Başkalarına Yansıyan Bedeller: Dışsallıklar
Bir fabrikanın, ürettiği malları satarak kâr elde ettiğini düşünelim. Fabrika, hammaddelere, işçilere ve enerjiye para öder; bu maliyetleri ürünlerinin fiyatına yansıtır. Ancak aynı fabrika, bacasından çıkan dumanla yakındaki mahallenin havasını kirletiyor ve atıklarıyla bir nehri zehirliyorsa, bu zararın bedelini kim öder? Fabrika değil, temiz havadan ve temiz sudan yoksun kalan çevre sakinleri öder. Ekonomistler bu tür durumlara "dışsallık" adını verir.
Dışsallık, bir kişinin ya da kurumun faaliyetinin, bu faaliyete doğrudan katılmayan başkalarını etkilemesi ve bu etkinin fiyatlara yansımaması durumudur. Dışsallıklar olumsuz olabileceği gibi olumlu da olabilir. Hava kirliliği, gürültü ve trafik sıkışıklığı, olumsuz dışsallıklara örnektir. Buna karşılık, bahçesine çiçek diken bir kişi, yalnızca kendi evini değil, sokaktan geçenlerin de gününü güzelleştirir. Aşı olan bir kişi, yalnızca kendini değil, hastalığın yayılmasını önleyerek çevresindekileri de korur. Bunlar olumlu dışsallıklara örnektir.
Dışsallıkların önemli bir sonucu, piyasaların kendiliğinden doğru miktarda üretim yapamamasıdır. Olumsuz dışsallık yaratan bir ürün, gerçek toplumsal maliyeti fiyatına yansımadığı için, toplum açısından olması gerekenden daha ucuz satılır ve daha fazla üretilir. Olumlu dışsallık yaratan bir faaliyet ise toplum açısından yarattığı faydanın karşılığını tam olarak alamadığı için, olması gerekenden daha az yapılır.
İngiliz ekonomist Arthur Cecil Pigou, yirminci yüzyılın başında bu soruna bir çözüm önerdi. Pigou'ya göre olumsuz dışsallık yaratan faaliyetlere, yarattıkları zararla orantılı bir vergi uygulanmalıydı. Bu vergi, üreticiyi çevreye verdiği zararı hesaba katmaya zorlayacak ve böylece üretimi toplum açısından daha uygun bir düzeye çekecekti. Bugün bu tür vergilere "Pigou vergileri" adı verilir. Karbon vergileri ve bazı ülkelerde uygulanan trafik sıkışıklığı ücretleri, bu yaklaşımın örnekleridir. Olumlu dışsallık yaratan faaliyetler ise teşvikler ve sübvansiyonlarla desteklenebilir.
Amerikalı ekonomist Ronald Coase ise 1960'ta farklı bir bakış açısı sundu. Coase'a göre mülkiyet hakları açıkça tanımlanmışsa ve taraflar arasındaki pazarlık maliyetleri düşükse, ilgili taraflar devlet müdahalesine gerek kalmadan kendi aralarında anlaşarak verimli bir çözüme ulaşabilirdi. Örneğin bir fabrika ile komşuları, kirliliğin azaltılması ya da zararın tazmin edilmesi konusunda pazarlık yapabilirdi. Ancak Coase da gerçek hayatta, özellikle çok sayıda kişinin etkilendiği durumlarda, bu tür pazarlıkların çoğu zaman pratik olmadığını kabul ediyordu.
Dışsallık kavramı, ekonominin yalnızca para ve fiyatlarla ilgili olmadığını, insanların birbirlerinin hayatlarını nasıl etkilediğiyle de ilgilendiğini gösterir. İklim değişikliği, günümüzün en büyük olumsuz dışsallığı olarak görülmektedir. Bu sorunla mücadele, bireylerin ve şirketlerin faaliyetlerinin başkaları üzerindeki etkilerini nasıl hesaba katacağımız sorusuna verilecek yanıtlara bağlıdır.