← Psikoloji

Yarım Kalan İşlerin Ağırlığı: Zeigarnik Etkisi

1920'lerde Berlin'de bir kafede oturan bir grup psikolog, garsonların dikkat çekici bir becerisini fark etti. Garsonlar, kalabalık masaların karmaşık siparişlerini hiçbir yere not almadan aklında tutabiliyor ve her yemeği doğru masaya götürebiliyordu. Ancak hesap ödendikten sonra, aynı garsondan o masanın ne sipariş ettiğini hatırlaması istendiğinde, siparişlerin büyük kısmını unuttuğu görülüyordu. Görev tamamlandığında bilgi sanki zihinden silinmişti.

Bu gözlem, grupta yer alan genç Litvanya asıllı psikolog Bluma Zeigarnik'in ilgisini çekti. Zeigarnik, hocası Kurt Lewin'in rehberliğinde bu olguyu laboratuvarda incelemeye karar verdi. Katılımcılara bulmaca çözmek, boncuk dizmek ya da kilden figür yapmak gibi bir dizi basit görev verdi. Bu görevlerin bir kısmının tamamlanmasına izin verdi, bir kısmını ise katılımcılar bitiremeden yarıda kesti. Daha sonra katılımcılardan, yaptıkları görevleri hatırlamalarını istedi.

Sonuçlar, kafedeki gözlemi doğruladı. Katılımcılar, yarıda kesilen görevleri, tamamladıkları görevlerden belirgin biçimde daha iyi hatırlıyordu. Bu olgu, daha sonra "Zeigarnik etkisi" adıyla anılmaya başladı. Lewin'in kuramına göre bir göreve başladığımızda zihnimizde bir tür gerilim oluşur ve bu gerilim görev tamamlanana kadar sürer. Tamamlanmamış görevler, zihnin bir köşesinde etkin kalmaya devam eder ve bu nedenle daha kolay hatırlanır.

Zeigarnik'in çalışmasına yakın bir dönemde, Maria Ovsiankina adlı başka bir araştırmacı da ilişkili bir olguyu inceledi. Ovsiankina, yarıda kesilen görevlere, katılımcılardan istenmediği hâlde kendiliğinden geri dönme eğilimi olduğunu gösterdi. İnsanlar, bitmemiş bir işi tamamlamak için içsel bir dürtü hissediyor gibiydi.

Zeigarnik etkisi, sonraki yıllarda pek çok araştırmanın konusu oldu. Ancak sonuçlar her zaman tutarlı değildi. Bazı çalışmalar etkiyi açıkça gözlemlerken, bazıları bulamadı. Görevin kişi için ne kadar önemli olduğu, kişinin görevi neden bitiremediği ve başarısızlık hissedip hissetmediği gibi etkenler, sonuçları etkiliyor görünüyordu. Bu nedenle etkinin her durumda ortaya çıkan evrensel bir yasa değil, belirli koşullarda görülen bir eğilim olduğu düşünülmektedir.

Bu olgunun gündelik hayatta pek çok karşılığı vardır. Televizyon dizilerinin bölümleri genellikle merak uyandıran bir anda biter; izleyici, yarım kalan hikâyenin devamını görmek için bir sonraki bölümü bekler. Okunmamış mesaj bildirimleri, cevaplanmamış e-postalar ve bitirilmemiş ödevler, zihnimizi meşgul ederek dikkatimizi dağıtabilir.

Daha yeni araştırmalar, bu zihinsel yükü hafifletmenin bir yolunu da önerdi. Katılımcılardan tamamlanmamış bir görevi düşünmeleri istendiğinde, bu görevin onların başka işlere odaklanmasını zorlaştırdığı görüldü. Ancak katılımcılar, görevi ne zaman ve nasıl tamamlayacaklarına dair somut bir plan yaptıklarında, bu zihinsel rahatsızlık belirgin biçimde azaldı. Görev henüz bitmemişti; ama zihin, onun için bir plan bulunduğunu bilmek yeterli görüyordu.

Zeigarnik etkisi, ders çalışma açısından da ilginç bir öneri sunar. Bir çalışma oturumunu bir konunun tam ortasında bitirmek, ertesi gün o konuya geri dönmeyi kolaylaştırabilir. Aynı zamanda gün sonunda yapılacaklar listesi hazırlamak, yarım kalan işlerin zihinde dolaşmasını azaltarak daha rahat bir dinlenme sağlayabilir.

Okuduğunu sına

ÖSYM tarzı
Soru 1Bu metne göre Zeigarnik'in deneyinde elde edilen temel sonuç aşağıdakilerden hangisidir?
Soru 2Metne göre yeni araştırmaların ortaya koyduğu, tamamlanmamış görevlerin yarattığı zihinsel yükü azaltan yöntem aşağıdakilerden hangisidir?