← Felsefe

Gereksizi Tıraş Etmek: Ockham'ın Usturası

Gece yarısı mutfakta bir tıkırtı duyduğunuzu düşünün. Bunun nedeni bir hayalet, evinize gizlice girmiş bir hırsız ya da rüzgârla sallanan bir pencere kanadı olabilir. Hangi açıklamayı öncelikle düşünmelisiniz? Çoğumuz, başka bir kanıt yoksa en basit açıklamanın, yani pencerenin doğru olma ihtimalinin yüksek olduğunu sezgisel olarak kabul ederiz. Bu sezginin felsefi ifadesi, "Ockham'ın usturası" adıyla bilinen ilkedir.

İlke, adını on dördüncü yüzyılda yaşamış İngiliz düşünür Ockhamlı William'dan alır. Genellikle "Varlıklar gereksiz yere çoğaltılmamalıdır" biçiminde özetlenir. Bu ifadenin tam olarak bu sözcüklerle William'ın eserlerinde geçmediği bilinse de, düşüncenin özü onun felsefesiyle uyumludur. İlke, bir olguyu açıklamak için gerekenden fazla varsayıma başvurulmaması gerektiğini söyler. "Ustura" benzetmesi, gereksiz varsayımların bir açıklamadan tıraş edilir gibi atılmasını anlatır.

İlkenin bilim tarihinde önemli bir yeri vardır. Yüzyıllar boyunca gökbilimciler, Dünya merkezli evren modelini korumak için gezegenlerin hareketlerini giderek daha karmaşık çemberlerle açıklamaya çalıştı. Kopernik'in Güneş merkezli modeli ise aynı gözlemleri daha az varsayımla açıklayabiliyordu. Bu sadelik, yeni modelin benimsenmesinde önemli bir etken oldu; ancak tek başına belirleyici değildi.

Ockham'ın usturası hakkında sık yapılan bir yanlış, onun "en basit açıklama her zaman doğrudur" anlamına geldiğinin düşünülmesidir. Oysa ilke, bir açıklamanın doğruluğunu kanıtlamaz. Yalnızca, eşit derecede iyi açıklama gücüne sahip iki kuram arasında seçim yaparken daha az varsayıma dayananı tercih etmemiz gerektiğini önerir. Basit açıklama, araştırmaya başlamak için iyi bir noktadır; ama kanıtlar daha karmaşık bir açıklamayı gerektiriyorsa ondan vazgeçilmelidir.

Bilim tarihi, gerçekliğin her zaman basit olmadığını gösteren örneklerle doludur. Kuantum fiziği ya da canlıların genetik yapısı, ilk bakışta tahmin edilebilecek olandan çok daha karmaşıktır. Bu nedenle bazı bilim insanları ilkeye ihtiyatla yaklaşır. Albert Einstein'a atfedilen bir söz, bu dengeyi iyi ifade eder: Her şey olabildiğince basit yapılmalıdır, ama daha basit değil.

İlke, gündelik hayatta da işe yarar bir düşünme aracıdır. Komplo teorileri çoğu zaman bir olayı açıklamak için gizli örgütler, büyük ölçekli planlar ve binlerce kişinin sır tuttuğu varsayımları gibi çok sayıda ek varsayıma başvurur. Ockham'ın usturası, bu tür açıklamalarla karşılaştığımızda daha basit ve kanıtlarla desteklenen açıklamaların olup olmadığını sormamızı sağlar.

Tıpta da benzer bir ilke uygulanır. Hekimlere sıkça hatırlatılan bir söze göre, nal sesi duyduğunuzda aklınıza önce at gelmeli, zebra değil. Yani belirtiler için öncelikle yaygın nedenler düşünülmelidir. Ancak bu söz, nadir hastalıkların hiç görülmediği anlamına gelmez; zebralar da vardır ve iyi bir hekim gerektiğinde onları da göz önünde bulundurur.

Ockham'ın usturası, düşünce disiplininin önemli bir aracıdır. Bize gereksiz varsayımlardan arınmayı, açıklamalarımızı kanıtların izin verdiği ölçüde sade tutmayı öğütler. Ancak her araç gibi o da doğru yerde ve ölçüyle kullanıldığında değerlidir.

Okuduğunu sına

ÖSYM tarzı
Soru 1Bu metne göre Ockham'ın usturasıyla ilgili yaygın yanlış anlama aşağıdakilerden hangisidir?
Soru 2Metinde hekimlere hatırlatılan "at ve zebra" sözüyle ilgili olarak vurgulanan denge aşağıdakilerden hangisidir?