← Felsefe

Ahlaki Çemberin Genişlemesi: Peter Singer ve Hayvanlar

Tarih boyunca insanlar, ahlaki ilgilerini belirli sınırlar içinde tuttu. Uzun süre yalnızca kendi ailesinin, kabilesinin ya da milletinin üyelerine karşı ahlaki yükümlülükler taşıdığı düşünüldü. Köleler, yabancılar ya da farklı inançlara sahip insanlar bu çemberin dışında bırakıldı. Avustralyalı filozof Peter Singer'a göre ahlaki ilerlemenin tarihi, bu çemberin giderek genişlemesinin tarihidir. Singer, 1975'te yayımladığı "Hayvan Özgürlüğü" adlı kitabında bu çemberin hayvanları da kapsaması gerektiğini savundu.

Singer'ın argümanı, eşitlik ilkesine dayanır. İnsanlar arasındaki eşitlik, onların aynı yeteneklere ya da özelliklere sahip olmasına bağlı değildir. İnsanlar zekâ, güç ve beceri bakımından birbirinden çok farklıdır. Eşitlik, olgusal bir benzerlik değil, ahlaki bir ilkedir: Herkesin çıkarları eşit biçimde dikkate alınmalıdır. Singer bu ilkenin neden yalnızca insan türüyle sınırlı kalması gerektiğini sorar.

Singer'a göre bir varlığın ahlaki açıdan dikkate alınması için gereken temel özellik, acı çekme ve haz duyma yeteneğidir. Acı çekebilen bir varlığın acı çekmeme konusunda bir çıkarı vardır. Bu çıkarı görmezden gelmek için hiçbir ahlaki gerekçe yoktur. Singer, burada on sekizinci yüzyılda Jeremy Bentham'ın sorduğu ünlü soruya başvurur: Asıl soru hayvanların akıl yürütüp yürütemeyeceği ya da konuşup konuşamayacağı değil, acı çekip çekemeyeceğidir.

Singer, hayvanların çıkarlarını yalnızca tür farklılığı nedeniyle görmezden gelmeyi "türcülük" olarak adlandırır. Ona göre türcülük, ırkçılık ve cinsiyetçilikle benzer bir mantık taşır: Ahlaki açıdan önemsiz bir özelliğe dayanarak bir grubun çıkarlarını diğerinin çıkarlarına göre daha az önemli saymak. Bir insanın acısı ile bir hayvanın acısı benzer yoğunluktaysa, Singer'a göre ikisi de aynı ağırlıkta dikkate alınmalıdır.

Bu görüşün pratik sonuçları oldukça geniştir. Singer, özellikle endüstriyel hayvancılık koşullarını ve gereksiz acıya yol açan bazı hayvan deneylerini eleştirir. Milyarlarca hayvanın dar alanlarda, doğal davranışlarını gerçekleştiremeden yaşamak zorunda bırakılmasının, insanların küçük kazançları için büyük acılara katlanılması anlamına geldiğini savunur.

Singer'ın görüşleri pek çok itirazla karşılaştı. Bazı filozoflar, ahlakın karşılıklı yükümlülükler üzerine kurulu olduğunu ve hayvanların ahlaki sorumluluk taşıyamayacağı için aynı hakları talep edemeyeceğini öne sürdü. Bazıları ise insan yaşamının, hayvanların sahip olmadığı özellikler nedeniyle, örneğin geleceğe yönelik planlar yapabilme, kültür oluşturabilme ya da derin ilişkiler kurabilme yeteneği nedeniyle özel bir değer taşıdığını savundu. Singer da yaşamın değerinin, varlığın bilişsel özelliklerine göre farklılık gösterebileceğini kabul eder; ancak acı çekme konusundaki eşit dikkat ilkesinden vazgeçmez.

Singer'ın düşüncelerine katılmayanlar bile, onun ortaya koyduğu soruların önemini kabul eder. Bugün pek çok ülkede hayvan refahına ilişkin yasalar güçlendirilmekte, bilimsel araştırmalarda hayvan kullanımını azaltmaya yönelik yöntemler geliştirilmektedir. Bu değişiklikler, ahlaki çemberin genişleme sürecinin hâlâ devam ettiğini gösterir.

Tarihte bir zamanlar doğal karşılanan pek çok uygulama, sonraki kuşaklar tarafından ahlaken kabul edilemez bulunmuştur. Singer'ın sorusu, bugün olağan gördüğümüz hangi davranışların gelecekte benzer biçimde yargılanacağını düşünmeye davet eder.

Okuduğunu sına

ÖSYM tarzı
Soru 1Bu metne göre Singer'a göre bir varlığın ahlaki açıdan dikkate alınması için gereken temel özellik aşağıdakilerden hangisidir?
Soru 2Metne göre Singer'ın "türcülük" kavramıyla ırkçılık arasında kurduğu benzerlik aşağıdakilerden hangisine dayanır?