← Tarih

Sandıktaki Eşitlik: Kadınların Seçme ve Seçilme Hakkı

Bugün pek çok ülkede kadınların oy kullanması o kadar olağan görülür ki, bunun yakın bir geçmişte büyük mücadelelerle kazanıldığını unutmak kolaydır. Oysa yirminci yüzyılın başında dünyanın büyük bölümünde kadınlar seçimlerde oy kullanamıyor, aday olamıyordu. Siyasetin erkeklere ait bir alan olduğu düşüncesi, hukuk sistemlerinde ve toplumsal alışkanlıklarda derin bir yer edinmişti.

Ulusal düzeyde kadınlara oy hakkı tanıyan ilk ülke, 1893'te Yeni Zelanda oldu. Bunu Avustralya ve Finlandiya gibi ülkeler izledi. Avrupa'nın ve Amerika'nın büyük ülkelerinde ise bu hak, ancak uzun süren kampanyalar sonucunda elde edilebildi. İngiltere'de kadınların bir bölümü 1918'de oy hakkı kazandı; erkeklerle eşit koşullarda oy kullanma hakkı ise 1928'de tanındı. Fransa'da kadınlar ancak 1944'te, İsviçre'de ise federal düzeyde 1971'de oy hakkına kavuştu.

Bu hakların kazanılmasında kadın hareketlerinin rolü belirleyiciydi. İngiltere'de "süfrajet" olarak anılan aktivistler, gösteriler düzenledi, mecliste protestolar yaptı ve hapsedildiklerinde açlık grevlerine başvurdu. Bazı kadınlar daha ılımlı yolları savunarak dilekçeler, toplantılar ve yayınlar aracılığıyla kamuoyunu etkilemeye çalıştı. Birinci Dünya Savaşı sırasında kadınların fabrikalarda, hastanelerde ve tarlalarda üstlendikleri görevler de toplumdaki algıyı değiştirdi.

Türkiye'de kadınların siyasi haklarına giden süreç, Cumhuriyet'in ilk yıllarında yapılan düzenlemelerle hız kazandı. 1926'da kabul edilen Medeni Kanun, kadınlara aile hayatında ve mülkiyet konusunda önemli haklar tanıdı. 1930'da kadınlar belediye seçimlerinde oy kullanma ve aday olma hakkı elde etti. 1933'te muhtarlık seçimlerinde de bu hak tanındı ve Aydın'ın bir köyünde Gülkız Ürbül, Türkiye'nin ilk kadın muhtarı oldu.

5 Aralık 1934'te yapılan anayasa değişikliğiyle kadınlar milletvekili seçimlerinde de seçme ve seçilme hakkı kazandı. 1935 seçimlerinde on sekiz kadın milletvekili mecliste yer aldı. Bu düzenleme, Türkiye'yi kadınlara bu hakkı tanıyan ülkeler arasında Fransa, İtalya ve İsviçre gibi pek çok Avrupa ülkesinden daha erken bir konuma taşıdı.

Ne var ki yasal hakların tanınması, eşitliğin kendiliğinden sağlanması anlamına gelmez. Pek çok ülkede kadınların siyasette temsil oranı, hakların tanınmasından on yıllar sonra bile düşük kaldı. Eğitim, ekonomik bağımsızlık, toplumsal roller ve siyasi partilerin aday belirleme biçimleri, kadınların siyasete katılımını etkileyen önemli etkenler arasında yer alır.

Bu nedenle bugün tartışılan konular, yalnızca oy hakkıyla sınırlı değildir. Kadınların karar alma süreçlerine eşit katılımı, mecliste ve yerel yönetimlerde temsil oranları ve siyasi hayatın kadınların katılımını kolaylaştıracak biçimde düzenlenmesi, güncelliğini koruyan sorular arasındadır.

Kadınların seçme ve seçilme hakkının tarihi, demokrasinin bir kez kurulup tamamlanan bir yapı olmadığını gösterir. Demokrasi, kimlerin "halk" kavramına dâhil edildiği sorusuna verilen yanıtlarla sürekli genişleyen bir süreçtir.

Okuduğunu sına

ÖSYM tarzı
Soru 1Bu metne göre Türkiye'de kadınların siyasi haklarını kazanma sürecinin doğru sıralaması aşağıdakilerden hangisidir?
Soru 2Metnin son bölümünde vurgulanan düşünce aşağıdakilerden hangisidir?