← Astronomi ve Uzay

Yıldızlararası Yolcular: Voyager Sondaları

1977 yılının yaz sonunda, Amerika'dan birkaç hafta arayla iki uzay aracı fırlatıldı. Voyager 1 ve Voyager 2 adı verilen bu sondaların görevi, Güneş Sistemi'nin dış gezegenlerini yakından incelemekti. Fırlatma zamanlaması rastlantı değildi. O yıllarda dış gezegenler, yaklaşık yüz yetmiş altı yılda bir gerçekleşen ender bir dizilim içindeydi. Bu dizilim sayesinde bir uzay aracı, bir gezegenin kütle çekiminden yararlanarak hızlanıp bir sonraki gezegene yönelebiliyordu. Kütle çekimi yardımı adı verilen bu teknik, yolculuğun süresini ve yakıt ihtiyacını büyük ölçüde azaltıyordu.

Voyager sondaları, başlangıçta yalnızca Jüpiter ve Satürn'ü incelemek üzere tasarlanmıştı ve beş yıllık bir görev süresi öngörülmüştü. Ancak sondalar, beklentilerin çok ötesinde bir başarı gösterdi. Voyager 1, Jüpiter ve Satürn'ün yakınından geçtikten sonra Güneş Sistemi'nin düzleminden ayrılarak yıldızlararası uzaya doğru yöneldi. Voyager 2 ise Jüpiter ve Satürn'ün ardından Uranüs ve Neptün'ü de ziyaret etti. Voyager 2, bugün hâlâ bu iki gezegeni yakından inceleyen tek uzay aracıdır.

Sondaların gönderdiği görüntüler ve veriler, dış gezegenler hakkındaki bilgilerimizi kökten değiştirdi. Jüpiter'in uydusu İo'da, Dünya dışında ilk kez etkin yanardağlar gözlemlendi. Jüpiter'in Büyük Kırmızı Leke adı verilen dev fırtınası, bütün ayrıntılarıyla görüntülendi. Satürn'ün halkalarının binlerce ince halkacıktan oluştuğu anlaşıldı. Neptün'ün uydusu Triton'da ise azot gazı fışkırtan gayzerler keşfedildi. Pek çok yeni uydu ve halka da ilk kez Voyager sondalarının gözlemleriyle tanımlandı.

1990 yılında Voyager 1, Dünya'dan yaklaşık altı milyar kilometre uzaktayken, Amerikalı gökbilimci Carl Sagan'ın önerisiyle kameralarını son bir kez geriye, Güneş Sistemi'ne çevirdi. Çekilen fotoğraflardan birinde Dünya, güneş ışınlarının oluşturduğu bir şeridin içinde, bir pikselden bile küçük, soluk mavi bir nokta olarak görünüyordu. Sagan, bu görüntü üzerine yazdığı ünlü bir metinde, bütün insanlık tarihinin, bütün savaşların ve bütün sevinçlerin bu küçük noktanın üzerinde yaşandığını hatırlattı. Soluk Mavi Nokta olarak bilinen bu fotoğraf, insanlığın evrendeki yerine ilişkin en etkileyici görüntülerden biri hâline geldi.

Voyager sondalarının her biri, olası bir dünya dışı uygarlığa insanlığı tanıtmak amacıyla hazırlanmış altın kaplı bir plak taşır. Sagan liderliğindeki bir ekip tarafından hazırlanan bu plaklarda, farklı dillerde selamlaşmalar, doğa sesleri, farklı kültürlerden müzik örnekleri ve Dünya'daki yaşamı anlatan görüntüler bulunur. Plağın kapağında, plağın nasıl çalınacağını ve Güneş Sistemi'nin galaksideki konumunu gösteren bilimsel çizimler yer alır. Bu plakların bir uygarlık tarafından bulunma olasılığı son derece düşüktür; ancak insanlığın evrene gönderdiği bir mesaj olarak sembolik bir anlam taşır.

Voyager 1, 2012 yılında tarihî bir eşiği aştı. Güneş'ten sürekli olarak yayılan yüklü parçacık akışının, yani güneş rüzgârının etkisinin sona erdiği sınırı geçerek yıldızlararası uzaya giren ilk insan yapımı nesne oldu. Voyager 2 de birkaç yıl sonra bu sınırı aştı. Bu sınırın ötesindeki ortamı doğrudan ölçen sondalar, bilim insanlarına Güneş'in etki alanının nasıl sona erdiğine ve yıldızlar arasındaki uzayın nasıl bir yer olduğuna dair benzersiz bilgiler sağladı.

Voyager sondaları, enerjilerini radyoaktif bir maddenin bozunmasıyla ısı üreten jeneratörlerden alır. Bu jeneratörlerin ürettiği güç, her yıl biraz azalmaktadır. Mühendisler, sondaların çalışmasını uzatmak için onların bazı bilimsel aletlerini ve ısıtıcılarını birer birer kapatmak zorunda kalmıştır. Sondaların gönderdiği sinyaller o kadar zayıflamıştır ki dünyadaki dev antenlerle bile güçlükle alınabilmektedir. Dünya'dan gönderilen bir komutun Voyager 1'e ulaşması ise bir günden fazla sürmektedir.

Kırk yılı aşkın bir süre önce tasarlanan bu sondaların bilgisayarları, bugünkü bir akıllı telefonun binde biri kadar bile işlem gücüne sahip değildir. Buna karşın mühendisler, zaman zaman yaşanan arızaları Dünya'dan uzaktan çözmeyi başarmıştır. Bu durum, dikkatli tasarımın ve özverili mühendislik çalışmalarının ne kadar uzun ömürlü sonuçlar doğurabileceğini gösterir. Görevde çalışan bazı mühendislerin, sondalar fırlatıldığında henüz doğmamış olması da bu yolculuğun uzunluğunu çarpıcı biçimde ortaya koyar.

Voyager sondalarının bir gün çalışması duracak ve Dünya ile iletişimleri sona erecektir. Ancak sondalar, sessiz ve karanlık bir biçimde galaksinin derinliklerinde yolculuklarını sürdürecektir. Bilim insanları, Voyager 1'in yaklaşık kırk bin yıl sonra başka bir yıldızın görece yakınından geçeceğini hesaplamaktadır. İnsanlığın en uzak elçileri olan bu küçük sondalar, büyük olasılıkla Dünya'dan çok daha uzun süre varlıklarını sürdürecektir.

Okuduğunu sına

ÖSYM tarzı
Soru 1Bu metne göre Voyager sondalarının 1977 yılında fırlatılmasının önemli bir nedeni aşağıdakilerden hangisidir?
Soru 2Bu metinde Soluk Mavi Nokta fotoğrafıyla ilgili olarak vurgulanan düşünce aşağıdakilerden hangisidir?