← Sosyoloji ve Antropoloji

Yabancı Bir Kültürde İlk Aylar: Kültür Şoku

Yurt dışında okumak, çalışmak ya da yaşamak için yola çıkan pek çok insan, yeni ülkeye ilk vardığında büyük bir heyecan duyar. Sokaklar, yemekler, binalar ve insanlar ilgi çekici ve yenidir. Her gün yeni bir şey keşfetmenin verdiği coşku, hayatı adeta bir tatile dönüştürür. Ancak birkaç hafta ya da birkaç ay sonra pek çoğu, açıklayamadığı bir yorgunluk, huzursuzluk ve özlem duymaya başlar. Antropologlar bu duruma "kültür şoku" adını verir.

Kavram, 1950'lerde Kanadalı antropolog Kalervo Oberg tarafından yaygınlaştırıldı. Oberg'e göre kültür şoku, insanın alışık olduğu toplumsal işaretlerin ve sembollerin birdenbire ortadan kalkmasından kaynaklanan bir kaygı durumudur. Kendi kültürümüzde, nasıl selamlaşacağımızı, ne zaman el sıkışacağımızı, bir daveti nasıl kabul ya da reddedeceğimizi, birinin şaka mı yaptığını yoksa ciddi mi olduğunu düşünmeden biliriz. Bu bilgiler, hayatımızı kolaylaştıran görünmez bir harita gibidir.

Yeni bir kültürde bu harita aniden işe yaramaz hâle gelir. Bir dükkânda ne kadar beklemek gerektiği, bir sohbette ne kadar yakın durulacağı, sorulmaması gereken sorular ya da hangi davranışın kaba sayıldığı gibi konularda sürekli olarak belirsizlik yaşanır. Her küçük etkileşim, dikkat ve çaba gerektirir. Bu sürekli zihinsel yük, zamanla yorgunluğa, sinirliliğe ve kendini yetersiz hissetmeye yol açabilir.

Bazı araştırmacılar, kültürel uyum sürecini "U eğrisi" adı verilen bir modelle açıklamıştır. Bu modele göre süreç, heyecan dolu bir "balayı" dönemiyle başlar. Ardından farklılıkların bunaltıcı hâle geldiği bir kriz dönemi gelir. Bu dönemde kişi, yeni kültürü eleştirebilir, kendi kültürünü idealleştirebilir ve kendi ülkesinden insanlarla daha fazla vakit geçirmeye yönelebilir. Zamanla kişi yeni kültürün kurallarını öğrenir, mizah duygusunu yeniden kazanır ve bir toparlanma dönemine girer. Sonunda ise yeni ortama büyük ölçüde uyum sağlanır.

Bu model, pek çok insanın deneyimini anlamlandırmasına yardımcı olsa da herkes için geçerli değildir. Sonraki araştırmalar, uyum sürecinin kişiden kişiye büyük farklılıklar gösterdiğini ortaya koydu. Bazı insanlar hiçbir zaman belirgin bir kriz yaşamazken, bazıları için zorluklar hemen başlar. Kişinin önceki deneyimleri, dil becerisi, sosyal destek ağı ve iki kültür arasındaki farkın büyüklüğü, süreci etkileyen önemli etkenlerdir.

Kültür şokunun daha az bilinen bir biçimi de "ters kültür şoku"dur. Uzun süre yurt dışında yaşadıktan sonra kendi ülkesine dönen kişiler, beklenmedik bir biçimde kendi kültürlerine yabancılaştıklarını hissedebilir. Değişmiş olan yalnızca ülkeleri değil, kendileridir. Eskiden doğal gelen alışkanlıklar artık tuhaf görünebilir; arkadaşlar ve aile, kişinin yaşadığı deneyimleri tam olarak anlayamayabilir.

Kültür şoku, olumsuz bir deneyim gibi görünse de önemli bir öğrenme fırsatıdır. Başka bir kültürde yaşamak, kişinin kendi kültürünün de evrensel değil, belirli bir kültür olduğunu fark etmesini sağlar. Kendi alışkanlıklarımızın "doğal" değil, öğrenilmiş olduğunu görmek, hem kendimizi hem de başkalarını daha iyi anlamamıza yardımcı olur.

Kültür şokuyla başa çıkmak için önerilen yollar arasında yeni kültürün dilini öğrenmek, yerel halkla ilişki kurmak, kendi kültüründen insanlarla bağlarını korumak ve yaşanan zorlukların bu sürecin doğal bir parçası olduğunu kabul etmek yer alır. Sabır ve merak, yeni bir kültürün kapılarını açan en önemli anahtarlardır.

Okuduğunu sına

ÖSYM tarzı
Soru 1Bu metne göre Oberg'e göre kültür şokunun temel kaynağı aşağıdakilerden hangisidir?
Soru 2Metinde "ters kültür şoku" kavramıyla anlatılan durum aşağıdakilerden hangisidir?