← Psikoloji

Okumak mı, Hatırlamaya Çalışmak mı? Test Etkisi

Bir sınava hazırlanırken çoğu öğrencinin başvurduğu yöntem, ders notlarını ve kitapları tekrar tekrar okumaktır. Metinlerin üzerinden geçtikçe konular giderek tanıdık gelir ve bu tanıdıklık duygusu, öğrenmenin gerçekleştiği izlenimini yaratır. Ancak bellek araştırmaları, bu duygunun çoğu zaman yanıltıcı olduğunu ve çok daha etkili bir yöntemin bulunduğunu gösteriyor: bilgiyi hatırlamaya çalışmak.

2006'da Amerikalı psikologlar Henry Roediger ve Jeffrey Karpicke, bu konuda dikkat çekici bir deney yaptı. Üniversite öğrencilerine bilimsel konular üzerine kısa metinler verildi. Öğrencilerin bir kısmı metni birkaç kez okuyarak çalıştı. Diğer kısmı ise metni bir kez okuduktan sonra, kitabı kapatıp metinde hatırladıklarını yazmaya çalıştı. İki grubun toplam çalışma süresi eşitti.

Hemen ardından yapılan testte, metni tekrar tekrar okuyan grup biraz daha başarılıydı. Bu sonuç, sınavdan önceki gece yoğun okuma yapmanın neden işe yarıyor gibi göründüğünü açıklar. Ancak bir hafta sonra yapılan testte tablo tersine döndü. Hatırlamaya çalışarak öğrenen grup, metni yalnızca okuyan gruptan belirgin biçimde daha fazla bilgiyi hatırlıyordu. İlginç olan, metni tekrar okuyan öğrencilerin kendi öğrenmelerine dair daha iyimser tahminlerde bulunmasıydı.

Psikologlar bu olguyu "test etkisi" ya da "geri getirme pratiği" olarak adlandırır. Bilgiyi bellekten çıkarmaya çalışmak, yalnızca ne bildiğimizi ölçmekle kalmaz, aynı zamanda o bilgiyi güçlendirir. Her başarılı hatırlama, bilginin bellekteki izini derinleştirir ve ona ulaşan yolları sağlamlaştırır. Yeniden okuma ise bilgiyi zihne pasif bir biçimde tekrar sunar; beyin, onu aktif olarak üretmek zorunda kalmaz.

Tekrar okumanın neden bu kadar yaygın olduğu da merak konusudur. Bunun nedenlerinden biri, "akıcılık yanılsaması" adı verilen durumdur. Bir metni ikinci ve üçüncü kez okuduğumuzda, onu daha kolay ve akıcı biçimde işleriz. Bu kolaylığı, bilgiyi öğrendiğimizin bir işareti olarak yorumlarız. Oysa bir şeyi tanımak ile onu hatırlayabilmek çok farklı becerilerdir. Bir sınavda soruyla karşılaştığımızda, ilgili bilgiyi kendi başımıza üretmemiz gerekir.

Geri getirme pratiğinin bir başka ilginç yönü, zorluğun öğrenmeye katkı sağlamasıdır. Bir bilgiyi hatırlamaya çalışırken zorlanmak, hatta başarısız olmak bile, sonradan doğru yanıtı gördüğümüzde onun daha iyi akılda kalmasını sağlayabilir. Araştırmacılar bu tür zorluklara "istenen zorluklar" adını verir. Öğrenme sürecinde kısa vadede performansı düşüren bazı zorluklar, uzun vadede kalıcılığı artırır.

Bu bulguların pratik sonuçları oldukça açıktır. Bir konuyu çalıştıktan sonra kitabı kapatıp hatırladıklarını yazmak, kendine sorular sormak, bilgi kartları kullanmak ya da konuyu bir başkasına anlatmaya çalışmak, yalnızca okumaktan çok daha etkili yöntemlerdir. Çözülen her deneme sınavı da yalnızca bir ölçme aracı değil, aynı zamanda güçlü bir öğrenme fırsatıdır. Özellikle geri getirme pratiği, aralıklı tekrarla birleştirildiğinde etkisi daha da artar.

Test etkisi, öğrenmeye ilişkin sezgilerimizin her zaman güvenilir olmadığını gösterir. Kolay gelen yöntemler bize öğreniyormuşuz gibi hissettirir; zor gelen yöntemler ise gerçekten öğrenmemizi sağlar. İyi bir öğrenci, bu farkı bilen ve rahat hissettiren değil, işe yarayan yöntemleri seçen öğrencidir.

Okuduğunu sına

ÖSYM tarzı
Soru 1Bu metne göre bir hafta sonra yapılan testin sonucu aşağıdakilerden hangisidir?
Soru 2Metinde "akıcılık yanılsaması" kavramıyla anlatılan durum aşağıdakilerden hangisidir?