Mahkûmun İkilemi: İş Birliği Neden Zordur?
Bir suç nedeniyle tutuklanan iki şüpheliyi düşünelim. Polis, iki şüpheliyi ayrı odalarda sorguluyor ve ikisinin birbiriyle konuşmasına izin vermiyor. Polisin, ikisini de ağır bir suçtan mahkûm ettirmek için yeterli kanıtı yok; ancak daha hafif bir suçtan ikisini de kısa bir süre hapse gönderebilir. Polis, her iki şüpheliye de aynı teklifi yapar: "Eğer arkadaşın aleyhine tanıklık edersen ve o susarsa, sen serbest kalırsın, o ise uzun yıllar hapis yatar. Eğer ikiniz de birbirinizi suçlarsanız, ikiniz de orta uzunlukta bir ceza alırsınız. Eğer ikiniz de susarsanız, ikiniz de yalnızca kısa bir süre hapis yatarsınız."
Bu senaryo, "oyun kuramı" adı verilen matematik ve ekonomi alanının en ünlü örneklerinden biri olan "mahkûmun ikilemi"dir. Oyun kuramı, kararları birbirini etkileyen kişilerin stratejik davranışlarını inceler. 1950'lerde geliştirilen mahkûmun ikilemi, bireysel akılcılık ile ortak çıkar arasındaki gerilimi çarpıcı biçimde gözler önüne serer.
Her bir şüphelinin bakış açısından düşünelim. Arkadaşı susarsa, onu suçlamak daha iyidir; çünkü böylece serbest kalır. Arkadaşı onu suçlarsa, yine onu suçlamak daha iyidir; çünkü susarsa uzun yıllar hapis yatar. Yani arkadaşı ne yaparsa yapsın, her şüpheli için en akılcı seçenek, arkadaşını suçlamaktır. Ancak her iki şüpheli de bu akılcı seçimi yaptığında, ikisi de orta uzunlukta bir ceza alır. Oysa ikisi de sussaydı, çok daha kısa bir ceza alacaklardı. Bireysel olarak akılcı davranmak, her iki tarafı da daha kötü bir sonuca götürür.
Mahkûmun ikilemi, yalnızca bir düşünce deneyi değildir; gerçek hayatta pek çok durumda karşımıza çıkar. Birbiriyle rekabet eden iki şirketi düşünelim. Her iki şirket de reklam harcamalarını azaltırsa, ikisi de tasarruf eder. Ancak her biri, rakibi reklam yapmayı bırakırsa kendisinin reklam yaparak pazar payını artırabileceğini düşünür. Sonuçta her iki şirket de yüksek reklam harcamalarına devam eder. Silahlanma yarışları, aşırı avlanma ve iklim değişikliğiyle mücadele de benzer bir yapıya sahiptir.
Peki, bu ikilemden çıkış yolu var mıdır? 1980'lerde Amerikalı siyaset bilimci Robert Axelrod, bu soruyu yanıtlamak için ilginç bir turnuva düzenledi. Farklı araştırmacılardan, mahkûmun ikilemini aynı rakiple defalarca oynayacak bilgisayar programları göndermelerini istedi. Turnuvayı kazanan program, şaşırtıcı biçimde en basit programlardan biriydi. "Kısasa kısas" adı verilen bu strateji, ilk turda iş birliği yapıyor, sonraki turlarda ise rakibin bir önceki turda yaptığını tekrarlıyordu.
Axelrod'un çalışması, oyun tekrarlandığında iş birliğinin ortaya çıkabileceğini gösterdi. Aynı kişilerle sürekli etkileşim içinde olduğumuzda, bugünkü davranışımızın gelecekte nasıl karşılanacağını hesaba katarız. Güven, itibar ve karşılıklılık, bu noktada önemli bir rol oynar. Bu bulgu, toplumların neden iş birliğini destekleyen kurallar, gelenekler ve kurumlar geliştirdiğini anlamamıza da yardımcı olur.