Ödül, Ceza ve Davranış: Skinner ve Edimsel Koşullanma
Bir çocuk ödevini bitirdiğinde övülürse, ertesi gün ödevini yapma olasılığı artar mı? Bir çalışan işe geç kaldığında maaşından kesinti yapılırsa, bu durum davranışını değiştirir mi? Bu tür sorular, yirminci yüzyılın en etkili psikologlarından biri olan Amerikalı B. F. Skinner'ın araştırmalarının merkezinde yer alıyordu. Skinner, davranışların sonuçları tarafından nasıl şekillendirildiğini inceleyerek "edimsel koşullanma" adı verilen öğrenme biçimini sistematik olarak ortaya koydu.
Pavlov'un klasik koşullanması, istemsiz tepkilerin yeni uyaranlarla eşleştirilmesine dayanıyordu. Skinner ise canlıların çevrelerinde aktif olarak yaptıkları davranışlarla ilgileniyordu. Ona göre bir davranışın tekrarlanıp tekrarlanmayacağını, o davranışın ardından gelen sonuçlar belirler. Olumlu sonuçlar doğuran davranışlar güçlenir, olumsuz sonuçlar doğuranlar zayıflar.
Skinner, bu ilkeyi incelemek için "Skinner kutusu" olarak bilinen bir düzenek geliştirdi. Kutunun içine konan bir sıçan, rastgele dolaşırken bir kola basar ve kutuya bir yiyecek parçası düşer. Sıçan, zamanla kola basmak ile yiyecek arasında bir bağlantı kurar ve kola daha sık basmaya başlar. Yiyecek, kola basma davranışını "pekiştirmiştir."
Skinner, pekiştirme ile cezayı birbirinden dikkatle ayırdı. Olumlu pekiştirme, davranışın ardından hoşa giden bir şey eklenmesidir; ödül gibi. Olumsuz pekiştirme ise davranışın ardından hoşa gitmeyen bir şeyin ortadan kaldırılmasıdır. Örneğin arabadaki emniyet kemeri uyarı sesi, kemer takılınca susar; bu da kemer takma davranışını güçlendirir. Ceza ise davranışı zayıflatmayı amaçlar. Skinner, cezanın davranışı kalıcı olarak değiştirmede pekiştirme kadar etkili olmadığını, üstelik korku ve öfke gibi istenmeyen yan etkiler doğurabileceğini savundu.
Skinner'ın en ilginç bulgularından biri, pekiştirmenin zamanlamasıyla ilgilidir. Bir davranış her seferinde ödüllendirildiğinde hızla öğrenilir; ama ödül kesildiğinde de hızla kaybolur. Ödülün ne zaman geleceğinin önceden bilinmediği, değişken aralıklarla verildiği durumlarda ise davranış çok daha kalıcı hâle gelir. Şans oyunlarının insanlar üzerindeki güçlü etkisi, bu ilkeyle açıklanabilir. Sosyal medyada ne zaman geleceği belli olmayan beğeniler ve bildirimler de benzer bir mekanizma üzerinden çalışır.
Skinner, karmaşık davranışların "biçimlendirme" yoluyla öğretilebileceğini de gösterdi. Bu yöntemde hedef davranışa yaklaşan her adım pekiştirilir. Skinner bu yöntemle güvercinlere masa tenisi oynamayı bile öğretmişti. Biçimlendirme bugün hayvan eğitiminden, özel eğitime ihtiyaç duyan çocukların öğrenme süreçlerine kadar pek çok alanda kullanılmaktadır.
Skinner'ın görüşleri, insan davranışını fazlasıyla mekanik bir biçimde açıklamakla eleştirildi. Dil bilimci Noam Chomsky, çocukların dili yalnızca ödül ve ceza yoluyla öğrendiği görüşüne karşı çıkarak dil ediniminin çok daha karmaşık zihinsel süreçler içerdiğini savundu. Sonraki dönemde gelişen bilişsel psikoloji, düşüncelerin, beklentilerin ve inançların davranış üzerindeki rolüne daha fazla ağırlık verdi.
Yine de Skinner'ın ilkeleri, eğitimden iş dünyasına, sağlık davranışlarından teknoloji tasarımına kadar geniş bir alanda etkisini sürdürmektedir. Alışkanlıklarımızı değiştirmek istediğimizde, davranışlarımızın sonuçlarına bakmak hâlâ en işe yarar başlangıç noktalarından biridir.