← Edebiyat

Hikâyeyi Kim Anlatıyor? Anlatıcı ve Bakış Açısı

Aynı olay, farklı kişiler tarafından anlatıldığında bambaşka hikâyelere dönüşebilir. Bir trafik kazasını sürücülerden biri, yolcusu, karşıdan karşıya geçen bir yaya ve olayı balkondan izleyen bir komşu farklı biçimlerde anlatır. Her biri olayın farklı bir yönünü görür, farklı ayrıntıları önemser ve olayı kendi duygu ve çıkarlarına göre yorumlar. Edebiyatta da bir hikâyeyi kimin anlattığı, okurun o hikâyeyi nasıl algılayacağını derinden etkiler.

Edebiyat kuramında hikâyeyi anlatan sese "anlatıcı" denir. Anlatıcı, yazarın kendisiyle aynı kişi değildir. Yazar, hikâyesini anlatmak için bir anlatıcı yaratır ve bu anlatıcının nasıl bir bakış açısına sahip olacağına karar verir. Anlatıcının seçimi, bir yazarın verdiği en önemli kararlardan biridir.

Anlatıcı türlerinden biri, birinci tekil kişi anlatıcıdır. Bu anlatımda hikâye, olayları yaşayan karakterlerden birinin ağzından "ben" diliyle anlatılır. Bu anlatım biçimi, okura karakterin iç dünyasına doğrudan erişim imkânı sunar ve samimi bir etki yaratır. Ancak birinci tekil anlatıcı, yalnızca kendi bildiklerini ve gördüklerini aktarabilir. Diğer karakterlerin düşüncelerini ancak tahmin edebilir.

Bir diğer anlatıcı türü, üçüncü tekil kişiyle anlatan ve her şeyi bilen anlatıcıdır. Bu anlatıcı, olayların dışında durur ama bütün karakterlerin düşüncelerini, duygularını, geçmişlerini ve geleceklerini bilir. Adeta Tanrısal bir bakış açısına sahiptir. On dokuzuncu yüzyılın büyük romanlarının pek çoğu bu tür bir anlatıcıyla yazılmıştır. Bunun yanı sıra üçüncü kişiyle anlatan ama yalnızca bir karakterin bakış açısıyla sınırlı kalan, onun gördüğünü görüp bildiğini bilen anlatıcılar da vardır.

Edebiyatın en ilginç tekniklerinden biri, "güvenilmez anlatıcı"dır. Bu tür anlatıcılar, bilerek ya da bilmeyerek okuru yanıltır. Kendini haklı göstermeye çalışan, olayları yanlış anlayan, belleği güvenilir olmayan ya da gerçeği gizleyen anlatıcılar, okuru dikkatli bir dedektif gibi okumaya zorlar. Okur, anlatıcının söylediklerinin ardındaki gerçeği satır aralarından çıkarmaya çalışır.

Japon yazar Ryunosuke Akutagawa'nın 1922'de yayımlanan bir öyküsü, bakış açısının gücünü çarpıcı biçimde gösterir. Öyküde bir ormanda işlenen bir cinayet, farklı tanıklar ve olaya karışan kişiler tarafından birbirinden çok farklı biçimlerde anlatılır. Her anlatı, kendi içinde tutarlıdır; ama hepsi birbiriyle çelişir. Öykünün sonunda okur, gerçekte ne olduğunu kesin olarak öğrenemez. Bu öykü, daha sonra sinema tarihinin önemli filmlerinden birine de ilham vermiştir.

Anlatıcı ve bakış açısı kavramları, paragraf sorularında da sıkça karşımıza çıkar. Bir metnin hangi anlatıcıyla yazıldığını belirlemek, yazarın tutumunu ve metnin amacını anlamak için önemli bir ipucudur. Metinde "ben" diliyle konuşan bir anlatıcı varsa, aktarılan bilgilerin onun bakış açısıyla sınırlı olduğunu unutmamak gerekir.

Anlatıcı kavramı, edebiyatın ötesinde de değerli bir ders içerir. Haberlerde, tarih kitaplarında ve gündelik konuşmalarda karşılaştığımız her anlatının bir anlatıcısı ve bir bakış açısı vardır. "Bu hikâyeyi kim anlatıyor ve neden bu biçimde anlatıyor?" sorusunu sormak, eleştirel okumanın temel adımlarından biridir.

Okuduğunu sına

ÖSYM tarzı
Soru 1Bu metne göre birinci tekil kişi anlatıcının sınırlılığı aşağıdakilerden hangisidir?
Soru 2Metinde Akutagawa'nın öyküsünden söz edilmesinin amacı aşağıdakilerden hangisidir?