← Psikoloji

Herkes Aynı Fikirdeyse: Grup Düşüncesi

1961 baharında Amerikan hükümeti, Küba'daki yeni yönetimi devirmek amacıyla bir harekât planladı. Plan, sürgündeki yaklaşık bin dört yüz Kübalının Domuzlar Körfezi'ne çıkarma yapmasını ve halkın da bu harekâtı destekleyerek ayaklanmasını öngörüyordu. Başkan John F. Kennedy ve danışmanları, ülkenin en parlak beyinlerinden oluşan bir ekipti. Buna rağmen harekât birkaç gün içinde büyük bir başarısızlıkla sonuçlandı. Çıkarma yapan birlikler kısa sürede yenildi ve beklenen halk ayaklanması hiç gerçekleşmedi.

Bu kadar zeki ve deneyimli insanlar, nasıl olur da bu kadar kusurlu bir plana onay verebilmişti? Amerikalı psikolog Irving Janis, bu soruyu ve benzeri başarısız kararları inceleyerek bir kavram geliştirdi: grup düşüncesi. Janis'e göre bazı gruplar, uyumu ve birliği korumayı o kadar önemser ki eleştirel düşünmeyi bir kenara bırakır. Grup üyeleri, aykırı görüşleri dile getirmekten kaçınır ve sonunda kötü kararlar verir.

Janis, grup düşüncesinin bazı belirtilerini tanımladı. Bunlardan biri, grubun kendini yenilmez ve ahlaken üstün görmesidir. Bir diğeri, grubun kararlarını sorgulayan dış bilgileri ve uyarıları küçümsemesidir. Grup üyeleri, şüphelerini kendi içlerinde bastırarak bir tür öz sansür uygular. Herkes sessiz kaldığı için de grubun oybirliği içinde olduğu yanılsaması oluşur. Bazı üyeler ise lidere ulaşabilecek rahatsız edici bilgileri engelleyen birer "bekçi" rolü üstlenir.

Domuzlar Körfezi kararında bu belirtilerin pek çoğu görülüyordu. Daha sonra anlatılanlara göre bazı danışmanların planla ilgili ciddi şüpheleri vardı; ancak toplantılarda bunları dile getirmediler. Yeni seçilmiş bir başkanın etrafındaki bu ekip, birbirine bağlı ve iyimser bir hava içindeydi. Planın varsayımlarını sorgulamak, bu havayı bozmak anlamına gelecekti.

Grup düşüncesinin ortaya çıkma olasılığını artıran koşullar da vardır. Grubun dış dünyadan yalıtılmış olması, güçlü bir liderin görüşünü baştan açıkça belirtmesi, kararların zaman baskısı altında verilmesi ve grup üyelerinin birbirine çok benzemesi bu koşullar arasındadır. 1986'da patlayan Challenger uzay mekiğinin fırlatılma kararı da bu bağlamda sıkça tartışılır. Bazı mühendisler soğuk havada parçaların sorun yaratabileceği konusunda uyarılarda bulunmuş, ancak bu uyarılar karar sürecinde yeterince dikkate alınmamıştı.

Janis, grup düşüncesini önlemek için çeşitli öneriler sundu. Liderin tartışmanın başında kendi görüşünü açıklamaması, üyelerin şüphelerini rahatça dile getirmesini kolaylaştırır. Gruptan birine bilinçli olarak "şeytanın avukatı" rolü verilerek, planın zayıf noktalarını araması istenebilir. Dışarıdan uzmanların görüşüne başvurmak ve büyük kararlar verilmeden önce ikinci bir değerlendirme toplantısı yapmak da önerilen yöntemler arasındadır.

İlginç bir şekilde, Kennedy yönetimi bu dersi kısa süre içinde uyguladı. Bir yıl sonra yaşanan Küba Füze Krizi sırasında Kennedy, bazı toplantılara bilerek katılmadı ve danışmanlarının görüşlerini kendi etkisi olmadan tartışmalarını sağladı. Farklı seçenekler ayrıntılı biçimde değerlendirildi. Bu süreç, krizin barışçıl biçimde çözülmesinde önemli bir rol oynadı.

Grup düşüncesi kavramı, sonraki araştırmalarla ayrıntılandırıldı ve bazı yönleri eleştirildi. Ancak temel uyarısı geçerliliğini koruyor: Bir grupta herkesin aynı fikirde olması, her zaman doğru yolda olunduğu anlamına gelmez. Bazen en değerli katkı, rahatsız edici bir soruyu sormaya cesaret eden kişiden gelir.

Okuduğunu sına

ÖSYM tarzı
Soru 1Bu metne göre Janis'in tanımladığı "öz sansür" belirtisi aşağıdakilerden hangisidir?
Soru 2Metinde Küba Füze Krizi'nden söz edilmesinin amacı aşağıdakilerden hangisidir?