← Teknoloji ve Bilişim

İkiye Katlanan Güç: Moore Yasası

1965'te Amerikalı mühendis Gordon Moore, bir elektronik dergisi için kısa bir makale yazdı. Makalede, bir bilgisayar çipine yerleştirilebilen bileşen sayısının yaklaşık her yıl ikiye katlandığını gözlemlediğini ve bu eğilimin en az on yıl daha sürebileceğini öngördü. Moore, 1975'te bu öngörüsünü güncelleyerek ikiye katlanma süresinin yaklaşık iki yıl olacağını belirtti. Bu gözlem, sonradan "Moore yasası" olarak anılmaya başlandı.

Adında "yasa" sözcüğü geçse de Moore yasası, fizik yasaları gibi bir doğa yasası değildir. O, teknolojik ilerlemenin hızına ilişkin bir gözlem ve öngörüdür. Ancak bu öngörü, sonraki yaklaşık elli yıl boyunca şaşırtıcı bir doğrulukla gerçekleşti. 1970'lerin başında üretilen ilk mikroişlemcilerden biri yaklaşık iki bin üç yüz transistör içeriyordu. Bugün ise bir akıllı telefonun işlemcisinde milyarlarca transistör bulunmaktadır.

Moore yasasının ilginç bir özelliği, kendi kendini gerçekleştiren bir kehanete dönüşmesidir. Yarı iletken endüstrisi, bu öngörüyü bir hedef olarak benimsedi. Şirketler, araştırma ve geliştirme planlarını, bu ikiye katlanma hızını sürdürecek biçimde düzenledi. Moore'un öngörüsü, bir bakıma endüstrinin ulaşmaya çalıştığı bir yol haritası hâline geldi.

Bu üstel büyümenin sonuçları, sezgilerimizi zorlayacak kadar büyüktür. Bir şeyin her iki yılda bir ikiye katlanması, yirmi yılda yaklaşık bin kat, kırk yılda ise yaklaşık bir milyon kat artması anlamına gelir. Bu hızlı ilerleme sayesinde bilgisayarlar, bir zamanlar koca odaları dolduran makineler olmaktan çıkıp cebimize sığan cihazlara dönüştü. Aynı zamanda işlem güçleri muazzam ölçüde arttı ve fiyatları düştü. 1960'larda yalnızca büyük kurumların sahip olabildiği hesaplama gücünün çok daha fazlası, bugün sıradan bir telefonda bulunur.

Bu ilerlemenin temelinde, transistörlerin giderek küçültülmesi yatar. Transistörler küçüldükçe, aynı alana daha fazlası sığdırılabilir, daha hızlı çalışabilir ve daha az enerji tüketebilir. Ancak bu küçülmenin fiziksel sınırları vardır. Günümüzde en gelişmiş çiplerdeki bazı yapılar, yalnızca birkaç düzine atom genişliğindedir. Bu ölçeklerde, kuantum fiziğinin tuhaf etkileri devreye girer ve elektronlar, olmaları gereken yerlerden sızabilir. Ayrıca her yeni nesil çipi üretmek için gereken fabrikaların maliyeti, giderek astronomik rakamlara ulaşmaktadır.

Bu nedenlerle son yıllarda pek çok uzman, Moore yasasının yavaşladığını ya da sonuna yaklaştığını ileri sürmektedir. Ancak bu, bilgi işlem alanındaki ilerlemenin duracağı anlamına gelmez. Mühendisler, çipleri üst üste yığarak üç boyutlu yapılar oluşturma, belirli görevler için özelleşmiş işlemciler tasarlama ve yeni malzemeler kullanma gibi farklı yollar araştırmaktadır. Yapay zekâ uygulamaları için tasarlanan özel işlemciler, bu yaklaşımın örneklerinden biridir.

Moore yasası, teknolojik ilerlemenin hiçbir zaman kendiliğinden gerçekleşmediğini, mühendislerin, bilim insanlarının ve şirketlerin sürekli çabasının ürünü olduğunu da gösterir. Bir gözlemin, bütün bir endüstriye yön veren bir hedefe dönüşmesi, teknoloji tarihinin en ilginç öykülerinden biridir.

Okuduğunu sına

ÖSYM tarzı
Soru 1Bu metne göre Moore yasasının "kendi kendini gerçekleştiren bir kehanete" dönüşmesi aşağıdakilerden hangisini ifade eder?
Soru 2Metne göre transistörlerin küçültülmesinin karşılaştığı sınırlardan biri aşağıdakilerden hangisidir?