Kaybolan Yıldızlar: Işık Kirliliği
Birkaç kuşak öncesine kadar insanların büyük çoğunluğu, açık bir gecede gökyüzüne baktığında binlerce yıldız ve gökyüzünü bir uçtan diğerine kesen Samanyolu'nun sütlü ışığını görebiliyordu. Bugün ise dünya nüfusunun önemli bir kısmı, yaşadığı yerden Samanyolu'nu hiç göremez. Büyük şehirlerde yaşayan pek çok çocuk, gökyüzünde yalnızca birkaç düzine parlak yıldız görerek büyür. Bu değişimin nedeni, gece boyunca gökyüzünü aydınlatan yapay ışıklardır. Bu olguya ışık kirliliği adı verilir.
Işık kirliliği, yapay ışığın gerekli olmayan yerlere, gerekli olmayan zamanlarda ve gereğinden fazla miktarda yayılmasıdır. Sokak lambaları, reklam panoları, binaların dış aydınlatmaları ve araç farları, ışığın önemli bir kısmını yere değil gökyüzüne doğru yayar. Bu ışık, atmosferdeki toz ve su damlacıklarına çarparak saçılır ve şehirlerin üzerinde turuncu ya da gri bir parıltı oluşturur. Gökyüzü parlaması adı verilen bu olay, sönük yıldızların ışığını bastırarak onları görünmez hâle getirir. Büyük şehirlerin oluşturduğu parlama, yüzlerce kilometre uzaktan bile görülebilir.
Işık kirliliğinin en belirgin kurbanlarından biri gökbilimdir. Gökbilimciler, sönük gök cisimlerini inceleyebilmek için mümkün olduğunca karanlık bir gökyüzüne ihtiyaç duyar. Yirminci yüzyılın başında şehirlerin yakınına kurulan pek çok gözlemevi, büyüyen şehirlerin ışıkları nedeniyle zamanla işlevini büyük ölçüde yitirmiştir. Bugün büyük teleskoplar, şehirlerden çok uzaktaki dağların zirvelerine ya da çöllere kurulmaktadır. Ancak bu uzak bölgeler bile giderek artan ışık kirliliğinden etkilenmeye başlamıştır.
Işık kirliliğinin etkileri yalnızca gökbilimle sınırlı değildir. Pek çok canlı, milyonlarca yıl boyunca gece ile gündüzün düzenli döngüsüne uyum sağlamıştır. Yapay ışık, bu döngüyü bozarak canlıların davranışlarını etkileyebilir. Deniz kaplumbağalarının yavruları, yumurtadan çıktıklarında denizin yüzeyinden yansıyan ay ve yıldız ışığına yönelerek denize ulaşır. Kıyıdaki yapay ışıklar ise yavruların yönlerini şaşırmasına ve kara tarafına doğru ilerlemesine neden olabilir. Bu yavruların önemli bir kısmı, denize ulaşamadan ölür.
Göçmen kuşlar da ışık kirliliğinden ciddi biçimde etkilenir. Geceleri göç eden pek çok kuş türü, yön bulmak için yıldızlardan yararlanır. Şehirlerin parlak ışıkları bu kuşları çekerek yollarından saptırabilir. Aydınlatılmış yüksek binaların çevresinde dönüp duran kuşlar, enerjilerini tüketebilir ya da binalara çarparak ölebilir. Böcekler de yapay ışıklara doğru çekilir ve sokak lambalarının çevresinde dönerek tükenir. Bazı araştırmacılar, ışık kirliliğinin dünya genelindeki böcek popülasyonlarının azalmasına katkıda bulunan etkenlerden biri olabileceğini düşünmektedir.
İnsan sağlığı da gece boyunca maruz kalınan yapay ışıktan etkilenebilir. Daha önce ele aldığımız gibi, vücudumuzdaki iç saat büyük ölçüde ışıkla ayarlanır. Gece saatlerinde karanlıkta salgılanan melatonin hormonu, uyku düzeninin korunmasında önemli bir rol oynar. Gece boyunca yatak odasına sızan parlak ışıkların, bu hormonun salgısını etkileyebileceği ve uyku kalitesini bozabileceği düşünülmektedir. Ancak ışık kirliliğinin uzun vadeli sağlık etkileri konusundaki araştırmalar hâlâ sürmektedir.
Işık kirliliği, aynı zamanda büyük bir enerji israfıdır. Gökyüzüne doğru yayılan ışık, hiçbir işe yaramadan boşa harcanır. Bu ışığı üretmek için harcanan elektrik, gereksiz yere sera gazı salınımına ve ekonomik kayba yol açar. Bazı tahminlere göre dış aydınlatmada kullanılan enerjinin önemli bir kısmı, yanlış tasarlanmış ya da gereğinden güçlü aydınlatma nedeniyle boşa gitmektedir.
Diğer pek çok çevre sorununun aksine, ışık kirliliği görece kolay ve hızlı biçimde çözülebilir. Işık kaynakları kapatıldığı anda kirlilik de ortadan kalkar. Uzmanlar, aydınlatmanın yalnızca gerekli yerlere yönlendirilmesini, ışığı aşağıya doğru yayan ve yukarıya kaçmasını engelleyen armatürlerin kullanılmasını, ışığın gereksiz yere güçlü tutulmamasını ve kullanılmadığı saatlerde kapatılmasını önermektedir. Ayrıca mavi ışığın gökyüzünde daha çok saçıldığı ve canlıları daha çok etkilediği düşünüldüğünden, daha sıcak renk tonlarındaki ışıkların tercih edilmesi önerilmektedir.
Bazı bölgeler, karanlık gökyüzünü korumak için özel çabalar göstermektedir. Dünyanın çeşitli yerlerinde, gece gökyüzünün kalitesinin korunduğu karanlık gökyüzü parkları ve koruma alanları oluşturulmuştur. Bu alanlar, hem gökbilimcilere hem de yıldızları izlemek isteyen ziyaretçilere eşsiz bir deneyim sunar. Bazı şehirler de ışık kirliliğini azaltmaya yönelik yönetmelikler çıkarmıştır.
Yıldızlarla dolu bir gece gökyüzü, insanlığın binlerce yıllık ortak mirasıdır. Bu gökyüzü, mitlere, takvimlere, deniz yolculuklarına ve bilimsel keşiflere ilham vermiştir. Onu kaybetmek, yalnızca bir manzarayı değil, evrenle kurduğumuz kadim bağın bir parçasını da kaybetmek anlamına gelir.