İnanmanın Gücü: Plasebo Etkisi
Bir hastaya içinde hiçbir etkin madde bulunmayan şeker hapı verildiğini ve hastanın kendini daha iyi hissettiğini düşünelim. Bu durum ilk bakışta bir yanılsama ya da kandırmaca gibi görünebilir. Oysa tıp araştırmaları, bu tür durumların sanıldığından çok daha yaygın ve karmaşık olduğunu göstermektedir. Etkisiz bir uygulamanın, yalnızca kişinin ondan bir fayda beklemesi sayesinde gerçek değişikliklere yol açmasına plasebo etkisi adı verilir. Kelime, Latincede hoşnut edeceğim anlamına gelen bir ifadeden türetilmiştir.
Plasebo etkisinin en çok gözlendiği alanların başında ağrı gelir. Pek çok araştırmada, ağrı kesici olduğu söylenerek etkisiz bir hap verilen katılımcıların bir kısmı, ağrılarının belirgin biçimde azaldığını bildirmiştir. Bu etkinin yalnızca bir algı değişikliği olmadığı da gösterilmiştir. Beyin görüntüleme çalışmaları, plasebo alan kişilerde ağrının işlendiği beyin bölgelerindeki etkinliğin gerçekten azaldığını ortaya koymuştur. Ayrıca bazı deneylerde, beynin kendi ürettiği ağrı kesici maddelerin plasebo etkisinde rol oynadığına dair bulgular elde edilmiştir.
Plasebo etkisinin büyüklüğü, uygulamanın biçimine göre de değişebilir. Araştırmalar, iki hapın tek haptan, iğnenin haptan daha güçlü bir plasebo etkisi yaratabildiğini göstermiştir. Hapın rengi, büyüklüğü ve hatta fiyatı bile beklentileri etkileyebilir. Bir deneyde, pahalı olduğu söylenen etkisiz bir ilacın, ucuz olduğu söylenen aynı ilaçtan daha fazla ağrı azalması sağladığı gözlenmiştir. Bu bulgular, beklentinin vücudun tepkilerini ne kadar güçlü biçimde biçimlendirebildiğini gösterir.
Plasebo etkisinin bir de karanlık ikizi vardır: nosebo etkisi. Bir kişi, aldığı ilacın yan etkileri olabileceği konusunda uyarıldığında, ilaç etkisiz olsa bile bu yan etkileri yaşayabilir. Bazı araştırmalarda, plasebo alan katılımcıların önemli bir kısmının baş ağrısı, yorgunluk ya da mide bulantısı gibi şikâyetler bildirdiği görülmüştür. Bu durum, hekimlerin hastalara bilgi verirken kullandıkları dilin bile tedavinin sonucunu etkileyebileceğini düşündürür.
Plasebo etkisinin tıp araştırmaları açısından önemi büyüktür. Yeni bir ilacın gerçekten etkili olup olmadığını anlamak için, onu alan hastalardaki iyileşmenin yalnızca beklentiden kaynaklanmadığından emin olmak gerekir. Bu nedenle ilaç denemelerinde katılımcılar rastgele iki gruba ayrılır. Bir gruba gerçek ilaç, diğer gruba ise görünüş olarak aynı olan etkisiz bir plasebo verilir. Ne hastalar ne de onları değerlendiren araştırmacılar, kimin hangi grupta olduğunu bilir. Çift kör adı verilen bu yöntem, beklentilerin sonuçları etkilemesini önler.
Bir ilacın onaylanabilmesi için, plasebodan anlamlı ölçüde daha iyi sonuç vermesi gerekir. Bu karşılaştırma son derece önemlidir; çünkü bazı hastalıklarda plasebo grubunda da kayda değer bir iyileşme gözlenir. Eğer karşılaştırma yapılmasaydı, bu iyileşme yanlışlıkla ilaca atfedilebilirdi. Pek çok etkisiz tedavinin uzun yıllar boyunca işe yaradığına inanılmasının nedenlerinden biri de bu tür karşılaştırmaların yapılmamasıdır.
Plasebo etkisi her şeyi iyileştirmez. Araştırmalar, plasebonun en çok ağrı, bulantı, yorgunluk ve kaygı gibi öznel belirtiler üzerinde etkili olduğunu göstermektedir. Buna karşın bir tümörü küçültmek, kırık bir kemiği iyileştirmek ya da bir enfeksiyonu ortadan kaldırmak gibi nesnel değişiklikler üzerinde plasebonun etkisi ya çok sınırlıdır ya da hiç yoktur. Bu nedenle uzmanlar, plasebo etkisinin abartılmaması ve etkili tedavilerin yerine konmaması gerektiğini vurgular.
Plasebo kavramı, tıpta önemli etik soruları da gündeme getirir. Bir hekimin, hastasına bilerek etkisiz bir tedavi vermesi ve bunu ondan gizlemesi, hastanın bilgilendirilme hakkıyla çelişir. Bu nedenle plasebonun klinik uygulamada kullanılması genellikle doğru bulunmaz. İlginç biçimde bazı araştırmalar, hastalara verilen hapın etkisiz olduğu açıkça söylendiğinde bile belirli durumlarda bir iyileşme gözlenebildiğini göstermiştir. Açık plasebo olarak adlandırılan bu yaklaşım, hâlâ araştırılmaktadır.
Plasebo etkisinin varlığı, tedavinin yalnızca biyolojik bir süreç olmadığını da hatırlatır. Hastanın hekime duyduğu güven, kendisiyle ilgilenildiğini hissetmesi ve tedavi ortamının yarattığı izlenim, iyileşme deneyimini etkileyebilir. Bu nedenle bazı araştırmacılar, plasebo etkisini bir sorun olarak değil, iyi bir hekim hasta ilişkisinin doğal bir parçası olarak görmeyi önerir.
Bilim insanları, plasebo etkisinin nasıl işlediğini anlamak için çalışmalarını sürdürmektedir. Beklenti, öğrenme ve koşullanma gibi psikolojik süreçlerin bu etkide rol oynadığı düşünülmektedir. Daha önce bir ilaçtan fayda görmüş bir kişinin, benzer görünen etkisiz bir haptan da fayda görmesi, koşullanmanın etkisine örnek olarak gösterilir.
Plasebo etkisi, zihin ile beden arasındaki ilişkinin ne kadar sıkı olduğunu gösteren en çarpıcı örneklerden biridir. Ancak bu ilişkiyi anlamak, inanmanın her hastalığı iyileştirebileceği gibi gerçek dışı sonuçlara varmayı değil, tedavinin bütün boyutlarını dikkate almayı gerektirir.