← Kimya

Dengeyi Bozmak ve Yeniden Kurmak: Le Chatelier İlkesi

Kimyasal tepkimelerin pek çoğu, tek yönlü bir yolculuk değildir. Bazı tepkimelerde ürünler oluşurken, aynı anda bu ürünler yeniden birbirleriyle tepkimeye girerek başlangıçtaki maddelere dönüşür. Bu tür tepkimelere tersinir tepkimeler adı verilir. Tersinir bir tepkime kapalı bir kapta bir süre ilerledikten sonra, ileri yöndeki tepkimenin hızı ile geri yöndeki tepkimenin hızı birbirine eşitlenir. Bu noktada, tepkimeye giren maddelerin ve ürünlerin miktarı artık değişmez. Bu duruma kimyasal denge adı verilir.

Kimyasal dengenin önemli bir özelliği, durgun bir durum olmamasıdır. Dışarıdan bakıldığında hiçbir şey değişmiyor gibi görünse de moleküller düzeyinde tepkimeler kesintisiz olarak her iki yönde de sürmektedir. Bu durum, kalabalık bir alışveriş merkezinin bir katına benzetilebilir. Her dakika bazı insanlar kata gelirken, aynı sayıda insan da kattan ayrılır. Kattaki toplam insan sayısı sabit kalır; ancak katta bulunan kişiler sürekli değişir. Kimyacılar bu nedenle kimyasal dengeyi dinamik denge olarak tanımlar.

On dokuzuncu yüzyılın sonlarında Fransız kimyacı Henri Louis Le Chatelier, dengedeki bir sistemin dış etkilere nasıl tepki verdiğini açıklayan genel bir ilke ortaya koydu. Bu ilkeye göre dengedeki bir sisteme bir etki uygulandığında, sistem bu etkiyi azaltacak yönde kayar ve yeni bir denge kurar. Başka bir deyişle sistem, kendisine dayatılan değişikliğe karşı koyuyormuş gibi davranır. Bu basit ilke, kimyasal dengeyle ilgili pek çok durumu öngörmeyi mümkün kılar.

Bu ilkenin ilk uygulaması, maddelerin derişimiyle ilgilidir. Dengedeki bir sisteme tepkimeye giren maddelerden biri eklendiğinde, sistem bu fazlalığı azaltmak için ileri yönde kayar ve daha fazla ürün oluşur. Tersine, ürünlerden biri ortamdan uzaklaştırıldığında da sistem bu eksikliği gidermek için yine ileri yönde kayar. Kimya sanayisinde bu ilkeden sıklıkla yararlanılır. Oluşan ürün sürekli olarak ortamdan çekildiğinde, tepkime durmadan ilerler ve çok daha yüksek verim elde edilir.

Sıcaklık değişiklikleri de dengeyi etkiler. Bazı tepkimeler ilerlerken ısı açığa çıkarır, bazıları ise ısı soğurur. Isı açığa çıkaran bir tepkimede sıcaklık artırıldığında, sistem bu fazla ısıyı azaltmak için ısı soğuran yöne, yani geri yöne kayar. Bu nedenle ısı açığa çıkaran tepkimelerde yüksek sıcaklık, ürün miktarını azaltır. Ancak düşük sıcaklıkta da tepkimeler çok yavaş gerçekleşir. Kimyacılar ve mühendisler, bu iki etken arasında en uygun dengeyi kurmaya çalışır.

Gaz içeren tepkimelerde basınç da önemli bir rol oynar. Bir tepkimede bir yönde daha az gaz molekülü oluşuyorsa, basıncın artırılması sistemi o yöne kaydırır. Böylece sistem, molekül sayısını azaltarak basınçtaki artışı hafifletmeye çalışır. Daha önce ele aldığımız Haber-Bosch sürecinde azot ve hidrojen gazları birleşerek amonyak oluşturur ve bu tepkimede gaz moleküllerinin sayısı azalır. Bu nedenle yüksek basınç, daha fazla amonyak oluşmasını sağlar. Süreçte kullanılan son derece yüksek basınçlar bu ilkeye dayanır.

Le Chatelier ilkesinin etkileri, bedenimizde de gözlenebilir. Kanımızdaki hemoglobin molekülü, akciğerlerde oksijenle bağlanır ve dokularda oksijeni bırakır. Bu süreç, kimyasal dengeyle yakından ilişkilidir. Akciğerlerde oksijen miktarı yüksek olduğu için denge, oksijenin hemoglobine bağlandığı yöne kayar. Dokularda ise oksijen hücreler tarafından tüketildiği için oksijen miktarı düşüktür ve denge, oksijenin serbest bırakıldığı yöne kayar.

Bu dengenin önemi, yüksek rakımlarda daha açık biçimde ortaya çıkar. Yüksek dağlarda havanın basıncı ve dolayısıyla soluduğumuz oksijen miktarı azalır. Bu nedenle hemoglobine bağlanan oksijen miktarı da düşer ve dağcılar halsizlik, nefes darlığı ve baş ağrısı gibi belirtiler yaşayabilir. Yüksek rakımda bir süre kalan kişilerin bedeni ise zamanla daha fazla hemoglobin üreterek bu duruma uyum sağlar. Bazı sporcuların yüksek rakımlı bölgelerde antrenman yapmasının nedenlerinden biri budur.

Okyanuslarda da benzer bir denge söz konusudur. Atmosferdeki karbondioksit, okyanus suyunda çözünerek bir dizi tersinir tepkimeye girer. Atmosferdeki karbondioksit miktarı arttıkça bu denge kayar ve okyanus suyu daha asidik hâle gelir. Bu kayma, kabuklarını kalsiyum karbonattan yapan canlıların kullanabileceği karbonat iyonlarının miktarını da azaltır. Okyanus asitlenmesi olarak bilinen bu süreç, Le Chatelier ilkesinin çevresel sonuçlarının güncel bir örneğidir.

Gazlı içeceklerde de bu ilkeyi gözlemlemek mümkündür. Kapalı bir şişede karbondioksit gazı yüksek basınç altında sıvıda çözünmüş olarak bulunur. Şişenin kapağı açıldığında basınç aniden düşer ve denge, gazın sıvıdan ayrıldığı yöne kayar. Bu nedenle içecek köpürür ve açık bırakılan bir içecek zamanla gazını kaybeder. İçeceğin ılık olması da gazın daha hızlı kaçmasına yol açar.

Le Chatelier ilkesi, doğadaki pek çok sistemin değişikliklere karşı bir tür denge arayışı içinde olduğunu gösterir. Bu basit ama güçlü ilke, laboratuvardan fabrikalara, bedenimizden okyanuslara kadar pek çok alanda olup biteni anlamamıza yardımcı olur.

Okuduğunu sına

ÖSYM tarzı
Soru 1Bu metne göre kimyasal dengenin "dinamik denge" olarak tanımlanmasının nedeni aşağıdakilerden hangisidir?
Soru 2Bu metinde gazlı bir içeceğin kapağı açıldığında köpürmesi aşağıdakilerden hangisiyle açıklanmıştır?