← Psikoloji

Kalabalıkta Yalnız: Seyirci Etkisi

1964 yılında New York'ta Kitty Genovese adlı genç bir kadın, evinin yakınında saldırıya uğrayarak hayatını kaybetti. Olaydan iki hafta sonra bir gazetede yayımlanan haber, ülke çapında büyük bir şok yarattı. Habere göre otuz sekiz komşu, saldırıyı pencerelerinden izlemiş ama hiçbiri polisi aramamıştı. Bu haber, modern kent yaşamının insanları birbirine karşı ne kadar duyarsız hâle getirdiği konusunda geniş bir tartışma başlattı.

Haberin ardından psikologlar John Darley ve Bibb Latané, bu tür durumlarda insanların neden yardım etmediğini anlamak için bir dizi deney tasarladı. Onlara göre sorun, kentlilerin kalpsizliği değil, durumun kendisiyle ilgiliydi. Ünlü deneylerinden birinde katılımcılar, ayrı odalarda oturarak diğer katılımcılarla bir dinleme sistemi üzerinden konuştuklarını düşünüyordu. Bir süre sonra katılımcılardan biri, aslında önceden kaydedilmiş bir ses olan bir sara nöbeti geçiriyor gibi yardım istemeye başlıyordu.

Sonuçlar çarpıcıydı. Katılımcılar, durumu yalnızca kendilerinin duyduğunu düşündüklerinde büyük çoğunlukla hızla yardıma koştu. Ancak konuşmayı başka kişilerin de dinlediğini düşündüklerinde yardım etme oranları belirgin biçimde düştü ve harekete geçmeleri daha uzun sürdü. Ortamda ne kadar çok kişi olduğu sanılırsa, bir kişinin yardım etme olasılığı o kadar azalıyordu. Bu olgu, "seyirci etkisi" olarak adlandırıldı.

Darley ve Latané, bu etkiyi açıklayan iki temel süreç önerdi. Birincisi, "sorumluluğun dağılması"dır. Bir olaya tek başına tanık olan kişi, yardım etme sorumluluğunun tamamen kendisinde olduğunu hisseder. Kalabalık bir ortamda ise sorumluluk, oradaki herkese dağılmış gibi görünür. Herkes, bir başkasının harekete geçeceğini düşünür. İkincisi, "çoğulcu bilgisizlik"tir. Belirsiz bir durumda insanlar ne yapacaklarını anlamak için başkalarına bakar. Herkes sakin göründüğünde, durumun acil olmadığı sonucuna varılır. Oysa diğerleri de aynı nedenle sakin görünmektedir.

İlginç bir şekilde, Kitty Genovese olayı hakkındaki ilk haberin önemli ölçüde abartılı olduğu sonraki yıllarda ortaya çıktı. Olayı gerçekte gören kişi sayısı çok daha azdı; bazı tanıklar yalnızca sesleri duymuş ve ne olduğunu anlamamıştı. En az bir kişinin polisi aradığı, bir komşunun da yaralı kadının yanına gittiği belirlendi. Böylece seyirci etkisi araştırmalarına ilham veren olay, gerçekte anlatıldığından farklıydı; ancak bu araştırmaların bulguları, laboratuvar koşullarında tekrar tekrar doğrulandı.

Son yıllarda yapılan araştırmalar ise daha umut verici bir tablo da ortaya koydu. Farklı ülkelerdeki güvenlik kamerası görüntülerini inceleyen bir çalışma, gerçek hayattaki çatışma durumlarının büyük çoğunluğunda en az bir kişinin müdahale ettiğini gösterdi. Hatta ortamda daha fazla insan bulunduğunda, en az birinin yardım etme olasılığı artıyordu. Bu bulgu, seyirci etkisinin her kişinin bireysel yardım olasılığını azaltabileceğini, ancak kalabalığın toplamda yardım şansını mutlaka düşürmediğini gösterir.

Seyirci etkisi araştırmalarından çıkan pratik bir ders vardır. Kalabalık bir ortamda yardıma ihtiyaç duyan biri, genel olarak "Yardım edin!" diye seslenmek yerine belirli bir kişiyi göstererek ondan yardım istemelidir. "Mavi montlu beyefendi, lütfen ambulansı arar mısınız?" demek, sorumluluğun dağılmasını önler ve o kişiyi harekete geçirir.

Bu etkinin farkında olmak, onun üstesinden gelmenin de ilk adımıdır. Bir olaya tanık olduğumuzda "Nasılsa biri yardım eder" düşüncesine kapılmak yerine, o "biri"nin kendimiz olabileceğini hatırlamak gerekir.

Okuduğunu sına

ÖSYM tarzı
Soru 1Bu metne göre "çoğulcu bilgisizlik" kavramıyla anlatılan durum aşağıdakilerden hangisidir?
Soru 2Metne göre güvenlik kamerası görüntüleriyle yapılan araştırmanın ortaya koyduğu sonuç aşağıdakilerden hangisidir?