← Sanat ve Mimari

Ressam ve Müzeci: Osman Hamdi Bey

İstanbul'daki bir müzede sergilenen bir tabloda, eski bir binanın içinde, uzun cüppeli yaşlı bir adam elindeki ney ile kaplumbağaları eğitmeye çalışır. Kaplumbağalar yavaş yavaş yere dağılmış yaprakları yerken adam sabırla onların başında durur. "Kaplumbağa Terbiyecisi" adlı bu tablo, Türk resim sanatının en tanınmış eserlerinden biridir. Tablonun ressamı Osman Hamdi Bey, yalnızca bir ressam değil, aynı zamanda bir arkeolog, müzeci ve eğitimciydi. Türkiye'nin kültürel mirasının korunmasındaki öncü rolü, sanatçı kimliği kadar önemlidir.

Osman Hamdi Bey, 1842'de İstanbul'da doğdu. Babası, Osmanlı Devleti'nin önemli devlet adamlarından biriydi. Genç yaşta hukuk eğitimi almak için Paris'e gönderildi. Ancak Paris'te hukuktan çok resme ilgi duydu ve dönemin ünlü ressamlarının atölyelerinde resim eğitimi aldı. Yaklaşık on iki yıl Paris'te kaldıktan sonra İstanbul'a döndü ve çeşitli devlet görevlerinde bulundu.

1881'de, o zamanki adıyla Müze-i Hümayun'un müdürlüğüne atandı. Bu görev, Osman Hamdi Bey'in hayatının dönüm noktası oldu. O dönemde Osmanlı topraklarındaki antik eserler, yabancı arkeologlar ve koleksiyoncular tarafından büyük ölçüde yurt dışına taşınıyordu. Avrupa'nın büyük müzelerini dolduran pek çok değerli eser, bu yolla Osmanlı topraklarından çıkarılmıştı. Osman Hamdi Bey, bu duruma bir son vermek için çalıştı. Onun öncülüğünde hazırlanan bir yasa, antik eserlerin ülke dışına çıkarılmasını büyük ölçüde yasakladı ve bulunan eserlerin devlete ait olduğunu kabul etti.

Osman Hamdi Bey, yalnızca yasal düzenlemelerle yetinmedi; kendisi de arkeolojik kazılar yaptı. Bu kazıların en önemlisi, bugünkü Lübnan'da bulunan antik Sidon kentindeki bir kraliyet mezarlığında gerçekleştirildi. Burada ortaya çıkarılan lahitler arasında, üzerinde son derece ince kabartmalar bulunan ve sonradan "İskender Lahdi" olarak anılacak eşsiz bir eser de vardı. Bu lahitleri İstanbul'a taşımak için özel düzenlemeler yapıldı. Lahitleri sergilemek amacıyla inşa edilen yeni müze binası, bugün İstanbul Arkeoloji Müzeleri'nin ana binasıdır.

Osman Hamdi Bey'in bir başka önemli katkısı, sanat eğitimi alanında oldu. 1882'de, Türkiye'de güzel sanatlar eğitimi veren ilk okul olan Sanayi-i Nefise Mektebi'ni kurdu. Bu okul, bugün de faaliyetini sürdüren bir güzel sanatlar üniversitesinin temelini oluşturur. Böylece Osman Hamdi Bey, Türk sanatçılarının Batı tarzı resim ve heykel eğitimi alabileceği kurumsal bir yapının öncüsü oldu.

Osman Hamdi Bey'in resimleri, dönemin Avrupa'sında yaygın olan ve Doğu'yu egzotik, gizemli ve çoğu zaman gerçek dışı biçimlerde tasvir eden "oryantalist" resim akımıyla benzerlikler taşır. Ancak sanat tarihçileri, onun resimlerini Avrupalı oryantalistlerinkinden ayıran önemli bir fark olduğunu vurgular. Osman Hamdi Bey, Doğu'yu dışarıdan bakan bir yabancı olarak değil, o kültürün içinden gelen biri olarak resmetmiştir. Resimlerindeki figürler, çoğu zaman okuyan, düşünen, çalışan ve üreten insanlardır. Pek çok tablosunda kendisini model olarak kullanmıştır.

"Kaplumbağa Terbiyecisi" tablosu da farklı biçimlerde yorumlanır. Bazı yorumcular, tablodaki yaşlı adamın kaplumbağaları eğitmeye çalışmasını, yavaş ilerleyen reform çabalarına ya da değişime direnen bir topluma yönelik ironik bir gönderme olarak okur. Ancak Osman Hamdi Bey'in bu tabloya hangi anlamı yüklediği kesin olarak bilinmez.

Osman Hamdi Bey'in mirası, bir ülkenin kültürel varlıklarını korumanın ve sanat eğitimine yatırım yapmanın önemini hatırlatır. Onun çabaları sayesinde bugün pek çok değerli eser, bulunduğu topraklarda sergilenmeye devam etmektedir.

Okuduğunu sına

ÖSYM tarzı
Soru 1Bu metne göre Osman Hamdi Bey'in müze müdürü olarak karşılaştığı temel sorun aşağıdakilerden hangisidir?
Soru 2Metne göre sanat tarihçilerinin Osman Hamdi Bey'in resimlerini Avrupalı oryantalistlerinkinden ayıran fark olarak gösterdiği özellik aşağıdakilerden hangisidir?