← Biyoloji

Karanlıkta Parlayan Yaşam: Biyolüminesans

Yaz gecelerinde çimenlerin üzerinde yanıp sönen ateş böcekleri, pek çok kişinin çocukluk anılarında yer alır. Bu böceklerin ürettiği ışık, bir lambanın ışığından çok farklıdır; çünkü neredeyse hiç ısı yaymaz. Canlıların kimyasal tepkimeler yoluyla ışık üretmesine biyolüminesans adı verilir. Karada en bilinen örnekleri ateş böcekleri ve bazı mantarlar olsa da biyolüminesans asıl olarak denizlerde yaygındır. Okyanusların derinliklerinde yaşayan canlıların büyük bir bölümünün ışık üretebildiği tahmin edilmektedir.

Biyolüminesansın temelinde, genel olarak lusiferin adı verilen bir molekül ile lusiferaz adlı bir enzim bulunur. Lusiferaz, lusiferinin oksijenle tepkimeye girmesini hızlandırır. Bu tepkime sırasında açığa çıkan enerjinin önemli bir kısmı ısı yerine ışık olarak yayılır. Bu nedenle biyolüminesans, soğuk ışık olarak da adlandırılır. Bir akkor ampulün harcadığı enerjinin büyük bölümünün ısıya dönüştüğü düşünülürse, canlıların bu konuda ne kadar verimli bir yöntem geliştirdiği daha iyi anlaşılır.

Işık üretme yeteneği, evrim tarihinde birbirinden bağımsız olarak pek çok kez ortaya çıkmıştır. Farklı canlı gruplarında kullanılan lusiferin ve lusiferaz molekülleri birbirinden oldukça farklı olabilir. Bu durum, ışık üretmenin canlılara önemli avantajlar sağladığını ve doğal seçilimin aynı çözümü farklı yollardan defalarca bulduğunu düşündürür. Bazı canlılar ise ışığı kendileri üretmez; bedenlerinde barındırdıkları ışıklı bakteriler sayesinde parlar. Bu canlılar ile bakteriler arasında karşılıklı yarara dayanan bir ortaklık kurulmuştur.

Peki canlılar bu ışığı ne amaçla kullanır? Yanıt, canlıdan canlıya değişir. Ateş böceklerinde ışık temelde bir iletişim aracıdır. Her türün kendine özgü bir yanıp sönme düzeni vardır ve erkeklerle dişiler birbirlerini bu ışık sinyalleriyle tanır. İlginç biçimde bazı ateş böceği türlerinin dişileri, başka türlerin dişilerinin sinyallerini taklit ederek o türlerin erkeklerini kendilerine çeker ve onları avlar. Işık, bu örnekte bir aldatma aracına dönüşmüştür.

Derin denizlerde ise ışık, avlanmanın en önemli araçlarından biridir. Fener balığı olarak bilinen canlılar, başlarının üzerinden uzanan bir çıkıntının ucundaki ışıklı organı yem gibi kullanır. Işığın merakıyla yaklaşan küçük canlılar, kendilerini balığın ağzında bulur. Bazı derin deniz balıkları ise yalnızca belirli bir dalga boyunda, örneğin kırmızı ışık yayar. Derin denizdeki canlıların çoğu bu rengi göremediğinden, bu balıklar adeta görünmez bir el feneriyle avlarını aydınlatabilir.

Işığın bir başka şaşırtıcı kullanımı da gizlenmedir. Okyanusun orta derinliklerinde yukarıdan zayıf bir güneş ışığı süzülür. Bu ortamda aşağıdan bakan bir avcı, ışığın önünde beliren karanlık gölgeleri kolayca fark edebilir. Bazı balık ve kalamarlar, karın bölgelerinden yukarıdan gelen ışıkla aynı yoğunlukta ışık yayarak bu gölgeyi ortadan kaldırır. Karşı aydınlatma adı verilen bu yöntem, canlıyı ışık kullanarak görünmez kılan ustaca bir kamuflajdır.

Bazı canlılar ise ışığı bir savunma aracı olarak kullanır. Belirli kalamar ve karides türleri, tehlike anında suya ışıklı bir sıvı püskürterek avcının dikkatini dağıtır ve bu sırada kaçar. Denizdeki bazı mikroskobik canlılar ise dokunulduğunda parlar. Geceleri dalgaların kıyıya vururken mavimsi bir ışıltıyla parlaması, bu küçük canlıların topluca ışık üretmesinden kaynaklanır.

Işık üretiminin bir maliyeti de vardır. Lusiferin gibi moleküllerin üretilmesi ve ışıklı organların korunması enerji gerektirir. Ayrıca ışık, onu yayan canlıyı istenmeyen gözlere karşı da görünür hâle getirebilir. Bu nedenle pek çok canlı ışığını sürekli değil, yalnızca gerektiğinde ve kısa süreli olarak kullanır. Bazı balıklar, ışıklı organlarının önüne göz kapağına benzeyen bir deri kıvrımı çekerek ışığı istedikleri anda karartabilir. Bu esneklik, ışığın hem bir fırsat hem de bir risk kaynağı olduğunu gösteren evrimsel bir uzlaşmanın ürünüdür.

Biyolüminesans, bilimsel araştırmalarda da değerli bir araca dönüşmüştür. Ateş böceğinin ışık üretmesini sağlayan gen, laboratuvarda başka canlılara aktarılarak belirli genlerin ne zaman ve nerede etkinleştiğini izlemek için kullanılır. Benzer biçimde bir denizanasından elde edilen ve morötesi ışık altında yeşil parlayan bir protein, hücre biyolojisinde devrim yaratmıştır.

Karanlıkta parlayan canlılar, doğanın en zor koşullarda bile ne kadar yaratıcı çözümler üretebildiğini gösterir. Güneş ışığının hiç ulaşmadığı derinliklerde, canlılar kendi ışıklarını yaratarak görülmeyi, gizlenmeyi ve iletişim kurmayı başarmıştır.

Okuduğunu sına

ÖSYM tarzı
Soru 1Bu metinde "karşı aydınlatma" yönteminin işlevi aşağıdakilerden hangisidir?
Soru 2Metne göre biyolüminesansın evrim tarihinde birçok kez bağımsız olarak ortaya çıkması aşağıdaki yargılardan hangisini destekler?