← Edebiyat

Ne Biliyorum ki? Montaigne ve Deneme Türü

On altıncı yüzyılın ikinci yarısında Fransız soylusu Michel de Montaigne, otuz sekiz yaşındayken kamu görevlerinden çekilerek şatosundaki bir kulenin kütüphanesine kapandı. Kütüphanenin tavan kirişlerine, sevdiği antik yazarlardan seçtiği sözleri yazdırdı. Burada yıllarca okudu, düşündü ve yazdı. 1580'de yayımlanan eseri, yepyeni bir edebî türün adını belirledi: Deneme.

Montaigne'in eserine verdiği ad, Fransızcada "denemeler" ya da "girişimler" anlamına geliyordu. Bu ad, eserin ruhunu da yansıtıyordu. Montaigne, kesin sonuçlara ulaşmayı ya da sistemli bir kuram oluşturmayı amaçlamıyordu. Yalnızca farklı konular üzerinde düşüncesini denemek, aklını sınamak ve zihninin nasıl çalıştığını gözlemlemek istiyordu. Denemeler, bitmiş düşüncelerin değil, düşünme sürecinin kendisinin kaydıydı.

Montaigne'in denemelerinin konuları son derece çeşitlidir. Dostluktan ölüme, çocukların eğitiminden yalan söylemeye, kokulardan atlara, uykudan deneyime kadar aklına gelen hemen her konu üzerine yazdı. Ancak bu çeşitliliğin ardında ortak bir konu vardı: Montaigne'in kendisi. Eserinin başındaki okura seslenişinde, kitabının konusunun kendisi olduğunu açıkça belirtir. Montaigne, kendi zaaflarını, alışkanlıklarını, kararsızlıklarını ve çelişkilerini dürüstçe ortaya koyar.

Bu durum, onun döneminde son derece alışılmadık bir yaklaşımdı. O dönemin düşünürleri genellikle evrensel doğrular ve yüce konular üzerine yazardı. Montaigne ise sıradan bir insanın gündelik deneyimlerinin de düşünmeye değer olduğunu gösterdi. Ona göre her insan, insanlık durumunun bütün biçimini kendi içinde taşır. Bu nedenle kendini dürüstçe incelemek, bütün insanları anlamanın da bir yoludur.

Montaigne'in düşüncesinin temelinde derin bir şüphecilik yatar. Onun ünlü sorusu, "Ne biliyorum ki?" bu tutumu özetler. Montaigne'e göre insan aklı sınırlıdır, duyularımız bizi yanıltabilir ve en emin olduğumuz şeyler bile yanlış çıkabilir. Bu şüphecilik, onu farklı görüşlere ve kültürlere karşı hoşgörülü olmaya yöneltir. Yeni keşfedilen Amerika'nın yerli halkları üzerine yazdığı denemesinde, Avrupalıların "barbar" dediği halkların aslında Avrupalılardan daha barbar olmadığını, hatta bazı yönlerden daha erdemli olabileceğini savunur. Her toplumun kendi alışkanlıklarını doğal, başkalarınınkini ise tuhaf bulduğunu vurgular.

Montaigne'in üslubu da deneme türünün belirleyici özelliklerinden biri oldu. Yazıları, bir dostla yapılan samimi bir sohbet gibidir. Bir konudan diğerine geçer, kişisel anekdotlar anlatır, antik yazarlardan alıntılar yapar ve sonra yeniden asıl konusuna döner. Bu serbest ve kişisel üslup, sonraki yüzyıllarda deneme yazarlarının izlediği bir model hâline geldi.

Deneme türü, Montaigne'den sonra pek çok ülkede gelişti. İngiltere'de Francis Bacon, birkaç yıl sonra kendi denemelerini yayımladı; ancak onun denemeleri daha kısa, daha öğretici ve daha az kişiseldi. Türk edebiyatında ise deneme türü, özellikle Cumhuriyet döneminde Nurullah Ataç gibi yazarların katkılarıyla gelişti.

Montaigne'in mirası, düşünmenin bir arayış olduğu ve bu arayışın kesin yanıtlar bulmaktan daha değerli olabileceği fikridir. Bir deneme, okura hazır bir sonuç sunmak yerine onu yazarla birlikte düşünmeye davet eder.

Okuduğunu sına

ÖSYM tarzı
Soru 1Bu metne göre Montaigne'in eserine "denemeler" adını vermesi aşağıdakilerden hangisini yansıtır?
Soru 2Metne göre Montaigne'in Amerika yerlileri üzerine yazdığı denemenin temel düşüncesi aşağıdakilerden hangisidir?