarak kullanıldığı en büyük çarpışmalardan biri olarak bilinir. İlginç olan, iki tarafın da savaşı kendi zaferi olarak anlatmasıdır. Ramses, tapınak duvarlarına kazdırdığı uzun yazıtlarda ve kabartmalarda kendini düşman saflarını tek başına dağıtan bir kahraman olarak tasvir etti. Ancak tarihçilerin büyük kısmı, savaşın kesin bir kazananı olmadığını, Mısır'ın bölgedeki hedeflerine ulaşamadığını düşünmektedir.
Savaşın ardından yıllarca süren gerginlik, iki devleti de yordu. Doğuda güçlenen Asur, her iki taraf için de yeni bir tehdit oluşturuyordu. Bu koşullar altında Hitit kralı III. Hattuşili ile II. Ramses, sınırları ve karşılıklı yükümlülükleri belirleyen bir antlaşma yaptı. Metin hem Hititçe hem de Mısırca olarak hazırlandı; Hitit nüshası dönemin diplomatik dili olan Akadca ile kil tabletlere yazıldı.
Antlaşmanın maddeleri dikkat çekici ölçüde günümüz diplomasisini hatırlatır. Taraflar birbirlerine saldırmamayı, üçüncü bir güç saldırdığında birbirlerine yardım etmeyi ve ülkelerinden kaçan kişileri karşılıklı olarak iade etmeyi kabul ediyordu. İade edilen kişilerin cezalandırılmaması gerektiğine dair hükümler ise antlaşmaya insani bir boyut da kazandırır. Metin, iki ülkenin tanrılarının antlaşmaya tanık olduğunu belirterek sona erer.
Antlaşmanın Hitit nüshası, Çorum yakınlarındaki Hitit başkenti Hattuşa'da, bugünkü Boğazköy'de yapılan kazılarda ortaya çıkarıldı. Mısır nüshası ise Karnak'taki tapınak duvarlarında yer alır. İki metnin karşılaştırılması, her iki tarafın da antlaşmayı kendi saygınlığını öne çıkaracak biçimde sunduğunu gösterir. Mısır metninde barış talebinin Hititlerden geldiği vurgulanırken, Hitit metninde böyle bir ifade bulunmaz.
Antlaşmanın gerçek bir barış getirip getirmediği, sonraki olaylarla anlaşılabilir. İki devlet arasındaki ilişkiler gerçekten yumuşadı; krallık aileleri arasında mektuplar ve hediyeler gidip geldi, Ramses bir Hitit prensesiyle evlendi. Bu dönem, bölgede uzun süreli bir istikrarın yaşandığı yıllar olarak değerlendirilir.
Bugün antlaşmanın bir kopyası, Birleşmiş Milletler binasında sergilenmektedir. Bu tercih sembolik bir anlam taşır: Kadeş Antlaşması, savaşan güçlerin yazılı kurallar ve karşılıklı güvenceler aracılığıyla bir arada yaşayabileceğinin binlerce yıllık bir kanıtıdır. Barış, kendiliğinden gelen bir durum değil, emekle kurulan ve korunması gereken bir düzendir.