← Teknoloji ve Bilişim

Bilgisayara İnsan Dili Öğretmek: Grace Hopper

1947'de Harvard Üniversitesi'nde çalışan bir grup mühendis, Mark II adlı bilgisayarın neden hatalı çalıştığını araştırırken, makinenin rölelerinden birinin arasına sıkışmış bir güve buldu. Ekip, güveyi çıkarıp çalışma kayıt defterine yapıştırdı ve yanına esprili bir not düştü: "Bulunan ilk gerçek böcek vakası." Bu hikâye, bilgisayar hatalarına "böcek" anlamına gelen "bug" denmesinin ve hata ayıklamaya "debugging" adı verilmesinin kökeni olarak sıkça anlatılır. Aslında "bug" sözcüğü, mühendisler arasında teknik aksaklıkları anlatmak için daha önce de kullanılıyordu; notun esprili olmasının nedeni de buydu. Hikâye, genellikle bu ekipte çalışan ve onu yıllar boyunca anlatarak ünlendiren bir bilgisayar öncüsüyle birlikte anılır: Grace Hopper.

Grace Hopper, 1906'da New York'ta doğdu. Matematik alanında doktora yaptı ve bir üniversitede matematik dersleri verdi. İkinci Dünya Savaşı sırasında Amerikan Donanması'na katıldı ve Harvard'daki Mark I bilgisayarının programlanmasıyla görevlendirildi. Mark I, o dönemin en büyük elektromekanik bilgisayarlarından biriydi ve onu programlamak, son derece zahmetli bir işti.

O yıllarda bilgisayarlar, yalnızca makinenin anlayabildiği sayısal kodlarla programlanabiliyordu. Programcılar, her talimatı makinenin anlayacağı biçimde, sayılar dizisi olarak yazmak zorundaydı. Bu süreç hem yavaştı hem de hataya çok açıktı. Hopper, bu durumun değişmesi gerektiğine inanıyordu. Ona göre bilgisayarlar, insanların anlayabileceği bir dille, örneğin İngilizceye yakın sözcüklerle programlanabilmeliydi. Bilgisayar, bu talimatları kendisi makine koduna çevirebilirdi.

Bu fikir, o dönemde pek çok kişi tarafından şüpheyle karşılandı. Hopper'ın sonradan anlattığına göre, meslektaşları ona bilgisayarların yalnızca aritmetik yapabileceğini ve sözcükleri anlayamayacağını söylüyordu. Hopper, bu görüşlere rağmen çalışmalarını sürdürdü. 1950'lerin başında, yazılan talimatları otomatik olarak makine koduna çeviren ilk programlardan birini geliştirdi. Bu tür programlara bugün "derleyici" adı verilir. Derleyiciler, programcıların daha anlaşılır dillerde program yazmasını mümkün kılarak yazılım geliştirmede devrim yarattı.

Hopper'ın çalışmaları, 1959'da geliştirilen COBOL adlı programlama dilinin temelini oluşturdu. COBOL, özellikle iş dünyası ve devlet kurumları için tasarlanmıştı ve İngilizceye benzeyen bir sözdizimine sahipti. Bu dil, sonraki on yıllarda bankacılık, sigortacılık ve kamu yönetimi gibi alanlarda yaygın olarak kullanıldı. Şaşırtıcı bir biçimde, bugün hâlâ dünyadaki pek çok bankanın ve kamu kurumunun temel sistemlerinde COBOL ile yazılmış programlar çalışmaktadır.

Hopper, aynı zamanda renkli kişiliği ve akılda kalıcı sözleriyle de tanınırdı. Kurumlardaki bürokrasiye ve değişime direnç gösteren tutumlara karşı sık sık mücadele etti. "Dilimizdeki en tehlikeli cümle, 'Biz bunu hep böyle yaptık.' cümlesidir." sözü, ona atfedilir. Ayrıca bilgisayar bilimini anlatmak için yaptığı yaratıcı gösterimlerle tanınırdı. Örneğin bir nanosaniyenin ne kadar kısa bir süre olduğunu göstermek için, elektriğin bir nanosaniyede alabileceği yol olan yaklaşık otuz santimetre uzunluğunda teller dağıtırdı.

Grace Hopper, Amerikan Donanması'ndan tuğamiral rütbesiyle emekli oldu ve 1992'de hayatını kaybetti. Bilgisayarları uzmanların tekelinden çıkararak daha geniş kitlelerin kullanabileceği araçlara dönüştürme vizyonu, onu bilgisayar tarihinin en etkili isimlerinden biri yaptı.

Okuduğunu sına

ÖSYM tarzı
Soru 1Bu metne göre Grace Hopper'ın bilgisayar programlamaya en önemli katkısı aşağıdakilerden hangisidir?
Soru 2Metinde Hopper'ın dağıttığı yaklaşık otuz santimetrelik tellerden söz edilmesinin amacı aşağıdakilerden hangisidir?