← Fizik

Tonlarca Metal Havada: Uçaklar Nasıl Uçar?

Yüzlerce yolcuyu ve tonlarca yükü taşıyan dev bir yolcu uçağının havada süzülmesi, her seferinde insana bir mucize gibi gelir. İnsanlık, binlerce yıl boyunca kuşları izleyerek uçmayı hayal etmiştir. Leonardo da Vinci gibi düşünürler kanat çırparak uçan makineler tasarlamış, ancak bu tasarımların hiçbiri başarılı olamamıştır. İnsanlı ve motorlu ilk başarılı uçuş, 1903 yılında Amerikalı Wright kardeşler tarafından gerçekleştirildi. Bu ilk uçuş yalnızca on iki saniye sürdü; ancak insanlık tarihinde yeni bir çağı başlattı.

Bir uçağın havada kalabilmesi, dört temel kuvvetin dengesine bağlıdır. Ağırlık, uçağı aşağı doğru çeken yerçekimi kuvvetidir. Kaldırma kuvveti, kanatların oluşturduğu ve uçağı yukarı doğru iten kuvvettir. İtme kuvveti, motorların uçağı ileri doğru sürmesiyle oluşur. Sürükleme kuvveti ise havanın uçağın hareketine karşı gösterdiği dirençtir. Uçağın düz bir çizgide sabit hızla uçabilmesi için kaldırma kuvvetinin ağırlığa, itme kuvvetinin ise sürüklemeye eşit olması gerekir.

Uçuşun asıl gizemi, kanatların bu kadar büyük bir kaldırma kuvvetini nasıl oluşturduğudur. Uçak kanatları, kesitine bakıldığında özel bir biçime sahiptir. Kanadın ön kısmı yuvarlak ve kalın, arka kısmı ise ince ve sivridir. Üst yüzeyi genellikle alt yüzeyine göre daha kavislidir. Kanat ayrıca havaya, ön kısmı hafifçe yukarı bakacak biçimde belirli bir açıyla çarpar. Bu biçim ve açı, kanadın çevresinden akan havanın davranışını belirler.

Kaldırma kuvvetinin oluşumu, popüler kaynaklarda sıklıkla yanlış biçimde anlatılır. Yaygın bir açıklamaya göre kanadın üst yüzeyi daha uzun olduğu için, üstten geçen hava alttan geçen havayla kanadın arka ucunda aynı anda buluşabilmek için daha hızlı hareket etmek zorundadır. Bu açıklama ilk bakışta mantıklı görünse de yanlıştır. Havanın iki parçasının kanadın arkasında yeniden buluşması gerektiğine dair hiçbir fiziksel neden yoktur. Ölçümler, üstten geçen havanın aslında alttan geçen havadan çok daha önce kanadın arka ucuna ulaştığını göstermektedir.

Kaldırma kuvvetinin doğru açıklaması, iki tamamlayıcı bakış açısını içerir. Birinci bakış açısı basınç farkıyla ilgilidir. Kanadın biçimi ve açısı nedeniyle kanadın üst yüzeyinden geçen hava hızlanır ve burada basınç düşer. Kanadın altında ise basınç görece yüksek kalır. Kanadın altındaki yüksek basınç ile üstündeki düşük basınç arasındaki fark, kanadı yukarı doğru iter. Hızlanan akışkanların basıncının düşmesi ilkesi, on sekizinci yüzyılda İsviçreli matematikçi Daniel Bernoulli tarafından ortaya konmuştur.

İkinci bakış açısı ise Newton'ın hareket yasalarına dayanır. Kanat, çevresinden geçen havayı aşağı doğru yönlendirir. Newton'ın üçüncü yasasına göre her etkiye eşit ve zıt yönde bir tepki vardır. Kanat havayı aşağı doğru ittiğinde, hava da kanadı yukarı doğru iter. Bir uçağın arkasında oluşan ve aşağı doğru yönelen hava akımı, bu etkinin bir göstergesidir. Basınç farkı açıklaması ile havanın aşağı yönlendirilmesi açıklaması birbirine rakip değildir; aynı olayı farklı açılardan tanımlarlar.

Bu ilkeyi günlük yaşamda deneyimlemek mümkündür. Hareket eden bir arabanın penceresinden elinizi düz bir biçimde dışarı uzattığınızda, eliniz havayı yararak ilerler. Elinizin ön kısmını hafifçe yukarı doğru eğdiğinizde ise elinizin yukarı doğru itildiğini hissedersiniz. Eğim açısını artırdıkça kaldırma kuvveti de artar. Ancak açı belirli bir değeri aştığında, hava elinizin üst yüzeyinden düzgün biçimde akmayı bırakır ve kaldırma kuvveti aniden azalır.

Uçaklarda bu duruma tutunma kaybı adı verilir ve son derece tehlikelidir. Kanadın hava akımına çarpma açısı çok büyüdüğünde, kanadın üst yüzeyindeki düzgün akış bozulur ve girdaplar oluşur. Bu durumda kaldırma kuvveti hızla azalır ve uçak yükseklik kaybetmeye başlar. Pilotlar, bu tehlikeli durumu önlemek ve ondan kurtulmak için özel eğitim alır. Modern uçaklarda ise tutunma kaybına yaklaşıldığında pilotları uyaran sistemler bulunur.

Kaldırma kuvvetinin büyüklüğü, uçağın hızına, kanatların büyüklüğüne ve havanın yoğunluğuna bağlıdır. Uçak hızlandıkça kaldırma kuvveti hızla artar. Bu nedenle uçakların havalanabilmesi için pist boyunca yeterli hıza ulaşması gerekir. Havanın yoğunluğu da önemlidir. Sıcak havalarda ve yüksek rakımlı havalimanlarında hava daha seyrek olduğu için uçakların havalanması için daha uzun pistlere ya da daha düşük yüklere ihtiyaç duyulabilir.

Uçak kanatlarında, iniş ve kalkış sırasında kullanılan hareketli parçalar da bulunur. Kalkış ve iniş sırasında uçağın hızı görece düşüktür ve yeterli kaldırma kuvvetinin oluşması zorlaşır. Bu nedenle pilotlar, kanatların arka ve ön kısmındaki bazı parçaları açarak kanadın yüzey alanını ve kavisini artırır. Böylece uçak düşük hızlarda da yeterli kaldırma kuvveti üretebilir. Pencere kenarında oturan yolcular, iniş sırasında kanatların biçiminin değiştiğini kolayca gözlemleyebilir.

Wright kardeşlerin kısa uçuşundan bu yana geçen bir asırdan biraz fazla süre içinde, havacılık son derece büyük bir gelişme göstermiştir. Bugün her gün milyonlarca insan, kıtalar arasında güvenle seyahat etmektedir. Bu başarı, havanın görünmez kuvvetlerini anlamak ve onları ustaca kullanmak sayesinde mümkün olmuştur.

Okuduğunu sına

ÖSYM tarzı
Soru 1Bu metne göre kaldırma kuvvetinin popüler kaynaklarda sıklıkla verilen açıklamasının yanlış olmasının nedeni aşağıdakilerden hangisidir?
Soru 2Bu metinde basınç farkı açıklaması ile havanın aşağı yönlendirilmesi açıklaması arasındaki ilişki için ne söylenmektedir?