← Felsefe

Bilimi Bilim Yapan Ne? Popper ve Yanlışlanabilirlik

Bir görüşün bilimsel olup olmadığını nasıl anlarız? Bu soru ilk bakışta kolay görünebilir; ancak felsefede "ayırma sorunu" olarak bilinen önemli bir tartışmanın konusudur. Yirminci yüzyılın en etkili bilim felsefecilerinden biri olan Avusturya doğumlu Karl Popper, bu soruya özgün bir yanıt verdi: Bir kuramı bilimsel yapan, doğrulanabilmesi değil, yanlışlanabilmesidir.

Popper'ın bu düşünceye nasıl ulaştığı ilginçtir. Gençliğinde Viyana'da birbirinden çok farklı kuramlarla tanıştı. Bunlardan bazıları, karşılaştıkları her olayı kendi lehlerine yorumlayabiliyordu. Bir insan bir şekilde davranıyorsa kuram bunu açıklıyor, tam tersi biçimde davranıyorsa yine kuram bunu açıklıyordu. Bu kuramların taraftarları, her yerde kendi görüşlerini doğrulayan kanıtlar görüyordu. Popper, bu "her şeyi açıklama" yeteneğinin bir güç değil, bir zayıflık olduğunu fark etti.

Einstein'ın genel görelilik kuramı ise tamamen farklıydı. Kuram, Güneş'in yakınından geçen yıldız ışığının belirli bir miktarda büküleceğini öngörüyordu. 1919'da bir güneş tutulması sırasında yapılan gözlemler bu öngörüyü test etti. Gözlemler farklı bir sonuç verseydi, kuram ciddi biçimde sarsılacaktı. Einstein'ın kuramı, yanlış çıkma riskini göze almıştı. Popper'a göre bilimsel bir kuramın asıl işareti buydu.

Popper'ın yaklaşımının arkasında, tümevarım sorununa ilişkin bir düşünce vardı. Ne kadar çok beyaz kuğu görürsek görelim, bütün kuğuların beyaz olduğunu kesin olarak kanıtlayamayız. Ancak tek bir siyah kuğu görmek, bu genellemeyi yanlışlamak için yeterlidir. Doğrulama ile yanlışlama arasındaki bu asimetri, Popper'ın bilim anlayışının merkezinde yer alır.

Bu anlayışa göre bilim, kesin doğrulara ulaşma süreci değil, kuramları cesurca öne sürme ve onları sürekli test ederek yanlışlarını ayıklama sürecidir. Testlerden başarıyla geçen bir kuram "doğru" olarak kabul edilmez; yalnızca şimdilik yanlışlanmamış en iyi kuram olarak geçici bir güven kazanır. Bilimin gücü, hatalarını düzeltebilme yeteneğinden gelir.

Popper'ın görüşleri, bilim insanları arasında büyük ilgi gördü; ancak eleştirilerden de kurtulamadı. Bazı filozoflar, gerçek bilimsel uygulamada kuramların tek bir olumsuz sonuçla terk edilmediğini hatırlattı. Bir deneyin beklenmedik bir sonuç vermesi durumunda bilim insanları çoğu zaman önce ölçüm aletlerinden, yardımcı varsayımlardan ya da deney koşullarından şüphelenir. Bu nedenle yanlışlama, Popper'ın önerdiği kadar basit ve kesin bir süreç olmayabilir.

Yine de yanlışlanabilirlik ilkesi, bugün bilimsel düşüncenin temel ölçütlerinden biri olarak kabul edilir. Bir iddia hangi gözlemle çürütülebileceğini söyleyemiyorsa, ona şüpheyle yaklaşmak gerekir. Bu ilke, sahte bilimsel iddiaları ayırt etmek için de kullanışlı bir araçtır.

Popper'ın düşüncesi, bilimin ötesinde de bir tutum önerir: Kendi görüşlerimizi korumak yerine onları sınamaya açık tutmak, eleştiriyi bir tehdit değil, ilerlemenin aracı olarak görmek. Popper, bu tutumu siyasete de taşıyarak eleştiriye açık toplumların, kesin doğrulara sahip olduğunu iddia eden toplumlardan daha sağlıklı olduğunu savundu.

Okuduğunu sına

ÖSYM tarzı
Soru 1Bu metne göre Popper'ın bazı kuramların "her şeyi açıklama" yeteneğini zayıflık olarak görmesinin nedeni aşağıdakilerden hangisidir?
Soru 2Metinde Popper'a yöneltilen eleştiriyle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?