← Biyoloji

Sınırlarda Yaşayanlar: Ekstremofiller

Kaynayan sıcak su kaynakları, tuz göllerinin kristalleşmiş kıyıları ya da okyanus tabanının kilometrelerce altındaki kayalar, insanlar için yaşamın imkânsız olduğu yerler gibi görünür. Ancak bu ortamların her birinde, son derece uç koşullara uyum sağlamış mikroorganizmalar yaşar. Bilim insanları bu canlılara, aşırı koşulları seven anlamına gelen ekstremofil adını verir. Ekstremofillerin keşfi, yaşamın hangi koşullarda var olabileceğine ilişkin düşüncelerimizi kökten değiştirmiştir.

Bu keşiflerin en ünlülerinden biri, Amerika Birleşik Devletleri'ndeki bir milli parkın sıcak su kaynaklarında gerçekleşti. Yirminci yüzyılın ikinci yarısında bir mikrobiyolog, suyun neredeyse kaynama noktasına yakın olduğu havuzlarda yaşayan bakterileri tanımladı. O döneme kadar bu kadar yüksek sıcaklıkların, canlıların proteinlerini parçalayarak yaşamı imkânsız kıldığı düşünülüyordu. Daha sonra okyanus tabanındaki sıcak su bacalarında, yüz derecenin üzerindeki sıcaklıklara dayanabilen mikroorganizmalar da bulundu.

Ekstremofiller, dayandıkları koşullara göre farklı gruplara ayrılır. Sıcağı sevenlerin yanı sıra kutup buzullarında ve donmuş topraklarda yaşayan soğuk severler, son derece tuzlu ortamları tercih eden tuz severler, sirke kadar asidik ya da sabunlu su kadar bazik ortamlarda yaşayanlar ve okyanusun en derin çukurlarındaki muazzam basınca dayananlar vardır. Bazı canlılar ise aynı anda birden fazla uç koşula dayanabilir. Örneğin hem çok sıcak hem de çok asidik ortamlarda yaşayan mikroorganizmalar bilinmektedir.

Bu canlıların zorlu koşullarda hayatta kalabilmesi, moleküler düzeyde geliştirdikleri özel uyumlara bağlıdır. Sıcak severlerin proteinleri, yüksek sıcaklıkta bile biçimini koruyacak biçimde ek bağlarla sağlamlaştırılmıştır. Soğuk severlerin hücre zarları ise düşük sıcaklıkta katılaşmamak için daha akışkan yağ asitleri içerir. Tuz severler, hücrelerinin su kaybetmesini önlemek için iç ortamlarında da yüksek miktarda tuz ya da benzeri maddeler biriktirir. Her uyum, belirli bir sorunun çözümü için evrimleşmiş zarif bir mühendislik örneğidir.

Ekstremofillerin bir kısmı, arke adı verilen ve uzun süre bakterilerle aynı grupta sınıflandırılan canlılardır. Yirminci yüzyılın son çeyreğinde yapılan genetik çalışmalar, arkelerin bakterilerden çok farklı olduğunu ve yaşam ağacında ayrı bir ana dalı temsil ettiğini ortaya koydu. Bu keşif, canlıların sınıflandırılmasında köklü bir değişikliğe yol açtı. Bugün yaşam genellikle bakteriler, arkeler ve çekirdekli canlılar olmak üzere üç büyük gruba ayrılır. Ekstremofiller, bu yeni sınıflandırmanın ortaya çıkmasında önemli bir rol oynamıştır.

Bu canlılar, insanlığa beklenmedik yararlar da sağlamıştır. Sıcak su kaynaklarından elde edilen bir bakterinin, yüksek sıcaklığa dayanıklı bir DNA kopyalama enzimi ürettiği keşfedildi. Bu enzim, DNA'nın laboratuvarda milyonlarca kez çoğaltılmasını sağlayan bir yöntemin temel bileşeni hâline geldi. Bugün hastalık teşhisinden adli tıpa kadar pek çok alanda kullanılan bu yöntem, bir milli parkın sıcak su havuzlarında yapılan temel bir araştırmaya dayanmaktadır.

Sanayide de ekstremofillerin enzimlerinden yararlanılmaktadır. Soğuk suda etkili olan bazı enzimler deterjanlarda kullanılarak çamaşırların düşük sıcaklıklarda yıkanmasını ve enerji tasarrufu sağlanmasını mümkün kılar. Yüksek sıcaklığa ya da asitliğe dayanıklı enzimler ise gıda ve kâğıt sanayisi gibi zorlu üretim süreçlerinde tercih edilir.

Bazı canlılar ise uç koşullara sürekli uyum sağlamak yerine, zor zamanları beklemeye alarak atlatır. Su ayıları olarak da bilinen ve bir milimetreden küçük olan tardigradlar bunun en ünlü örneğidir. Bu küçük hayvanlar kuruduğunda neredeyse bütün sularını kaybederek metabolizmalarını durma noktasına getirir. Bu durumda aşırı soğuğa, sıcağa, radyasyona ve hatta uzay boşluğuna bir süre dayanabildikleri gösterilmiştir. Yeniden suyla karşılaştıklarında ise canlanarak yaşamlarını sürdürürler. Tardigradlar mikroorganizma olmadıkları için dar anlamda ekstremofil sayılmasalar da yaşamın direncinin çarpıcı bir simgesi hâline gelmiştir.

Ekstremofiller, gökbilimciler için de büyük önem taşır. Dünya'da bu kadar uç koşullarda yaşam bulunabiliyorsa, başka gezegenlerde ya da uydularda da benzer canlıların var olabileceği düşünülmektedir. Mars'ın yüzeyinin altındaki olası tuzlu sular ya da bazı dev gezegenlerin buzla kaplı uydularının altındaki okyanuslar, yaşam arayışında öne çıkan hedefler arasındadır. Bu alanda çalışan bilim insanları, ekstremofilleri başka dünyalardaki olası yaşamın Dünya'daki modelleri olarak inceler.

Ekstremofillerin öyküsü, yaşamın sanıldığından çok daha dirençli ve esnek olduğunu gösterir. İnsan için cehennemi andıran koşullar, başka bir canlı için tam da aradığı yuva olabilir. Yaşamın sınırları, her yeni keşifle biraz daha genişlemektedir.

Okuduğunu sına

ÖSYM tarzı
Soru 1Bu metne göre ekstremofiller canlıların sınıflandırılmasında nasıl bir değişikliğe yol açmıştır?
Soru 2Bu metinde ekstremofillerle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?