On Yedi Hecelik Bir Evren: Haiku
Eski bir havuz. Bir kurbağa suya atlar. Suyun sesi. Bu üç kısa ifade, on yedinci yüzyılda yaşamış Japon şair Matsuo Basho'nun dünyaca ünlü şiirinin anlamını aktarır. İlk bakışta neredeyse hiçbir şey anlatmıyor gibi görünen bu şiir, yüzyıllardır okurları büyülemeye devam ediyor. Bu şiir, Japon edebiyatının en kısa şiir biçimi olan haikunun belki de en bilinen örneğidir.
Haiku, Japoncada toplam on yedi ses biriminden oluşan, beş, yedi ve beş birimlik üç bölümden kurulan kısa bir şiir biçimidir. Ancak bu ses birimleri, Türkçedeki hecelerle tam olarak örtüşmez. Bu nedenle haikular başka dillere çevrildiğinde ya da başka dillerde yazıldığında, bu kesin ölçü genellikle esnek biçimde uygulanır. Haikuyu haiku yapan, yalnızca ölçüsü değil, onun ardındaki bakış ve duyarlılıktır.
Geleneksel haikunun önemli unsurlarından biri, mevsime gönderme yapan bir sözcüktür. Kiraz çiçekleri ilkbaharı, ağustos böcekleri yazı, kızaran yapraklar sonbaharı, kar ise kışı çağrıştırır. Bu sözcükler, şiirin hangi mevsimde geçtiğini belirtir ve okurun zihninde o mevsime ait bütün bir duygu ve imge dünyasını uyandırır. Basho'nun şiirindeki kurbağa da Japon şiir geleneğinde ilkbaharı simgeler.
Haikunun bir başka özelliği, iki imgenin ya da anın yan yana getirilmesidir. Şiir genellikle durağan bir görüntüyle başlar ve ani bir değişim ya da fark edişle sona erer. Basho'nun şiirinde sessiz, eski bir havuzun durağanlığı, bir kurbağanın atlamasıyla bozulur ve suyun sesi, sessizliği daha da belirgin hâle getirir. Bu ani an, okurun zihninde bir aydınlanma, bir uyanış duygusu yaratır.
Haiku, Zen Budizmi'nin dünya görüşüyle de yakından ilişkilidir. Bu görüşe göre gerçek, büyük kavramlarda ve soyut düşüncelerde değil, şimdiki anın sıradan ayrıntılarında gizlidir. Bir yaprağın düşüşü, bir kuşun ötüşü ya da bir su damlasının sesi, dikkatle bakıldığında evrenin bütün sırrını taşıyabilir. Haiku şairi, bu anları yakalamaya ve hiçbir yorum eklemeden okura sunmaya çalışır.
Haikunun etkisi, yirminci yüzyılda Japonya'nın sınırlarını aştı. Batılı şairler, haikunun yoğunluğundan ve imge gücünden etkilendi. İngilizce şiirde imgecilik adı verilen akım, gereksiz sözcüklerden arınmış, doğrudan ve keskin imgelere dayalı bir şiir anlayışını savunarak haikudan büyük ölçüde beslendi. Bugün dünyanın pek çok dilinde haiku yazan şairler bulunmaktadır.
Haikunun sunduğu ders, yalnızca şiirle sınırlı değildir. Bu kısa şiir biçimi, az sözle çok şey anlatmanın, gereksiz ayrıntıları atarak özü yakalamanın ve okura düşünme alanı bırakmanın değerini gösterir. Bu özellikler, iyi bir yazının, hatta iyi bir paragrafın da temel nitelikleri arasındadır. Haiku, okuru pasif bir alıcı değil, şiiri kendi zihninde tamamlayan etkin bir katılımcı olmaya davet eder.
Hızın ve bilgi bombardımanının egemen olduğu bir çağda haiku, durup bakmayı, dinlemeyi ve fark etmeyi hatırlatır. Belki de on yedi heceye sığdırılmış bir evren, sayfalar dolusu açıklamadan daha fazlasını anlatabilir.