← Sosyoloji ve Antropoloji

Sahnede ve Kulisle: Goffman ve Benliğin Sunumu

Bir restoranda çalışan garsonu düşünün. Salonda, müşterilerin önünde son derece kibar, gülümseyen ve özenli bir tavır sergiler. Tabakları dikkatle taşır, müşterilere saygıyla hitap eder. Ancak mutfağın kapısından içeri girdiğinde tavrı tamamen değişebilir. Arkadaşlarıyla şakalaşır, müşteriler hakkında yorumlar yapar, rahatça oturur ve belki de biraz önce kibarca hizmet ettiği müşterinin tuhaf isteklerini taklit eder.

Kanadalı-Amerikalı sosyolog Erving Goffman, 1950'lerde İskoçya'nın küçük bir adasındaki bir otelde yaptığı gözlemlerde bu tür sahnelere tanık oldu. Bu gözlemler, onun 1959'da yayımlanan ve sosyolojinin klasikleri arasında yer alan "Gündelik Yaşamda Benliğin Sunumu" adlı eserinin temelini oluşturdu. Goffman bu eserde, toplumsal yaşamı bir tiyatro sahnesine benzeterek incelemeyi önerdi.

Goffman'a göre gündelik etkileşimlerimizde hepimiz birer oyuncuyuz. Başkalarının önünde belirli bir izlenim yaratmak için rollerimizi oynarız. Bir öğretmen sınıfta bilgili ve otoriter, bir doktor hastasının yanında güven verici ve bilgili, bir öğrenci ise sınav sırasında ciddi ve odaklanmış görünmeye çalışır. Goffman bu çabaya "izlenim yönetimi" adını verdi.

Goffman, toplumsal yaşamdaki "ön sahne" ve "arka sahne" ayrımına özellikle dikkat çeker. Ön sahne, bir kişinin izleyicilerin önünde rolünü oynadığı alandır. Restoranın salonu, öğretmenin sınıfı ya da bir şirketin müşteri karşılama bölümü buna örnektir. Arka sahne ise kişinin izleyicilerin gözünden uzakta, rolünü bir kenara bırakarak rahatlayabildiği alandır. Mutfak, öğretmenler odası ya da çalışanların dinlenme odası arka sahnelere örnektir. Arka sahnede insanlar, ön sahnede sürdürdükleri performansı hazırlar, değerlendirir ve bazen eleştirir.

Bu yaklaşım ilk bakışta insanların ikiyüzlü olduğunu ima ediyor gibi görünebilir. Ancak Goffman'ın amacı insanları yargılamak değildi. Ona göre izlenim yönetimi, toplumsal yaşamın kaçınılmaz ve gerekli bir parçasıdır. İnsanlar birbirleriyle etkileşime girerken karşılıklı olarak bir "durum tanımı" oluşturur ve bu tanımı korumak için iş birliği yapar. Bir doktorun kendinden emin görünmesi, hastanın tedaviye güven duymasını sağlar. Bir öğretmenin sınıftaki tutarlı tavrı, öğrenme ortamının düzenini korur.

Goffman, bu performansların zaman zaman bozulabileceğini de gösterir. Bir konuşmacının sahnede tökezlemesi, bir garsonun tepsiyi düşürmesi ya da arka sahnede söylenen bir sözün yanlışlıkla ön sahneye ulaşması, utanç verici anlara yol açar. Bu durumlarda hem oyuncu hem de izleyiciler, durumu kurtarmak için çeşitli stratejilere başvurur. Görmezden gelmek, şakayla geçiştirmek ya da özür dilemek bunlardan bazılarıdır. Goffman'a göre insanlar, başkalarının da yüzünü kurtarmasına yardımcı olmaya özen gösterir.

Goffman'ın yaklaşımı, sosyal medya çağında yeni bir önem kazandı. Sosyal medya profilleri, adeta özenle hazırlanmış birer ön sahnedir. İnsanlar, paylaştıkları fotoğrafları, yazıları ve yaşam anlarını seçerek kendileri hakkında belirli bir izlenim yaratmaya çalışır. Mutsuz anlar, sıradan günler ve başarısızlıklar çoğu zaman arka sahnede kalır. Bu durum, başkalarının hayatlarını olduğundan daha parlak görmemize ve kendi hayatımızı onlarla karşılaştırmamıza yol açabilir.

Goffman'ın çalışmaları, toplumsal yaşamın en sıradan anlarında bile karmaşık bir düzenin işlediğini gösterir. Selamlaşmalar, sohbetler ve küçük jestler, toplumsal düzeni sürdüren görünmez kurallarla doludur.

Okuduğunu sına

ÖSYM tarzı
Soru 1Bu metne göre Goffman'ın "arka sahne" kavramı aşağıdakilerden hangisini ifade eder?
Soru 2Metne göre Goffman'ın izlenim yönetimine bakışı aşağıdakilerden hangisidir?