← Edebiyat

Olmak ya da Olmamak: Shakespeare'in Tragedyaları

Dört yüz yılı aşkın bir süre önce Londra'daki bir ahşap tiyatroda sahnelenen oyunlar, bugün dünyanın dört bir yanında hâlâ oynanıyor, okunuyor ve filmlere uyarlanıyor. William Shakespeare'in eserleri, İngiliz dilinin ve dünya edebiyatının en etkili metinleri arasında yer alır. Özellikle tragedyaları, insan doğasının karanlık ve karmaşık yönlerini çarpıcı bir derinlikle işler.

Tragedya türü, kökenlerini Antik Yunan tiyatrosuna dayandırır. Aristoteles'e göre tragedya, iyi ama kusursuz olmayan bir kahramanın, bir yanılgı ya da hata nedeniyle mutluluktan felakete sürüklenmesini anlatır. Seyirci, kahramanın düşüşünü izlerken hem ona acıma hem de benzer bir kaderin kendi başına da gelebileceği korkusunu duyar. Aristoteles'e göre bu duyguların yaşanması, seyircide bir tür arınmaya yol açar.

Shakespeare, bu geleneği kendi döneminin dünyasına uyarladı ve ona yeni bir derinlik kazandırdı. Onun tragedyalarında kahramanların düşüşü, yalnızca kaderin ya da tanrıların bir oyunu değil, büyük ölçüde onların kendi karakterlerindeki zaaflardan kaynaklanır. Macbeth'in dizginlenemeyen hırsı, Othello'nun kıskançlığı, Kral Lear'in kibri ve yargı hatası, onları felakete sürükleyen iç kusurlardır.

Shakespeare'in en çok tartışılan karakteri, şüphesiz Hamlet'tir. Danimarka prensi Hamlet, babasının hayaletinden, babasını kendi amcasının öldürdüğünü öğrenir ve intikam alması istenir. Ancak Hamlet, harekete geçmek yerine sürekli olarak düşünür, şüphe eder ve tereddüt eder. Gördüğü hayaletin gerçek olup olmadığını, intikamın doğru olup olmadığını ve hatta hayatın anlamını sorgular. Onun bu tereddüdü, edebiyat tarihinin en çok yorumlanan konularından biri olmuştur.

Bazı eleştirmenler Hamlet'in tereddüdünü bir karakter zaafı olarak görür. Bazıları ise onu, ahlaki olarak karmaşık bir durumda doğru olanı bulmaya çalışan düşünceli bir insanın doğal tepkisi olarak yorumlar. Hamlet'in iç dünyasını seyirciye açtığı uzun konuşmalar, yani monologlar, Shakespeare'in karakterlerinin iç dünyasını sahneye taşımadaki ustalığının en güzel örnekleridir. Bu monologlarda Hamlet, adeta yüksek sesle düşünür ve seyirci onun zihninin içine girer.

Shakespeare'in tragedyaları, yalnızca bireysel trajedileri değil, toplumsal düzeni ve iktidarı da sorgular. Bir hükümdarın hatası, bütün bir ülkeyi felakete sürükleyebilir. Kral Lear'in krallığını kızları arasında paylaştırırken yaptığı yanlış, yalnızca kendi ailesini değil, bütün krallığı kaosa sürükler. Bu yönüyle tragedyalar, iktidarın sorumluluğu ve adaletin doğası üzerine de güçlü sorular sorar.

Shakespeare'in dili, İngilizceye yüzlerce yeni sözcük ve deyim kazandırmıştır. Bugün İngilizce konuşan pek çok insan, farkında olmadan Shakespeare'in ilk kez kullandığı ifadeleri kullanır. Onun oyunları, Türkçe de dâhil olmak üzere pek çok dile çevrilmiş ve farklı kültürlerde yeniden yorumlanmıştır. Türk tiyatrosunda da Shakespeare oyunları, Cumhuriyet'in ilk yıllarından bu yana sahnelenmektedir.

Shakespeare'in tragedyalarının yüzyıllar sonra hâlâ etkileyici olmasının nedeni, insan doğasına ilişkin evrensel gerçekleri ele almasıdır. Hırs, kıskançlık, kibir, intikam ve tereddüt, dört yüz yıl önce olduğu gibi bugün de insanların hayatlarını şekillendiren duygulardır.

Okuduğunu sına

ÖSYM tarzı
Soru 1Bu metne göre Shakespeare'in tragedyalarında kahramanların düşüşünün temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?
Soru 2Metinde Kral Lear örneğiyle vurgulanan düşünce aşağıdakilerden hangisidir?