← Tarih

Silahların Sustuğu Gerilim: Soğuk Savaş

İkinci Dünya Savaşı sona erdiğinde dünya, birlikte savaşan müttefiklerin kısa süre içinde birbirlerine rakip hâline geldiği yeni bir dönemle karşı karşıya kaldı. Bir yanda Amerika Birleşik Devletleri ve müttefikleri, öbür yanda Sovyetler Birliği ve onun etkisindeki ülkeler vardı. Yaklaşık kırk beş yıl süren bu rekabete "Soğuk Savaş" adı verildi; çünkü iki süper güç birbiriyle hiçbir zaman doğrudan büyük bir savaşa girmedi.

Bu rekabet yalnızca askerî değil, ideolojik bir mücadeleydi. Bir taraf serbest piyasa ekonomisini ve çok partili siyasi sistemi, diğer taraf ise devlet denetimindeki ekonomiyi ve tek parti yönetimini savunuyordu. Her iki taraf da kendi sisteminin insanlığın geleceğini temsil ettiğine inanıyor ve onu dünyaya yaymaya çalışıyordu.

Soğuk Savaş'ın en korkutucu boyutu nükleer silahlanma yarışıydı. Her iki taraf da birbirini defalarca yok edebilecek kadar nükleer silah biriktirdi. Paradoks şuydu ki bu korkunç güç, doğrudan bir savaşı da caydırıyordu. Bir tarafın saldırısının diğer tarafın karşılık vermesiyle iki tarafı da yok edeceği bilgisi, "karşılıklı garantili yıkım" adı verilen gergin bir dengeyi ortaya çıkardı.

Bu denge, 1962'deki Küba Füze Krizi sırasında en ciddi sınavını verdi. Sovyetler Birliği'nin Küba'ya nükleer füzeler yerleştirdiğinin anlaşılması, dünyayı nükleer bir savaşın eşiğine getirdi. Kriz, gizli müzakereler sonucunda çözüldü: Sovyetler füzelerini Küba'dan çekti, Amerika ise Küba'yı işgal etmeyeceğine söz verdi ve kısa süre sonra Türkiye'deki Jüpiter füzelerini kaldırdı.

Süper güçler doğrudan çatışmaktan kaçınsa da dünyanın pek çok yerinde dolaylı savaşlar yaşandı. Kore'de, Vietnam'da ve Afganistan'da yaşanan savaşlar, iki tarafın desteklediği güçler arasında geçti. Bu savaşlarda hayatını kaybedenlerin büyük çoğunluğu, rekabetin merkezinden uzakta yaşayan sıradan insanlardı. "Soğuk" adı, bu bölgelerdeki halklar için pek de anlamlı değildi.

Türkiye de Soğuk Savaş'ın önemli aktörlerinden biri oldu. Sovyetler Birliği'nin Boğazlar ve doğu sınırıyla ilgili talepleri, Türkiye'yi Batı ittifakına yöneltti. Türkiye, Truman Doktrini ve Marshall Planı kapsamında yardım aldı, Kore Savaşı'na asker gönderdi ve 1952'de NATO'ya üye oldu. Bu tercihler, ülkenin dış politikasını uzun süre belirledi.

Rekabet uzayda da sürdü. 1957'de Sovyetler Birliği'nin ilk yapay uydu Sputnik'i yörüngeye göndermesi, Amerika'da büyük bir şaşkınlık yarattı ve bilim eğitimine yapılan yatırımların artmasına yol açtı. 1969'da ise Amerikalı astronotlar Ay'a ayak bastı. Uzay yarışı, insanlığın en büyük bilimsel başarılarından bazılarının, siyasi rekabetin gölgesinde gerçekleştiğini gösterir.

Soğuk Savaş, 1980'lerin sonunda Doğu Avrupa'daki rejimlerin birer birer çökmesi ve 1991'de Sovyetler Birliği'nin dağılmasıyla sona erdi. Ancak bu dönemin izleri bugün de sürüyor. Nükleer silahlar hâlâ var, dönemin kurduğu ittifaklar varlığını koruyor ve büyük güçler arasındaki rekabet yeni biçimlerde yeniden ortaya çıkıyor.

Okuduğunu sına

ÖSYM tarzı
Soru 1Bu metne göre "karşılıklı garantili yıkım" kavramıyla anlatılan durum aşağıdakilerden hangisidir?
Soru 2Metinde Kore, Vietnam ve Afganistan'daki savaşlardan söz edilmesinin amacı aşağıdakilerden hangisidir?