Beklentinin Gücü: Pygmalion Etkisi
Antik Roma şairi Ovidius'un anlattığı bir efsanede, Pygmalion adlı bir heykeltıraş fildişinden kusursuz bir kadın heykeli yontar ve yaptığı esere âşık olur. Tanrıça Afrodit, onun bu derin bağlılığından etkilenerek heykele can verir. Yirminci yüzyılda psikologlar, bu efsanenin adını farklı bir olguyu anlatmak için kullandı: Bir kişinin başka biri hakkındaki beklentisinin, o kişinin davranışlarını ve başarısını etkileyebilmesi.
1960'larda Amerikalı psikolog Robert Rosenthal ve okul müdürü Lenore Jacobson, bu olguyu bir ilkokulda incelemeye karar verdi. Yılın başında bütün öğrencilere bir test uyguladılar. Öğretmenlere, bu testin önümüzdeki dönemde akademik olarak hızla gelişecek öğrencileri belirleyebildiğini söylediler. Ardından her sınıftan bazı öğrencilerin adlarını, "gelişmeye hazır" öğrenciler olarak öğretmenlere bildirdiler.
Öğretmenlerin bilmediği şey, bu öğrencilerin aslında rastgele seçilmiş olmasıydı. Test, öğrencilerin gelişimini öngörebilecek özel bir test değildi ve seçilen öğrenciler diğerlerinden hiçbir bakımdan farklı değildi. Tek fark, öğretmenlerin onlar hakkında daha yüksek beklentilere sahip olmasıydı. Aylar sonra test yeniden uygulandığında, özellikle alt sınıflarda "gelişmeye hazır" olarak tanıtılan öğrencilerin puanlarının, diğer öğrencilere göre daha fazla arttığı görüldü.
Rosenthal ve Jacobson, bu sonucu öğretmenlerin beklentilerinin öğrencilere farkında olmadan yansımasıyla açıkladı. Daha yüksek beklenti duyulan öğrencilere öğretmenler daha sıcak davranıyor, onlara daha fazla zaman ve geri bildirim veriyor, sorularına yanıt vermeleri için daha uzun süre bekliyor ve onlara daha zorlu görevler sunuyor olabilirdi. Bu küçük farklılıklar, zamanla öğrencilerin performansında gerçek bir farka dönüşüyordu.
Çalışma büyük bir yankı uyandırdı ve eğitimdeki eşitsizliklerin anlaşılmasında önemli bir kavram olarak benimsendi. Öğretmenlerin bazı öğrenciler hakkında, örneğin ailelerinin sosyoekonomik durumuna ya da önceki notlarına dayanarak düşük beklentiler oluşturması, bu öğrencilerin potansiyellerini gerçekleştirmesini engelleyebilirdi. Düşük beklentinin olumsuz etkisi, sonradan "Golem etkisi" olarak da anıldı.
Ancak çalışma, yöntem açısından ciddi eleştirilerle de karşılaştı. Bazı araştırmacılar, kullanılan testin küçük çocuklar için güvenilir olmadığını ve bazı puanların gerçekçi olmayan değerler taşıdığını belirtti. Sonraki yıllarda yapılan pek çok tekrar çalışması, beklenti etkisini her zaman aynı güçte bulamadı. Bu çalışmaları bir araya getiren değerlendirmeler, öğretmen beklentilerinin öğrenci başarısı üzerinde gerçek ama genellikle küçük bir etkisi olduğunu, bu etkinin ise bazı koşullarda, örneğin öğretmenin öğrenciyi yeni tanıdığı dönemlerde daha belirgin olabileceğini gösterdi.
Araştırmalar ayrıca, öğretmen beklentilerinin çoğu zaman tamamen yanlış olmadığını da ortaya koydu. Öğretmenler, öğrencilerinin gelecekteki başarısını büyük ölçüde doğru tahmin edebiliyordu. Bu durum, beklentilerin bir kısmının öğrencinin gerçek durumunu yansıtması, bir kısmının ise onu etkilemesiyle açıklanabilir.
Pygmalion etkisi, abartılı biçimde anlatılsa da önemli bir gerçeğe işaret eder. Bir öğretmenin, bir ebeveynin ya da bir koçun bir öğrenciye "Sen bunu yapabilirsin" diye inanması ve bu inancı somut destekle göstermesi, öğrencinin kendi potansiyeline dair inancını güçlendirebilir. Beklentiler tek başına mucize yaratmaz; ama bir insanın kendi sınırlarını nasıl gördüğünü değiştirebilir.