← Psikoloji

Herkes Yanılıyorsa: Asch'ın Uyma Deneyi

1950'lerin başında Amerika'daki bir üniversitede bir grup öğrenci, görme algısı üzerine yapıldığı söylenen bir deneye katıldı. Görevleri son derece basitti. Kendilerine bir kartın üzerinde tek bir çizgi gösteriliyor, ardından başka bir kartta farklı uzunluklarda üç çizgi sunuluyordu. Katılımcılar, bu üç çizgiden hangisinin ilk karttaki çizgiyle aynı uzunlukta olduğunu yüksek sesle söyleyecekti. Doğru yanıt her seferinde açıkça belliydi.

Deneyin bir sırrı vardı. Odadaki yedi ya da sekiz katılımcıdan yalnızca biri gerçek katılımcıydı; diğerleri, psikolog Solomon Asch'ın önceden talimat verdiği yardımcılarıydı. Gerçek katılımcı, sıranın sonlarında oturuyor ve yanıtını diğerlerinden sonra veriyordu. İlk birkaç denemede bütün yardımcılar doğru yanıtı verdi. Ardından, belirli denemelerde hepsi aynı ve açıkça yanlış olan çizgiyi seçmeye başladı.

Gerçek katılımcı ne yapacaktı? Kendi gözüne mi güvenecek, yoksa grubun yanıtına mı uyacaktı? Sonuçlar, Asch'ı bile şaşırttı. Katılımcıların yaklaşık dörtte üçü, en az bir denemede grubun açıkça yanlış olan yanıtına uydu. Grubun yanlış yanıt verdiği denemelerin yaklaşık üçte birinde katılımcılar çoğunluğa katıldı. Oysa aynı katılımcılar tek başına değerlendirme yaptıklarında neredeyse hiç hata yapmıyordu.

Deneyin ardından yapılan görüşmeler, katılımcıların farklı nedenlerle uyduğunu ortaya koydu. Bazıları grubun doğru gördüğünü, kendi algılarının yanıldığını düşündü. Bazıları doğru yanıtı bildiği hâlde grubun dışında kalmaktan, alay konusu olmaktan ya da garip görünmekten çekindi. Az sayıda katılımcı ise gerçekten grubun gördüğünü gördüğüne inandı. Uyma davranışı, bazen bilgi edinme ihtiyacından, bazen de kabul görme ihtiyacından kaynaklanıyordu.

Asch, deneyi farklı koşullarda tekrarlayarak uymayı etkileyen etkenleri de inceledi. En çarpıcı bulgulardan biri, gruptaki tek bir kişinin bile doğru yanıtı vermesinin uyma oranını büyük ölçüde düşürmesiydi. Yalnız olmadığını gören katılımcı, kendi algısına güvenme cesaretini buluyordu. Katılımcıların yanıtlarını yüksek sesle söylemek yerine kâğıda yazmalarına izin verildiğinde de uyma belirgin biçimde azaldı.

Asch'ın deneyinin sonuçları, sıklıkla insanların koyun gibi kalabalığı izlediğinin kanıtı olarak sunulur. Ancak bu yorum eksiktir. Asch'ın kendisi, katılımcıların çoğunluğunun denemelerin büyük bölümünde grubun baskısına rağmen doğru yanıtı vermeye devam ettiğini vurgulamıştı. Ona göre deney, uymanın yanı sıra bağımsızlığın gücünü de gösteriyordu.

Sonraki yıllarda farklı ülkelerde yapılan tekrarlar, uyma oranlarının kültüre ve döneme göre değiştiğini gösterdi. Topluluk bağlarının ve uyumun daha fazla önemsendiği kültürlerde uyma oranları genellikle daha yüksek bulundu. Bu durum, uymanın yalnızca bireysel bir zayıflık değil, toplumsal değerlerle de ilişkili bir davranış olduğunu düşündürür.

Asch'ın deneyi, bugün sosyal medyadaki beğeni sayılarından okul sınıflarındaki tartışmalara kadar pek çok durumda geçerliliğini koruyan bir soruyu gündeme getirir: Çoğunluk farklı düşündüğünde kendi gördüğümüzü söyleyebilir miyiz? Deneyin en umut verici dersi de buradadır: Tek bir farklı ses bile, başkalarının da gerçeği söyleme cesaretini bulmasına yardım edebilir.

Okuduğunu sına

ÖSYM tarzı
Soru 1Bu metne göre Asch'ın deneyinde uyma oranını büyük ölçüde düşüren durum aşağıdakilerden hangisidir?
Soru 2Metinde Asch'ın, deneyin "bağımsızlığın gücünü de gösterdiğini" vurgulamasının dayanağı aşağıdakilerden hangisidir?