← Astronomi ve Uzay

Gökten Gelen Felaket: Dinozorların Sonu

Yaklaşık altmış altı milyon yıl önce, Dünya'daki yaşamın tarihini kökten değiştiren bir olay yaşandı. Yaklaşık yüz altmış milyon yıl boyunca karalarda egemen olan dinozorlar, kuşların ataları olan bir grup dışında tamamen ortadan kayboldu. Yalnızca dinozorlar değil, denizlerdeki büyük sürüngenler, uçan sürüngenler ve pek çok küçük canlı türü de aynı dönemde yok oldu. Bazı tahminlere göre o dönemde yaşayan türlerin dörtte üçü bu büyük yok oluşta ortadan kalktı. Bu olayın nedeni, uzun yıllar boyunca bilim dünyasının en büyük bilmecelerinden biri olarak kaldı.

Yok oluşu açıklamak için pek çok kuram öne sürüldü. Bazı bilim insanları iklimin yavaş yavaş değiştiğini ve dinozorların buna uyum sağlayamadığını düşündü. Bazıları hastalıkları, bazıları ise yeni ortaya çıkan memelilerin dinozor yumurtalarını yemesini olası nedenler arasında saydı. Daha sıra dışı açıklamalar da yapıldı. Ancak bu kuramların hiçbiri, karada ve denizde, büyük ve küçük pek çok canlının jeolojik açıdan kısa bir sürede neden aynı anda yok olduğunu ikna edici biçimde açıklayamıyordu.

1980 yılında, Amerikalı fizikçi Luis Alvarez ve jeolog oğlu Walter Alvarez liderliğindeki bir ekip, bu bilmeceye çarpıcı bir yanıt önerdi. Ekip, İtalya'daki kayaç katmanlarını incelerken, dinozorların yok oluşu dönemine karşılık gelen ince bir kil tabakasıyla karşılaştı. Bu tabakada, iridyum adlı elementin son derece yüksek miktarlarda bulunduğunu keşfettiler. İridyum, yer kabuğunda çok nadir bulunan bir elementtir; ancak göktaşlarında çok daha yaygındır. Aynı iridyum zenginliği, daha sonra dünyanın pek çok farklı bölgesinde aynı yaştaki kayaç katmanlarında da bulundu.

Alvarez ekibi, bu iridyumun büyük bir göktaşının Dünya'ya çarpmasından kaynaklandığını öne sürdü. Hesaplamalarına göre çarpan cismin çapı yaklaşık on kilometre olmalıydı. Bu büyüklükte bir cismin Dünya'ya çarpması, akıl almaz miktarda enerji açığa çıkarır ve büyük miktarda toz ile kayayı atmosfere fırlatırdı. Bu toz bulutu, aylarca, belki de yıllarca güneş ışığını engelleyerek Dünya'yı karanlığa ve soğuğa gömebilirdi. Fotosentez yapan bitkilerin ve planktonların ölmesi, besin zincirlerinin çökmesine ve pek çok türün yok olmasına yol açabilirdi.

Bu kuram başlangıçta pek çok bilim insanı tarafından kuşkuyla karşılandı. Kuramın en büyük eksikliği, böylesine büyük bir çarpışmanın bırakması gereken dev krateri henüz kimsenin bulamamış olmasıydı. Bazı araştırmacılar kraterin okyanus tabanında olabileceğini ve zamanla yok olmuş olabileceğini düşündü. Ancak doksanlı yılların başında, Meksika'nın Yukatan Yarımadası'nda, kısmen kara altında kısmen denizin altında gömülü kalmış yaklaşık yüz seksen kilometre çapında dev bir krater tanımlandı. Kraterin yaşı, dinozorların yok oluşuyla tam olarak örtüşüyordu.

Aslında bu yapı, birkaç on yıl önce bir petrol şirketi için çalışan jeofizikçiler tarafından fark edilmişti. Ancak bu bulgular uzun süre geniş bilim çevrelerinin dikkatini çekmemişti. Kraterin yakınındaki bir kasabanın adıyla anılan bu yapının keşfi, Alvarez kuramına güçlü bir destek sağladı. Bölgede ve çevresinde, çarpışmanın oluşturduğu dev tsunamilerin bıraktığı tortular, çarpışma sırasında eriyerek havaya fırlayan ve cam boncuklar hâlinde yağan kayaçlar ve aşırı basınçla biçim değiştirmiş mineraller gibi pek çok kanıt bulundu.

Bugün bilim insanları, çarpışmanın sonuçlarını çok daha ayrıntılı biçimde canlandırabilmektedir. Çarpışma anında oluşan şok dalgası, binlerce kilometre uzaklığa kadar yıkıma yol açtı. Atmosfere fırlatılan sıcak kaya parçaları yeniden yere düşerken, bazı bölgelerde geniş orman yangınlarına neden olmuş olabilir. Çarpışma bölgesindeki kayaçların kükürt bakımından zengin olması, atmosfere büyük miktarda kükürt salınmasına ve bunun da güneş ışığını engelleyerek uzun süreli bir soğumaya yol açmasına neden olmuş olabilir.

Ancak tartışma tamamen sona ermiş değildir. Aynı dönemde Hindistan'da, Dekkan Platoları adı verilen bölgede, yüz binlerce yıl süren devasa volkanik patlamalar yaşanmıştı. Bu patlamalar da atmosfere büyük miktarda gaz salarak iklimi etkilemiş olabilir. Bazı bilim insanları, volkanik etkinliğin ekosistemleri zaten zayıflattığını ve göktaşının bunun üzerine son darbeyi vurduğunu düşünmektedir. Göktaşı ile volkanların göreli rolü, hâlâ araştırılan bir konudur.

Dinozorların yok oluşu, yaşamın tarihinde yeni bir sayfa açtı. Dinozorların egemen olduğu dönemde çoğunlukla küçük ve gece etkin canlılar olan memeliler, boşalan ekolojik alanlara yayılarak hızla çeşitlendi. Bu süreç, milyonlarca yıl sonra insanların da ortaya çıkmasının yolunu açtı. Başka bir deyişle uzaydan gelen bir felaket, bizim varlığımız için de belirleyici bir rol oynamış olabilir.

Bu olay, Dünya'nın uzaydan gelen tehlikelere karşı savunmasız olduğunu da hatırlatır. Bugün gökbilimciler, Dünya'ya yaklaşabilecek gök cisimlerini sürekli izlemekte ve olası bir tehlikeye karşı önlem geliştirmektedir. 2022 yılında bir uzay aracı, bir küçük gök cisminin yörüngesini çarpışma yoluyla değiştirmeyi başararak bu alanda önemli bir adım atmıştır.

Okuduğunu sına

ÖSYM tarzı
Soru 1Bu metne göre Alvarez ekibinin bir göktaşı çarpması olduğu sonucuna varmasını sağlayan bulgu aşağıdakilerden hangisidir?
Soru 2Bu metinde Dekkan Platoları'ndaki volkanik etkinlikten söz edilmesinin amacı aşağıdakilerden hangisidir?