← Sosyoloji ve Antropoloji

Tek Başına Bowling: Toplumsal Sermayenin Azalışı

1990'larda Amerikalı siyaset bilimci Robert Putnam, ilginç bir istatistiğe dikkat çekti. Amerika'da bowling oynayan insanların sayısı artıyordu; ancak bowling liglerine katılanların sayısı belirgin biçimde azalıyordu. İnsanlar hâlâ bowling oynuyordu, ama artık bunu düzenli olarak bir araya gelen takımlar ve kulüpler içinde değil, tek başlarına ya da küçük gruplar hâlinde yapıyorlardı. Putnam, 2000'de yayımladığı kitabına bu gözlemden esinlenerek "Tek Başına Bowling" adını verdi.

Putnam'a göre bowling ligleri yalnızca bir örnekti. Sendikalardan dernek üyeliklerine, veli toplantılarından gönüllü kuruluşlara, kiliselerden yerel siyasi toplantılara kadar pek çok toplumsal örgütlenmede katılım, yirminci yüzyılın son çeyreğinde azalmıştı. İnsanlar komşularıyla daha az görüşüyor, arkadaşlarını evlerine daha az davet ediyor, yerel toplumsal etkinliklere daha az katılıyordu.

Putnam bu durumu, "toplumsal sermaye" kavramıyla açıkladı. Toplumsal sermaye, insanlar arasındaki ilişki ağlarını, bu ağlarda oluşan güveni ve karşılıklılık normlarını ifade eder. Tıpkı ekonomik sermaye gibi toplumsal sermaye de değer üretir. Birbirine güvenen ve iş birliği yapabilen insanlardan oluşan toplumlarda sorunlar daha kolay çözülür, suç oranları daha düşük olur, demokrasi daha iyi işler ve insanlar kendilerini daha mutlu hisseder.

Putnam, toplumsal sermayenin iki farklı türünü birbirinden ayırır. "Bağlayıcı" toplumsal sermaye, birbirine benzeyen insanlar arasındaki güçlü bağlardan oluşur; aile, yakın arkadaşlar ya da aynı etnik veya dinî gruptan insanlar gibi. Bu tür bağlar, insanlara güçlü bir destek ve aidiyet duygusu sağlar. "Köprü kurucu" toplumsal sermaye ise farklı geçmişlerden gelen insanlar arasındaki bağlardır. Bu bağlar, farklı grupları birbirine bağlar, yeni bilgilere ve fırsatlara erişimi kolaylaştırır.

Putnam, daha önceki bir araştırmasında İtalya'nın kuzey ve güney bölgelerini karşılaştırmıştı. Aynı yasalara ve benzer kurumlara sahip olmalarına rağmen bazı bölgelerdeki yerel yönetimlerin diğerlerinden çok daha başarılı olduğunu gözlemledi. Putnam'a göre bu farkın temel nedeni, başarılı bölgelerde yüzyıllara dayanan güçlü bir sivil katılım geleneğinin, yani zengin bir toplumsal sermayenin bulunmasıydı.

Peki Amerika'da toplumsal sermaye neden azalıyordu? Putnam, birkaç olası nedeni inceledi. Kentlerin genişlemesi ve insanların işe gidip gelmek için uzun zaman harcaması, toplumsal etkinliklere ayrılan vakti azaltmıştı. Çalışan çiftlerin artması da benzer bir etki yaratmıştı. Ancak Putnam'a göre en önemli etkenlerden biri televizyondu. Televizyon, insanların boş zamanlarını evde, tek başlarına ya da yalnızca aile üyeleriyle geçirmelerine yol açıyordu. Kuşaklar arasındaki değer farklılıkları da önemli bir etkendi.

Putnam'ın tezi, çeşitli eleştirilerle karşılaştı. Bazı araştırmacılar, toplumsal katılımın azalmadığını, yalnızca biçim değiştirdiğini öne sürdü. Eski tip örgütlerin yerini yeni tür ağlar, çevrimiçi topluluklar ve daha esnek katılım biçimleri alıyordu. Ancak bu yeni bağların, yüz yüze ilişkilerin oluşturduğu güveni ve dayanışmayı ne ölçüde sağlayabildiği hâlâ tartışılmaktadır.

Putnam'ın çalışması, toplumların sağlığının yalnızca ekonomik göstergelerle ölçülemeyeceğini hatırlatır. Komşuların birbirini tanıması, insanların ortak sorunlar için bir araya gelebilmesi ve birbirine güvenebilmesi, bir toplumun en değerli ama en kolay göz ardı edilen zenginlikleri arasındadır.

Okuduğunu sına

ÖSYM tarzı
Soru 1Bu metne göre Putnam'ın "toplumsal sermaye" kavramı aşağıdakilerden hangisini ifade eder?
Soru 2Metne göre "köprü kurucu" toplumsal sermaye aşağıdakilerden hangisidir?