← Ekoloji ve Çevre

Birlikte Yaşamanın Biçimleri: Simbiyoz

Doğayı anlatan belgesellerin çoğu, avcı ile av arasındaki amansız mücadeleye odaklanır. Bir aslanın ceylanı kovalaması ya da bir kartalın tavşana dalışı, doğanın acımasız bir yarış alanı olduğu izlenimini güçlendirir. Ancak canlılar arasındaki ilişkiler yalnızca yemek ve yenmekten ibaret değildir. Pek çok tür, bir başka türle uzun süreli ve yakın bir birliktelik içinde yaşar. Biyologlar bu tür yakın ilişkilerin tümüne simbiyoz adını verir.

Simbiyoz kelimesi Yunanca "birlikte yaşamak" anlamına gelir. Günlük dilde çoğu zaman yalnızca iki tarafın da kazandığı ilişkiler için kullanılsa da biyolojide daha geniş bir anlamı vardır. İki farklı türün uzun süre yakın temas içinde yaşadığı her ilişki simbiyoz sayılır. Bu ilişkiler, taraflara sağladıkları yarar ya da zarara göre başlıca üç grupta incelenir: mutualizm, kommensalizm ve parazitlik.

Mutualizm, her iki tarafın da kazançlı çıktığı ilişkidir. Daha önce değinilen mercanlar ile algler ve bitki kökleri ile mantarlar arasındaki ortaklıklar bunun örnekleridir. Bir başka bilinen örnek, palyaço balığı ile deniz şakayığı arasındaki ilişkidir. Palyaço balığı, şakayığın zehirli dokunaçları arasında yırtıcılardan korunur; karşılığında şakayığı temizler, onu bazı düşmanlarından korur ve dışkısıyla ona besin sağlar.

Mutualist ilişkilerin bazıları o kadar sıkıdır ki taraflar birbirleri olmadan yaşayamaz hâle gelmiştir. İncir ağaçları ile incir arıları bunun çarpıcı bir örneğidir. Her incir türünü genellikle yalnızca belirli bir arı türü tozlaştırır ve bu arılar da yalnızca o incirin çiçekleri içinde üreyebilir. Milyonlarca yıllık bir birlikte evrimleşme süreci, iki türü adeta tek bir yaşam döngüsünün parçaları hâline getirmiştir.

Kommensalizmde ise taraflardan biri yarar sağlarken diğeri ne kazanır ne de kaybeder. Büyük köpekbalıklarına yapışarak yolculuk eden vantuzlu balıklar, köpekbalığının avından arta kalan parçalarla beslenir; köpekbalığı ise bu durumdan pek etkilenmez. Ağaç dallarında yaşayan bazı orkideler ve eğrelti otları da ağaca zarar vermeden ışığa daha yakın bir yer edinir. Bu bitkiler, besinlerini ağaçtan değil, havadan ve yağmur suyundan sağlar.

Bazı biyologlar, gerçek anlamda kommensal bir ilişkinin var olup olmadığını sorgular. Onlara göre ilk bakışta tarafsız görünen pek çok ilişkide, yakından bakıldığında küçük bir yarar ya da zarar fark edilebilir. Örneğin bir ağacın dallarında çok sayıda bitki yaşadığında, bu bitkilerin ağırlığı dalların kırılmasına yol açabilir. Bu tartışma, doğadaki ilişkilerin kesin kategorilere her zaman kolayca sığmadığını gösterir.

Parazitlikte ise taraflardan biri yarar sağlarken diğeri zarar görür. Parazit, konakçısından besin ve barınak alır; ancak çoğu zaman onu hemen öldürmez, çünkü konakçının ölümü parazitin de sonu olabilir. Bitlerden bağırsak kurtlarına, ökse otundan bazı mantarlara kadar sayısız canlı bu yaşam biçimini benimsemiştir. Hatta bazı hesaplamalara göre dünyadaki türlerin önemli bir bölümü parazit olarak yaşamaktadır.

Bazı parazitler konakçılarının davranışlarını bile değiştirebilir. Toksoplazma adlı tek hücreli parazitle enfekte olan farelerin, kedi kokusundan korkmadığı, hatta bu kokuya yöneldiği gözlenmiştir. Parazitin yaşam döngüsünü tamamlamak için kedinin bağırsağına ulaşması gerektiği düşünüldüğünde, bu davranış değişikliği parazitin işine yaramaktadır. Böyle örnekler, simbiyotik ilişkilerin ne kadar karmaşık olabileceğini gösterir.

Simbiyotik ilişkiler zaman içinde değişebilir. Bir zamanlar parazit olan bir canlı, evrimsel süreç içinde konakçısına yarar sağlayan bir ortağa dönüşebilir ya da tam tersi yaşanabilir. Hücrelerimizdeki enerji santralleri olan mitokondrilerin, milyarlarca yıl önce başka bir hücrenin içine giren serbest yaşayan bakterilerden türediği kabul edilmektedir. Bu, yaşam tarihindeki en köklü simbiyoz olarak görülür.

İnsan bedeni de başlı başına bir simbiyoz örneğidir. Bağırsaklarımızda, derimizde ve ağzımızda trilyonlarca mikroorganizma yaşar. Bunların büyük çoğunluğu bize zarar vermez; aksine sindirime yardım eder, bazı vitaminleri üretir ve bağışıklık sistemimizin gelişmesine katkıda bulunur. Bilim insanları, bu mikroorganizma topluluğunun sağlığımız üzerindeki etkisini yeni yeni anlamaya başlamaktadır.

Simbiyoz kavramı, doğanın yalnızca rekabet ve mücadeleden oluşmadığını, iş birliğinin de evrimin güçlü bir itici gücü olduğunu hatırlatır. Canlılar dünyası, birbirine bağımlı, birbirini dönüştüren ve çoğu zaman birbiri olmadan var olamayan ilişkilerle örülüdür.

Okuduğunu sına

ÖSYM tarzı
Soru 1Bu metne göre kommensalizm için aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
Soru 2Metinde mitokondrilerden söz edilmesinin amacı aşağıdakilerden hangisidir?