İnsanın Çağı: Antroposen Tartışması
Jeologlar, Dünya'nın dört buçuk milyar yıllık tarihini, kayaç katmanlarında bıraktığı izlere göre farklı zaman dilimlerine ayırır. Bu zaman dilimleri, büyük yok oluşlar, iklim değişiklikleri ya da canlı topluluklarındaki köklü dönüşümler gibi olaylarla birbirinden ayrılır. Dinozorların yaşadığı dönemler, buzul çağları ve memelilerin yükselişi, bu jeolojik zaman ölçeğinde kendine özgü yerlere sahiptir. Resmî jeolojik zaman ölçeğine göre bugün, son buzul çağının sona ermesiyle yaklaşık on bir bin yedi yüz yıl önce başlayan Holosen adlı dönemde yaşıyoruz.
Ancak yirmi birinci yüzyılın başında bazı bilim insanları, insan etkinliklerinin gezegen üzerindeki etkisinin o kadar büyük bir boyuta ulaştığını ve Dünya'nın yeni bir jeolojik çağa girdiğini öne sürdü. Bu düşünceyi yaygınlaştıran kişilerden biri, ozon tabakasının incelmesine ilişkin çalışmalarıyla Nobel ödülü kazanmış olan Hollandalı atmosfer kimyacısı Paul Crutzen'di. Crutzen, 2000 yılında katıldığı bir bilimsel toplantıda, Holosen'de yaşadığımızın söylenmesine itiraz ederek artık Antroposen'de yaşadığımızı belirtti. Antroposen, Yunancada insan anlamına gelen kelimeden türetilmiş olup insanın çağı anlamına gelir.
Antroposen kavramını savunanlar, insanlığın gezegeni pek çok açıdan köklü biçimde değiştirdiğine dikkat çeker. İnsanlar, atmosferin bileşimini değiştirmiş ve atmosferdeki karbondioksit miktarını en az yüz binlerce yıldır görülmemiş bir düzeye çıkarmıştır. Dünya'nın buzla kaplı olmayan kara yüzeyinin büyük bir kısmı, tarım alanları, otlaklar, kentler ve yollar tarafından dönüştürülmüştür. Nehirlerin önemli bir kısmının akışı barajlarla değiştirilmiştir. Pek çok canlı türü, insan etkinlikleri nedeniyle yok olmuş ya da yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmıştır.
İnsan etkinlikleri, gelecekteki jeologların bile fark edebileceği izler bırakmaktadır. Plastikler, alüminyum ve beton gibi doğada daha önce hiç bulunmayan ya da çok ender bulunan malzemeler, tortu katmanlarında birikmektedir. Bazı bilim insanları, plastiklerin kayaçların içinde kalıcı izler bırakabileceğini ve bu izlerin gelecekte bir jeolojik katmanın göstergesi olabileceğini düşünmektedir. Evcil tavukların kemikleri bile, dünya genelinde her yıl tüketilen muazzam sayıda tavuk nedeniyle, Antroposen'in olası göstergeleri arasında anılmıştır.
Antroposen'in resmî bir jeolojik dönem olarak kabul edilebilmesi için, bu dönemin ne zaman başladığının belirlenmesi gerekir. Bu konuda farklı görüşler ileri sürülmüştür. Bazı bilim insanları, Antroposen'in yaklaşık on bin yıl önce tarımın başlamasıyla başladığını savunur. Bazıları, on sekizinci yüzyılın sonlarında Sanayi Devrimi ile fosil yakıt kullanımının hızla arttığı dönemi başlangıç olarak önerir. Bir başka görüşe göre ise Antroposen'in başlangıcı, yirminci yüzyılın ortasıdır.
Yirminci yüzyılın ortası, büyük hızlanma olarak adlandırılan bir dönemin başlangıcıdır. İkinci Dünya Savaşı'nın ardından nüfus, ekonomik üretim, enerji tüketimi, gübre kullanımı ve plastik üretimi gibi pek çok göstergede çarpıcı bir artış yaşanmıştır. Bu dönemin belki de en belirgin jeolojik işareti, nükleer silah denemelerinin dünya geneline yaydığı radyoaktif parçacıklardır. Ellili ve altmışlı yıllarda yapılan atmosferik nükleer denemeler, dünyanın her yerinde tortularda ve buzullarda tespit edilebilen belirgin bir radyoaktif katman bırakmıştır. Bu katman, gelecekteki jeologlar için kesin bir zaman işareti olabilir.
Antroposen'i resmî olarak tanımlamak amacıyla bir grup bilim insanı yıllarca çalıştı ve Kanada'daki bir gölün tabanındaki tortu katmanlarını bu yeni dönemin başlangıcını temsil eden bir referans noktası olarak önerdi. Ancak 2024 yılında jeolojik zaman ölçeğini belirleyen uluslararası kurumun ilgili alt komisyonu, Antroposen'in resmî bir jeolojik dönem olarak kabul edilmesi önerisini reddetti. Karşı çıkan bilim insanlarının bir kısmı, yetmiş yıllık bir sürenin jeolojik zaman ölçeğinde son derece kısa olduğunu ve insan etkisinin tek bir tarihle sınırlandırılamayacak kadar uzun ve aşamalı bir süreç olduğunu savundu.
Bu karar, Antroposen kavramının önemini ortadan kaldırmamıştır. Pek çok bilim insanı, Antroposen'in resmî bir jeolojik dönem olmasa bile, insan etkinliklerinin gezegen üzerindeki etkisini anlatan güçlü bir kavram olarak kullanılmaya devam edeceğini belirtmektedir. Bazı jeologlar, Antroposen'i kesin sınırları olan bir dönem yerine, insan etkisinin giderek arttığı bir olay olarak tanımlamayı önermektedir. Kavram, yalnızca jeolojide değil, felsefeden sanata, tarihten siyasete kadar pek çok alanda geniş tartışmalara konu olmuştur.
Antroposen tartışması, insanlığın gezegen üzerindeki etkisini sorgulamamıza yol açan önemli bir düşünce fırsatı sunar. Bir türün, bütün bir gezegenin jeolojik ve biyolojik süreçlerini değiştirebilecek bir güce ulaşması, Dünya tarihinde eşi görülmemiş bir durumdur. Bu güç, beraberinde büyük bir sorumluluk da getirir.
Antroposen kavramı resmî kabul görsün ya da görmesin, gelecekteki jeologların bugünkü kayaç katmanlarında insanlığın bıraktığı izleri açıkça göreceği kesin gibi görünmektedir. Bu izlerin nasıl bir öykü anlatacağı ise büyük ölçüde bugün vereceğimiz kararlara bağlıdır.