← Sosyoloji ve Antropoloji

Altı Adımda Dünya: Küçük Dünya Deneyi

Hiç tanımadığınız biriyle sohbet ederken ortak bir tanıdığınız olduğunu öğrenip "Dünya ne kadar küçük!" dediğiniz oldu mu? Bu sık rastlanan deneyim, 1960'larda Amerikalı psikolog Stanley Milgram'ın ilgisini çekti. Milgram, insanlar arasındaki bağlantıların ne kadar kısa zincirlerle kurulabildiğini ölçmek için yaratıcı bir deney tasarladı.

Milgram, Amerika'nın orta bölgelerindeki iki kentte rastgele seçilen kişilere birer mektup paketi gönderdi. Paketin içinde, Boston'da yaşayan belirli bir hedef kişinin adı, mesleği ve yaşadığı yer hakkında bilgiler vardı. Katılımcılardan, mektubu hedef kişiye ulaştırmaları isteniyordu. Ancak bir kural vardı: Mektubu yalnızca adıyla hitap edecek kadar yakından tanıdıkları birine gönderebilirlerdi. Eğer hedef kişiyi tanımıyorlarsa, mektubu ona daha yakın olabileceğini düşündükleri bir tanıdıklarına iletmeliydiler. Bu kişi de aynı kurala göre mektubu ilerletecekti.

Mektupların büyük bir kısmı hedefe hiç ulaşmadı; zincirler bir yerde koptu. Ancak hedefe ulaşan mektuplarda dikkat çekici bir sonuç ortaya çıktı. Mektuplar, ortalama olarak yalnızca beş ila altı aracı kişi üzerinden hedef kişiye ulaşmıştı. Kıtanın bir ucundaki rastgele bir insan, öbür ucundaki bir yabancıya, birkaç tanıdık zinciriyle bağlanabiliyordu. Bu bulgu, daha sonra popüler kültürde "altı derece ayrılık" ifadesiyle anılır oldu.

Milgram'ın deneyi, bazı yöntemsel sorunlar nedeniyle eleştirildi. Mektupların önemli bir kısmının hedefe ulaşmaması, sonuçların yalnızca başarılı zincirlere dayandığı anlamına geliyordu. Ulaşamayan mektupların hikâyesi bilinmiyordu. Ayrıca katılımcıların seçimi de tam olarak rastgele değildi. Ancak sonraki on yıllarda çok daha büyük ölçekli verilerle yapılan araştırmalar, küçük dünya olgusunun gerçekten var olduğunu doğruladı. Bir sosyal medya platformunun milyarlarca kullanıcısı üzerinde yapılan analizler, kullanıcılar arasındaki ortalama mesafenin dört adımın bile altında olduğunu gösterdi.

Peki bu kadar büyük bir dünyada insanlar nasıl bu kadar yakın olabilir? Matematikçiler ve sosyologlar, bu sorunun yanıtını sosyal ağların yapısında buldu. İnsanların çoğu, birbirini tanıyan küçük ve yoğun gruplar içinde yaşar: aile, okul arkadaşları, iş arkadaşları, komşular. Bu gruplar kendi içlerinde sıkı bağlarla örülüdür. Ancak bu grupların bazı üyeleri, başka gruplarla da bağlantılıdır. Farklı bir kente taşınmış bir akraba, yurt dışında okuyan bir arkadaş ya da farklı bir meslekten bir tanıdık, gruplar arasında köprüler kurar. Az sayıdaki bu köprüler, bütün ağı birbirine bağlayan kısayollar işlevi görür.

Küçük dünya yapısının önemli sonuçları vardır. Bilgi, fikirler ve yenilikler bu ağlar üzerinden hızla yayılabilir. Bir iş fırsatı, bir moda ya da bir haber, birkaç adımda çok geniş kitlelere ulaşabilir. Ancak aynı yapı, salgın hastalıkların ve yanlış bilgilerin de hızla yayılmasına zemin hazırlar. Salgın hastalıklarla mücadelede, ağdaki köprü konumundaki bireylerin belirlenmesi bu nedenle büyük önem taşır.

Milgram'ın mektupları, birbirinden kopuk ve yabancı görünen bir toplumun aslında görünmez iplerle birbirine bağlı olduğunu gösterdi. Dünya, sandığımızdan hem daha büyük hem de daha küçüktür.

Okuduğunu sına

ÖSYM tarzı
Soru 1Bu metne göre Milgram'ın deneyinde katılımcılara getirilen kural aşağıdakilerden hangisidir?
Soru 2Metne göre sosyal ağlarda insanların birbirine bu kadar yakın olabilmesinin nedeni aşağıdakilerden hangisidir?